Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

CTP, nasıl şamar oğlanı oldu? (*)

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   18 Temmuz 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

CTP'nin hükümetteki icraatlarını, bırakın sıradan CTP üyelerini, partinin en yetkili organlarında görev yapanlar savunmaktan kaçınıyor.

Partinin en yetkili konumlarında olan insanların küslük noktasında iletişim sorunu olduğunu siyaseti yakından izleyenler çok iyi biliyor. Mecliste yan yana oturup üç kelimelik konuşmayı uzun zamandır yapmayan insanlar var.

Hükümette yer almayan parti yetkilileri hükümete, partide yetkili konumu olmayanlar da hem parti yönetimi hem de hükümete muhalif. Sonuçta ülkede olmayan muhalefetin boşluğunu CTP kendi içinden fazlasıyla dolduruyor

Aşağıda okuyacağınız satırlar 30 Mayıs 2008'de bu köşede sizlerle buluşturduğum satırlardır. Yazacak konum çok, ama bu gün aynı yazıyı sizlerle bir kez daha paylaşmak istedim. Aslında sizlerle paylaşırken yazının adresini bir kez daha gitmesini istedim.

İşte 30 Mayıs 2008'de yazdığım "CTP nasıl şamar oğlanı oldu?" başlıklı yazım.

Bazı bölümlerin altını bu kez özellikle çizdim:

* * *

" Yönetenlerin en önemli görevlerinden biri sorun yaşanmasına izin vermemektir.

Birileri sorun yaratmaya çalışırken yöneten ona fırsat vermeyecek.

Bu mümkün mü?

Evet mümkündür.

Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası'nın (KTOEÖS) grevinde ince ayrıntı kamuoyu tarafından pek bilinmiyor.

Uzun sayılacak grevin sonunda, başında varılabilecek anlaşma noktasına varıldı.

"KTOEÖS'da Başkan Adnan Eraslan ve arkadaşları uzlaşı değil uzlaşmazlık ve eylem peşindeydi", diyenleri duyar gibiyim.

Olabilir.

İşte o noktada da her bakımdan olgun bir davranış ve öngörü ile hareket edilip tırmanışa engel olunabilirdi.

* * *

Hükümet CTP ağırlıklı olduğu için CTP'yi eleştireceğim.

CTP kriz yönetiminde başarılı olamıyor.

Geçen gün Başaran Düzgün arkadaşım da yazdı...

CTP'nin her bakımdan muhalifi gene CTP içinden unsurlar.

Takım ruhu yok.

Takımın savunması ileri uç elemanlarının gol atmaması, ileri uçta görev yapanlar da savunmanın gol yemesi için dua ediyor.

Böyle bir takımın başarılı olması mümkün mü? Tabii ki değil.

* * *

Belli oldu ki bir yerlerde ciddi hata var.

Bu hata nerededir?

Hiç kuşkum yok bir yerde değildir.

Ama en önemli sorun kaynaklarından biri hükümetin kurulup çalışır hale gelmesinden sonra parti organlarının yürütmenin en önemli organı olarak devrede olmasıdır.

Parti yok sayılamaz.

Siyasi yapının vazgeçilmezi parti ve partinin organlarıdır.

Ancak olması gereken sırasıyla şudur... Seçim sonrası hükümette yer alacak bir güç elde edilmişse hükümet oluşumu için karar verilir. Koalisyonun oluşumu, protokolü, hükümet programı onaylanır... Kimlerin bakan olacağı da belirlendikten sonra partinin hükümete dönük ilkleri netleştirilir.

Üst kademe yöneticileri belirlenmesi dahil her konuda o ilkelere uyulup uyulmadığı takip edilir.

Bizdeki duruma bakınız.

Sıradan memur alımları dahil her türlü hükümet icraatı parti organlarında karara bağlanıyor.

Ciddi konularda koalisyon hükümetinin ortaklarının anlaşması pek bir mana ifade etmez.

MYK oturup, "HAYIR" derse tüm uzlaşı biter.

* * *

İpler hükümetin elinden o kadar kaçtı ki Başbakan dahil tüm bakanların ne kadar etkili olduğu tartışılırdır.

Hep söylerim. Bir ülkede bakanların kapılarında ne kadar çok yurttaş iş takibi için bekliyorsa orada sisteme o kadar kötüdür.

Demokrasisi gelişmiş, sistemi oturmuş ülkelerde hükümetteki partilerin MYK üyelerini kimse bilmez. Bilmesine de gerek yok zaten.

Bizdeki duruma bakın iktidardaki partinin MYK'sındaki isimleri derdi olan herkes bilir. Bilmek zorundadır da...

