Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

İKİ TOPLUMUN BAŞINA NE GELDİYSE İNGİLİZLERDEN GELMEDİ Mİ?

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   8 Haziran 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kıbrıs sorununda yine ortalık darmadağın.

  Rum yönetiminin, İngiltere ile imzaladığı memorandum, ortalığı toz duman etti yine.

  Bir anda yine karşılıklı demeçler, karşılıklı suçlamalar, yine başa dönülüyormuş intibası, yine olumlu izlenimi veren son Talat- Hristofyas görüşmesi ile ilgili şüpheler...

  Demeçler, demeçler, demeçler...

  Suçlamalar, suçlamalar, suçlamalar...

  “İşte biz demiştik” diyenler,  kehanetlerinin tuttuğunu iddia edenler.

  Türk tezlerinden uzak İngiliz tavrı, herkesi şaşırttı.

  “Referandum öncesi Türk tezlerini destekleyen İngiltere’ye neler oldu?” diyor insanlar.

   E bırakın referandumu, Annan planını, üç dört ay öncesine kadar Güney Kıbrıs’ta İngilizlere öfke doruktaydı, eleştiriler hakarete eşdeğerdi.

   Şimdi durumlar değişti.

  Halbuki İngiltere’nin bu tavrına hiç şaşmamak lazım.

  İngiltere böyledir işte, hem nala vurur hem mıha, hem tazıya tut, hem tavşana kaç der...

  Bu ülkede iki toplumun da başına ne geldiyse baş sorumlusu İngiltere değil midir, iki toplumu bir birine kırdırmamış mıdır?

  İki toplum da İngiltere’den çok çekmiştir ama şimdi bir, bir taraf onu abi görüp yanına yanaşıyor, bir diğer taraf.

  İngiltere kötü bir abidir, çıkarcı bir abidir, çıkarı için yapmayacağı yoktur, çıkarı için bu düşman kardeşleri kullanmaya devam edecektir.

  Bakın neler yapmış yine?

   Ne olmuş da daha kısa süre öncesine kadar Rumların öfkesini çekmiş İngiltere tavır değiştirmiş?

  Çıkar meselesi, bir çıkarı var mutlaka.

   İngiltere ve ABD’nin bu ülke üzerindeki derin çıkarlarını bilmiyor musunuz?

  Bu iki ülkenin bu ülkeden elini çekeceğini, Kıbrıs sorununa burnunu sokmaktan vazgeçeceğini mi sanıyorsunuz?

  Öyle sanıyorsanız yanılıyorsunuz, işte bir gün ondan bir gün bundan yana, bir gün arabulucu ama hep iş karıştırıcı olarak duracaklar buralarda.

  Bakmayın siz çözüm ister gibi davrandıklarına, burada çözümsüzlük her iki ülkenin de çıkarına.

  Biraz klasik, biraz düz mantık laf gibi gelebilir size ama “onlar isteseydi, Kıbrıs sorunu bu kadar uzun sürmezdi.”

  İşte İngiltere yeni bir tartışma konusu yarattı, bir şey olacağı yok aslında, bir süre de böyle gidecek, ta ki yeni bir tartışma konusu ortaya çıksın.

  

 

****************

 

 

BU TOPLUMUN ÇEVRE

KÜLTÜRÜ, ÇEVRE BİLİNCİ YOK

 

  Hafta boyu birçok köşe yazarı çevre ile ilgili yazılar yazdı.

  Çevrenin nasıl katledildiğini, ülkeyi yönetenlerin bu çevre katliamına nasıl kayıtsız kaldığını uzun örneklerle verdi meslektaşlarımız.

  Ve bu güzel ülkemizin “güzelliklerinin” nasıl da her geçen gün yok edildiğine dikkat çektiler.

  Ancak bu ülkeyi yönetenler kadar, bu ülkede yaşayanlar da çevreye gereken önemi vermiyor.

  Yılda bir çevre gününde insanların aklına geliyor çevre ve klişe, bildik sözlerle ahkâm kesiliyor, göstermelik çöp toplama etkinlikleri yapılıyor ve tekrardan bir yıl boyunca çevre katlediliyor.

   Ne ovamız kaldı, ne tepemiz, ne ormanımız, ne denizimiz...

   Dağlarımızı bile oyduk, şeklini değiştirdik ama dur diyen yok.

   İnşaat için katlediliyor, taş-çakıl için katlediliyor, rant için katlediliyor, sorumsuzca davranılarak katlediliyor...

   Şikayet ediyoruz da biz vatandaşlar ne kadar saygılıyız çevreye, doğaya?

   Plaj temizleme törenleri düzenliyoruz da acaba plajları kirletenler kim?

   Ya piknik alanlarını?

   Parkları?

   Yolları, sokakları?

   Uzaydan birileri mi gelip kirletiyor, hayır biz kirletiyoruz.

   Yıllarda Boğaz piknik alanında insanlar çöpler arasında piknik yaptı, yedi içti.

   Gidiyor, yiyor, içiyor, çöpünü orada bırakıyor, sonra bir hafta iki hafta sonra yine gidip orada yiyip içiyor.

   Yattığı yere pisliğini bırakan keçiler, koyunlar, inekler gibi...

    Plaja gidiyor, plajı kirletiyor, parka gidiyor parkta çöpünü bırakıyor.

   Arabasıyla giderken sigara paketini, kola- bira şişesini, naylonunu pencereden dışarı fırlatıyor.

    Otomobiliyle giderken kedileri, köpekleri basıyor, hade bir hata yaptın bastın (gerçi çoğu isteyerek basıyor ya), kaldırmak yok mu onu oradan?

   Yok bırakacak orada koksun, leş olsun, koksun, ezile esile halıya dönüşsün, ülkeye gelen yabancılar hayretle seyretsin bu rezilliği, bize lanet okusun.

    Yollarda basılan kedileri, köpekleri kaldıracak bir merci bile yok, çeşitli makamlar topu bir birine atıyor, anlaşılır gibi değil...

   Her taraf çöp içinde, ha bire temizlesin birileri değil mi?

   Biz böyle sorumsuz davranırsak biter mi bu çöpler...

   Çevreye, doğaya, başkalarına hatta kendisine bile saygısı olmayan çok sorumsuz bir toplum olduk çıktık.

   Kendi evimizi, kendi bahçemizi temizlemekle temizlik yaptığımızı sanıyoruz...

   Adam kendi bahçesini temizleyip, çöplerini de bahçe duvarından dışarıya bırakıyor, böyle yapınca da temizlik yaptığını sanıyor.

  Başka ülkelerde çevreye saygısızlığın da bir cezası bir bedeli var ama bizde nerede yasalar, kurallar işlemiş ki çevre konusunda işleyecek?

   Ses kirliliği de sorun bu ülkede, insanlar kendisi eğlenirken başkalarının rahatsız olacağını zerre kadar aklına getirmiyor, kimse kimsenin umurunda değil.

   Bazı gençler görüyorum, bagajına en modern, en güçlü ses sistemlerini yerleştirmiş, müziğin sesini de sonuna kadar açıyor, geçtiği yerlerde insanlar havaya fırlıyor.

   Şimdi siz gelin de bunun mantığını bana anlatın, ne anlar insan böyle yaptığında?

   Evet, bizde birçok çevre- doğa katliamı devlet tarafından engellenmiyor, hatta birçoğu devlet eliyle yapılıyor ama biz vatandaşlar olarak ne yapıyoruz?

   Koruyor muyuz?

   Hayır, biz de korumuyoruz, katlediyoruz, kirletiyoruz, sorumsuzca, pişkince...

   Daha önce de yazdım, bu toplumun çevre bilinci yok, çevre kültürü yok ve bu öyle kolay kolay kazanılacak gibi de görülmüyor.

    Bu arada çevre katliamına göz yumup, ondan sonra da göstermelik çevre temizliği kampanyaları düzenleyen yetkilileri de kınıyorum ve diyorum ki; ülkeyi yöneten de ülkede yaşayan da bu kadar sorumsuz, bu kadar umursamaz, bu kadar bilinçsiz olduktan sonra, yakında soluyacak hava bile bulamayacağız ve müstahakız başımıza gelecek her türlü derde...   

 

 

 

*******************

 

“BİSİKLET KULLANIN” DEMEK;

“GİDİN DE ÖLÜN” DEMEK GİBİ BİR ŞEYDİR

 

   Sayın Çevre Bakanımız Mustafa Gökmen, çevre günü münasebetiyle vatandaşlarımıza bisiklet kullanma tavsiyesinde bulundu.

   Vatandaşımız arabasını kullanmayıp, bisiklet kullanacağı için hem akaryakıt kullanmayıp çevrenin daha temiz kalmasını sağlayacak, hem daha az akaryakıt kullanılacağı için milli servet korunacak hem de trafik rahatlayacak...

   İlk anda insanın kulağına hoş geliyor.

   Zaten birçok Avrupa ülkesinde özellikle de Hollanda’da inanılmaz derecede bisiklet kullanımı var, hatta bu durum bir kültür halini almış.

   Ama “Kuzey Kıbrıs’ta bisiklet kullanın” demek, “gidin ölün demekle” eş anlamıdır.

   Bir kere bu ülkede Girne’deki göstermelik yaklaşık 50 metrelik bisiklet yolu dışında bisiklet yolu yoktur.

   Bisiklet yolu olmayınca da normal trafikte bisiklet kullanmak cesaret ister.

   Biraz cambaz olmak, biraz da ölümden korkmamak lazım.

   Kardeşim bu trafikte bisiklet kullananı ezerler, öldürürler, kullanamazsın bisikleti...

   Bisikletli, motosikletli gören sürücü, şeytan görmüşe dönüyor, sanki onların hakkı değil bu yolları kullanmak.

   Önünde yavaş ilerleyen bisiklete, motosiklete katlanamıyor, iki dakika dayanamıyor arkasında gitsin, sanki hayat onun için duruyor, ya öyle bir geçip de perişan ediyor bisikletli veya motosikletliyi, ya kornaya asılıp önünden çekmek istiyor, ya da çarpıp eziyor.

   Görmüyor musunuz, motosiklet kazasız gün geçmiyor.

   Bu kadar saygısız, sorumsuz, canavarlaşmış sürücü arasında bisiklet mi kullanılır Allah aşkına?

   Otomobil sürücülerinin bir birine saygısı yok, daha büyük araç kullanan, daha küçük araç kullananı ezmek istiyor adeta, eziyor da...

   Kamyon, TIR ya da arazi tipi araç kullananların diğerlerine zerre kadar saygısı yok.

   Vatandaş bisiklet kullansınmış.

   Söylemesi kolay, gelin de siz kullanın bakalım.

   Siz bisiklet kullanılacak bir trafik, bir düzenleme yarattınız mı ki böyle bir tavsiyede bulunuyorsunuz?

   Evet bisikletin çokça kullanıldığı ülkeler var ama oralarda mükemmel bisiklet yolları vardır ve bisikletli trafiğe indiği zaman da sürücüler ona saygı gösteren bir kültüre sahiptir.

   Sizin ne trafiğiniz buna uygun, ne vatandaşınızın kültürü ve siz vatandaşınıza “bisiklet kullanın, işinize bisikletle gidin” diyeceksiniz.

   Yapmayın, insanları ölüme yollamayın...

   Sayın Gökmen, iyi niyetinizden kuşkum yok, güzel sözler söylüyorsunuz ama güzel söz, ortamında güzeldir, ortamında söylenmeyen güzel söz, değersizleşir, anlamsızlaşır ve tabii ki değer görmez...

 

 

****************

 

 

ADNAN HOCA, LTB ÇALIŞANLARINI DA KURTAR!

 

    Lefkoşa Belediyesi’ndeki olumsuz gelişmelerle ilgili BES artık sesini çıkarmaya başladı.

    Bu kadar sorun varken iyi bile dayanmış sendika yetkilileri ama tedirgin bir halleri var ve diğer sivil toplum örgütlerinden pek destek de görmüyorlar galiba.

    Son dönem kahramanlarından KTOEÖS Başkanı Adnan Ersalan hocaya sesleniyorum; “hemen bu işe el at hocam, Lefkoşa Belediyesi çalışanlarını da kurtar”.

     Şaka bir yana ama diğer sivil toplum örgütlerinin BES’i desteklemesi, cesaretlendirmesi gerekiyor, çünkü gerçekten ciddi sorunlar var...

 

   1083 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Temmuz 2008, Pazar   HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYUSUNU KAZIYOR
27 Haziran 2008, Cuma   BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ
24 Haziran 2008, Salı   GECE KULÜBÜ VE KUMARHANE BASKINLARI
18 Haziran 2008, Çarşamba   MESLEK LİSELERİNDE SINIF GEÇME KOMEDİSİ
15 Haziran 2008, Pazar   Biz zamanında teknolojimizi geliştirseydik Rumun güç artırımından TV'lerimiz etkilenmezdi
04 Haziran 2008, Çarşamba   GÜNEYDEKİ GIDA SKANDALINDAN DERS ÇIKARMALIYIZ
03 Haziran 2008, Salı   SİGARA YASAĞIYLA İLGİLİ YASA BAŞARILI OLAMAYACAK
01 Haziran 2008, Pazar   CEZAEVİNDEKİ ZANLIYI MAHKEMEYE GÖTÜRMEK İÇİN ŞİDDET KULLANILMALI MI?
31 Mayıs 2008, Cumartesi   POLİS DÖVER Mİ?
28 Mayıs 2008, Çarşamba   DAĞINIKLIK



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital