Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Alev aldı çakıldı: 153 ölü
Provokasyon
Oğuz Veli Beidoğlu vefat etti
"Bonfile şebekesine" polis operasyonu
Kaçak apartmanlar mühürlendi
Paraya tamahımız yok
Bağdat'tan Suriye'ye Suriye'den KKTC'ye
Güney Kıbrıs'taki fanatik Rum örgütleri cesaretlendiriliyor
Millilere Danimarka piyangosu
Bağcıl'dan görkemli açılış
Lefke'de şenlik başladı
Türkiye'den güzel prova: 1-0
Altın adam Ramazan
Gönyeli bugün resmi açılışı yapıyor
Adal: Hata yapma lüksümüz yoktur
Spor ve sanat bir arada

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Haziran 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir inanış vardır, "bazı insanların kıskanç ya da hayran bakışlarıyla başka insanların başına kötülük, uğursuzluk getirdiği" yönünde.

  Bu duruma Kıbrıs'ta "göz tutması", Türkiye'de "göz değmesi" denilir.

   Türk Dil Kurumu'na göre doğru olan "göz değmesi", çünkü "gözü tuttu"nun başka bir manası var...

  Bizim de kullandığımız "işe yarar olarak görmek", "beğenmek"  manasına geliyor "gözü tutmak" ama biz Kıbrıs'ta bu "uğursuz bakışlara" da "göz tutması" diyoruz.

   Sırf göz tutmasın, ya da göz değmesin diye nazar boncukları asılır gözden korunmak istenen yere.

  Kimisi zeytin yaprağı yakıp tüttürür sevdiklerini göz hasetten korumak için. 

  Kimisi ise işi daha da abartıp beyaz eşek dışkısı yakar...

   "Gözü olanın gözü çıksın" diye beddualar okunur.

  Ama bu bedduanın biraz argo tarzı olan; "gözü gö...ne" de meşhur bir sözdür...

  En masumu da tahtaya vurmaktır...

  Güzel bir şeyden bahsederken, överken, beğenirken, karşıdan hemen bir istek gelir "vur tahtaya" diye ve tahtaya vurulur göz tutmasın diye.    

  Ben böyle şeylere inanmam ama yaşadığım çevrede birçok kişi "göz tutmasına" çok inanmaktadır.

  Örneğin kayın validem, köye her gittiğimizde zeytin yaprağı yakıp, başımızdan geçirir.

  Eskiden rahmetli nenelerim de aynı şeyi yapardı.

  İnanmasam da tebessümle karşılar, bu geleneğe karşı çıkmam.

  Anlatılanlara göre öyle gözü tutan insanlar varmış ki onunla karşılaşmak istemezmiş kimse.

  Mesela babam, köyümüz Klavya'da şimdi hayatta olmayan bir adamla ilgili sıkça hikayeler anlatır.

   O adam uzaktan anne tarafından bize akraba düştüğü için, babam anneme takılır, "sizin sülale gözüyle dağı devirir" der zaman zaman.

  Babamın dediğine göre bu adam bir gün havada uçan bir kartal için, "Pezevengin kartalı durmadan başımızın üstünde dönüp durur" dedikten beş- on saniye sonra kartal hızla yere düşüp ölmüş.

  Bu çok meşhur bir meseleymiş...

  O güne kadar inanmayanlar da bu adamın gerçekten gözünün tuttuğuna inanmış.

  Adamın keçileri varmış ve evlatları onu keçilerin yanına gitmemesi için uyarırmış, çünkü "ne güzel oğlak", "ne şahbaz teke" dediğinde mutla o hayvan ya ölür ya sakatlanırmış.

  Karısı, çocuklarını sevmemesi için uyarırmış adamı, çocukların başına bir şey gelmesin diye.

  Yani o kadar etkiliymiş gözü.

  Bazen genelde gözü tutmayan insanların da sevme, beğenme ya da haset etme ölçüsünü kaçırdığında da zaman zaman benzer durumlar ortaya çıkıyormuş.

  Bu kadar hikayeyi neden anlattım diye merak ediyorsunuz değil mi?

 Konuyu Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni'yle ilgili Güney Kıbrıs'ta anlatılan hikayelere getireceğim çünkü.

  Şimdilerde Güney Kıbrıs'ta anlatılan dilden dile dolaşan bir dedikodu var.

  "Onca önemli sorun arasında dedikodu mu buldun yazacak?" demeyin, biraz konu değişsin, tebessüm edesiniz diye yazıyorum.

  Rum dostların dediğine göre Bakoyanni'nin babasının da gözü çok tutarmış ve Sayın Bakoyanni de babasının bu özelliğinden almış biraz.

  Konu şu; önceki hafta Kıbrıs'a gelen Bakoyanni, Güney Lefkoşa'daki tarihi tiyatro binasında, Rum yetkililerle, parti temsilcileri ile  bir araya gelmiş...

  Bakoyanni, bir ara yetkililere, 2005'te restore edilen tiyatro binasının ne kadar güzel olduğu konusunda ağzından bal akarcasına övgülerde bulunmuş, çok beğendiğini söylemiş.

  Gazetelerden de okuduğunuz gibi, Bakoyanni Yunanistan'ın yolunu tuttuğunda tiyatro binasının tavanı anlaşılmaz bir şekilde çöktü.

   Hiç beklenmeyen bir durumdu bu ve içinde birisinin bulunmadığı gece saatlerinde binanın tavanının çökmesi "şans" olarak nitelendirildi.

   Rumlar, sapasağlam tiyatro binasının tavanın çökmesini Bakoyanni'nin gözünün tutmasına bağladı.

   Tabii, Yunan dışişleri bakanının yarattığı hasar bu kadarla kalsa iyi...

   Rum yönetimi başkanı Hristofyas, Bakoyanni onuruna Limasol'daki yazlık evinde yemek vermiş.

   Bakoyanni, Hristofyas'ın evinin de bulunduğu yemyeşil, şipşirin bölgeyi çok beğenmiş, hayranlığını dile getirmiş...

   Hatırlayacaksınız, geçen hafta bu bölgede yangın çıktı ve bayan dışişleri bakanının hayranlık duyduğu bölgenin büyük bir bölümü kül oldu...

   Bu felaketin de Bakoyanni'nin gözünün tutması sonucu gerçekleştiğine inanılıyor.

   Şimdi Rumlar, bu kadarla kurtulduklarına şükrediyorlarmış.

   Güneyde espri yapılıyormuş, "ya uçakta giderken aşağıya bakıp 'ne güzel ada' deseydi acaba Kıbrıs yine sular altında kalır mıydı?" ya da "Hristofyas için; 'ne güzel yapıyorsunuz bu işi çok başarılısınız' diye bir ifade kullansaydı, Hristofyas'ın başına bir şey gelir miydi?" diye.

   Bence "Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü bize yarıyor, ne güzel bu sorun hiç bitmese" diye bir ifade kullansa keşke, belki gözü tutar da bu sorun biter...

   Bu hafif konuyu da bizim köşeyi göz tutmasın, nazar değmesin diye yazdım kusura bakmayın.

 

   817 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Temmuz 2008, Pazar   HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYUSUNU KAZIYOR
24 Haziran 2008, Salı   GECE KULÜBÜ VE KUMARHANE BASKINLARI
18 Haziran 2008, Çarşamba   MESLEK LİSELERİNDE SINIF GEÇME KOMEDİSİ
15 Haziran 2008, Pazar   Biz zamanında teknolojimizi geliştirseydik Rumun güç artırımından TV'lerimiz etkilenmezdi
08 Haziran 2008, Pazar   İKİ TOPLUMUN BAŞINA NE GELDİYSE İNGİLİZLERDEN GELMEDİ Mİ?
04 Haziran 2008, Çarşamba   GÜNEYDEKİ GIDA SKANDALINDAN DERS ÇIKARMALIYIZ
03 Haziran 2008, Salı   SİGARA YASAĞIYLA İLGİLİ YASA BAŞARILI OLAMAYACAK
01 Haziran 2008, Pazar   CEZAEVİNDEKİ ZANLIYI MAHKEMEYE GÖTÜRMEK İÇİN ŞİDDET KULLANILMALI MI?
31 Mayıs 2008, Cumartesi   POLİS DÖVER Mİ?
28 Mayıs 2008, Çarşamba   DAĞINIKLIK



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1836 1.1919
1 STERLİN 2.1995 2.2158
1 EURO 1.7438 1.7560



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KAPIDAKİ TEHLİKE

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Toprağımız sınırlı olduğuna göre...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (34)

Akay Cemal

Peşin taleplerle masaya dinamit mi konuluy...

Ahmet Tolgay

LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ'NİN KURULUŞ ÖY...

Bilbay Eminoğlu

Yiyin efendiler yiyin!

Necdet Ergün

YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYAC...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI

Türem Delikurt

Doğa'nın gizemi...

Dr. İsmail KEMAL

Batı'nın Afganistan çıkmazı

Emin AKKOR

Elektrik çarptı

Oğuz Metiner

Berat geceniz mübarek olsun

Ali Özçil

Denizlerin siyah incisi havyar

Bedia BALSES

Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Krist...

Beste SAKALLI

AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...

Psikolog Ayla Kahraman

"DİYABETİK ÇOCUKLAR"

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OL...

Osman Ertuğ

"Ayrılıkçı Devlet" kimdir

Bener HAKERİ

Yozlaşmağa karşı manifesto (bildiri)

Ata ATUN

OSETYA- RUSYA, KKTC-TÜRKİYE BENZEŞMESİ

Mehmet RATİP

Sol'un "hasımsızlığı"

Dr. Orhan Aydeniz

Tarımsal Üretim Planlaması

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital