|
Çalışma grupları ve teknik komitelerle ilgili son günlerde Kıbrıs Türk tarafı ile Rum tarafından çelişkili haberler geliyor.
Rumlar çalışmalarla ilgili sıkıntılar olduğunu belirtiyorlar, örneğin Rum yönetimi başkanı Hristofyas daha önceki gün teknik komiteler ve çalışma gruplarının çalışmalarının tatmin edici olmadığını söyledi.
Halbuki Türk tarafında iyimser bir hava var, fazla bir sorun olmadığı, çalışmaların iyi gittiği söyleniyor.
Biz gazeteciler bugüne kadar hep karşı tarafa yüklenen, karşı tarafı suçlayan, çatışmacı anlayışı benimseyen devlet başkanlarını eleştirip dururken, bu kez de Talat ve ekibinin fazla iyimser olmasından rahatsızlık duyduk.
Bu iyimserlik, sanki de bizden bir şeyler saklanıyor intibası yarattı.
Peki Hristofyas "sorun var" derken, Talat'ın, "iyi gidiyor" demesinin amacı nedir?
Talat, "başarısız" görünmekten mi korkuyor, yoksa toplumun çözüm yolunda moralini bozmak mı istemiyor?
Tam bir şeffaflık olmadığı için maalesef her kafadan bir ses çıkıyor, çeşitli eleştiriler yapılıyor.
Kuşkusuz, Hristofyas'tan da olumlu mesaj gelse, kimse bu tezat üzerinde durmayacaktı.
Ben biraz kulis yaptım ve çalışma grupları ile teknik komitelerde görev alan bazı kişilerle görüştüm.
Buradaki arkadaşlar, gerçekten ciddi çalışmalar olduğunu ve Rum üyelerin de büyük bir uğraş verdiğini, gerçek anlamda müzakere ettiklerini söylüyor.
Yani her iki tarafta da bir çalışma azmi varmış ama Hristofyas'ın "sorun var" diye serzenişleri de bir yere kadar gerçekmiş, gerçekten de "garantiler" ve "toprak" konusunda sorun varmış.
Hatta o kadar ki bu konularda neredeyse "dokunulamayacak" kadar görüş ayrılıkları varmış.
Rum üyeler bu konuda yetki ve otorite koymuyor, bu sorunları liderlere havale ediyormuş.
Ancak bu konuların liderler arasındaki müzakerelerde çözümleneceğine inanıyor Türk üyeler ve geriye kalan konularda önemli ilerlemeler olduğunu söylüyorlar.
Özellikle mülkiyette inanılamayacak kadar mesafe sağlandığı, Rumların Türk tarafından gelen öneriler üzerinde ciddi anlamda kafa yorduğu ve uzlaşma noktasına doğru gidildiği belirtiliyor.
Teknik komiteler ve çalışma gruplarındaki üyelerin verdiği bilgiye göre, Hristofyas'ın bu gibi çıkışları biraz da kendi kamuoyuna yönelik, pozisyonunu düzeltme girişimidir.
Üyeler, Hirstofyas'ın Güney Kıbrıs'taki yılların getirdiği o birikimi bir anda bertaraf edemeyeceği için arada bu açıklamaların normal olduğunu, Rum liderin kendi pozisyonunu rahatlatmak için yaptığı açıklamalara Talat'ın cevap vermemesinin normal olduğunu söylüyor.
Basına yansıdığının aksine, çalışma grupları ve teknik komitelerde çok olumlu çalışmalar olduğunu, Rum üyelerin de çok çaba sarf ettiklerini ve çözüme ulaşma yönünde kararlı adımlar attıklarını, Türk tarafından gelen önerileri ciddiyetle ele aldıklarını, durumun kesinlikle Papadopulos döneminden farklı olduğunu ısrarla vurguluyor Türk üyeler.
Yani Talat'taki iyimserliği bazı üyelerde de gördüğümü söyleyebilirim.
O kadar iyimser ki bazı üyelerimiz, 2009 sonrası çözüm olacağına dahi inanıyorlar...
Yani çalışmalarda o kadar ivme görmüşler, o kadar şevklenmişler.
Kuşkusuz insan bu iyimserliğe ortak olmak istiyor, inanmak istiyor bu söylenenlere, nitekim ben "keşke" dedim dinlerken ama yine de bir kuşku var içimizde.
Bunca yıl sonra bu kadar kolay olabileceğine inanası gelmiyor insanın, hele 2009 sonrası çözüm bana ütopik gibi geliyor, mesela diyorum, "garantiler" ve "toprak" konusuna dokunamamışlarsa nasıl olacak bu iş?
Acaba Talat ile Hristofyas, dokunabilecekler mi bu konulara ama daha fazla uzatmayacağım çünkü kaynaklarıma saygısızlık etmiş olurum, onlara inanmıyormuş intibası yaratarak.
İnşallah söyledikleri kadar iyi gidiyordur durumlar, zaten biz de böyle olmasını istiyoruz, "inanmayan" tarafımız ağır bassa da.
|