Hele başbakan dahil, hükümet üyeleriyle parti yetkili organı arasından sorun varsa derdi olanlar ikisine de ulaşıp kulislerini yapmak zorunda.

İşte bu çok başlılık hem sorunların çoğalmasında hem de çare bulunamamasında en önemli noktalardan biridir.

CTP'nin hükümetteki icraatlarını, bırakın sıradan CTP üyelerini partinin en yetkili organlarında görev yapanlar savunmaktan kaçınıyor.

Bu yazdıklarım kulaktan duyma değil, bizzat tanık olup, duyduklarımdır.

Partinin en yetkili konumlarında olan insanların küslük noktasında iletişim sorunu olduğunu siyaseti yakından izleyenler çok iyi biliyor.

Mecliste yan yana oturup üç kelimelik konuşmayı uzun zamandır yapmayan insanlar var.

Hükümette yer almayan parti yetkilileri hükümete, partide yetkili konumu olmayanlar da hem parti yönetimi hem de hükümete muhalif. Sonuçta ülkede olmayan muhalefetin boşluğunu CTP kendi içinden fazlasıyla dolduruyor.

* * *

CTP açısından bu durum sürdürülebilir değildir.

Kimsenin kişisel ya da küçük grup hesapları partinin bütünselliğinin önünde olamaz.

Hangi siyasi parti olursa olsun, ülke demokratik yaşamına katkı koymasına engel olacak iç sorun yaşayan partilerin sorunları, onların ötesinde ülke demokrasisinin sorunudur.

Bu tür zayıflıklar o yapıyı şamar oğlanı yapar.

Ersan Dağlı, CTP'ye yakınlığını gizlemeyen bir işadamıdır. Dün telefonla arayıp aynen şöyle dedi: "Hasan abi nedir bu durum? Öğretmenler grevi kaldırdı şimdi de öğrenciler sokakta. Birileri CTP'yi yok etmeye mi çalışıyor?"

Yanıtın şu oldu: " CTP'yi yok edemezler. Ama madem sordun yanıtını vereyim... CTP'yi yönetenlerin hatalarıyla CTP kendi kendini şamar oğlanı yaptı. Şimdi en kolay ve en moda olan CTP hükümetine, CTP'ye karşı eylem yapmaktır. En küçük derdi olan sokaktadır."

* * *

Orta öğretimde grev kalktı.

Öğrenciler "Sınav yapılmasın" eylemi yaptı, bakanlık kabul etti.

Grev döneminin enkazı böylece temizlenme noktasına gelindi mi? Hayır gelinmedi. Eğer uygar iletişim olmazsa yarın taraflar gene bir birine girecek.

Yazıma noktayı koymadan bir başka dertli kesimin derdini sizlerle paylaşayım.

19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nda gösterilerde yer alacak öğrencilerin kıyafetleri için özel sektöre sipariş verilmişti. O siparişleri alanlar da kıyafetleri dikip hazırladı. Ama 19 Mayıs törenlerinin eylemle aksaması nedeniyle kıyafetler pek çok firmanın elinde kaldı.

Arayan bir işyeri sahibi, "Kimse bizi duymuyor. Bizler için önemli sayılacak miktarda kıyafet elimizde kaldı. Paramızı alamayınca çeklerimizin karşılığını ödeyemeyecek duruma düştük. Bizimle kim ilgilenecek?" dedi

Bu insanlar haklı mı? Haklı. Ancak bizde haklı olmak başka, haklı olunduğu için hakkını alıp alamamak başka..." (30 Mayıs 2008 KIBRIS)

Günün sözü:

Kardeş kavgası, kavgaların en kötüsüdür

   521 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Eylül 2008, Cuma   Unutulduk!!!
04 Eylül 2008, Perşembe   Köstek olunmasın yeter...
03 Eylül 2008, Çarşamba   Barış ve çözümü istiyor muyuz, istemiyor muyuz?
02 Eylül 2008, Salı   Dört yıl önce, "Marksist Metropolit Neofitos'u dinlerken..."
01 Eylül 2008, Pazartesi   Mesele yılanları tanımak...
31 Ağustos 2008, Pazar   Yan-lış ya-pıl-dıııı!!!
30 Ağustos 2008, Cumartesi   KTÖS'te 40 sene önce vardı...
29 Ağustos 2008, Cuma   Hatice'ye değil neticeye bakınız...
28 Ağustos 2008, Perşembe   "Ya taksim, Ya ölüm" el değiştirdi....
27 Ağustos 2008, Çarşamba   Kosova'nın rövanşı, Abhazya ve Güney Osetya...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital