Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

TÜKETİCİYİ KUZEY'de NASIL TUTABİLİRİZ ?

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Ekim 2007, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Geçenlerde, "Elbirliğiyle Tüketiciyi Güney'e Gönderiyoruz" diyerek, "Kuzeyden Güney'e doğru yolcu beraberi perakende ticarette" yaşanan artışa dikkat çekmiştik. Elbette, tespitlerimiz ekonomik gerçekler ve akla dayanıyordu.

Eğer, perakende ticaret Güney'e kayıyorsa, yani ortada bizim açımızdan istenmeyen bir sapma varsa, o vakit bu durumda yapmamız gereken, bu sapmaya neden olan ekonomik motivasyonları bulmaktır.

Böylesi disiplinsiz bir entegrasyonu, tarafların fırsata veya handikapa dönüştürmesi için kullanabileceği en büyük silah " rekabetçi maliye (vergi) politikasıdır".Yani, dolaylı ve dolaysız vergilerdir. Ki, disiplinli entegrasyonlarda, birlik (AB gibi) içinde makro ekonomik kazalar, sapmalar olmaması için "dolaylı vergi" silahı da taraflarda yoktur.

Güneyle aramızdaki entegrasyon disiplinsiz (Yeşil Hat Tüzüğü yetersiz ve dar) olduğu için,biz her ikisine de sahibiz. İnanın, Güney, AB üyesi olduğu için, bu konuda bizden daha zayıftır, onlar sadece "dolaysız vergileri" kullanabilir.

Biz ise AB dışında olduğumuz için bütçe kabiliyetimiz elverdiği ölçüde, hem dolaylı hem de dolaysız vergileri dilediğimiz kadar kullanabiliriz. Mesela, petrolde ve içki-sigarada bunu kullanmıştık.

Bu tür bir disiplinsiz entegrasyonda kullanabileceğimiz bir diğer enstrüman da "görünmeyen ticaret engelleri" yaratmaktır. Mesela Rumlar bunu kullanıyor. Neticede, devletler bu ikisini kullanabilir, gerisine piyasaya karar verir.

Bilmemiz ve anlamamız gerekir ki, tüketiciyi Kuzey'de tutmanın yolu, ekonomik akıldan geçer. Peki, bu konuda neler yapabiliriz ona bakalım?

Evvela, kısa vadede değiştiremeyeceğimiz ama alacağımız tedbirlerle belki bir miktar bazılarının etkilerini minimize edebileceğimiz, perakende ticarette Güney'e önemli avantajlar sağlayan temel unsurlardan bahsedelim.

1-Ticarette "ölçek avantajları" var. Hem ithalat yaparken hem de içerde daha büyük bir tüketiciye hitap ederken bu avantajları var. Bunu ancak muadil malları Türkiye pazarından daha iyi fiyatlarla sağlayarak bir miktar aşabiliriz.

2-Ticarette navlun-ulaşım avantajları var. Türkiye dışındaki ithalatımızın Güneye göre navlun maliyeti çok fazladır (3 katı kadar) ve bu fazlalık içerde aleyhimize birim maliyetlere artış olarak yansıyor. Bunu minimize etmenin yolu, bütün sübvansiyeleri kaldırıp, sadece ekonomide herkese ve sektöre eşit uzaklıkta olan "navlunu-ulaşımı sübvansiye etmektir".

3-Ticarette, Türkiye dışındaki ithalatta "acente ve marka" sorunumuz var.

4-Büyük alış-veriş mekanları ve bunların yarattığı cazibe ve vakumlar var.

Gelelim yapabileceklerimize, kısmen elimizde olanlara?..

1-Rekabetçi vergi-maliye politikası uygulayabilmek. Bu durum, hem vergi yükleri açısından hem de girdi maliyetleri açısından bizi pahalı yapıyor. Bunun için elbette yapmamız gereken, mevcut cari harcama düzeyinden "daha düşük düzeyde denk bir bütçeye ulaşmaktır" .Çok net olarak,cari harcamalarda radikal indirim yapmalıyız. Yani, personel harcamaları ve transferleri azaltmalıyız. Özelleştirme yapmalı, sübvansiyeleri azaltmalıyız.

2-EURO'ya geçmeliyiz. Sanırım, ilk kez aşırı değerli bir paranın da sorun olabileceğini bazıları yaşayarak öğrendi. Son dönemde, düşen kura tepki vermeyen Kuzey piyasasının tüketiciyi nasıl Güney'e kaydırdığını gördük. Tüketici, değerlenen YTL'nin satın alma gücündeki artışı direkt ve tam zamanlı Güney'deki marketlerde, mağazalarda karşılığını alabildiği için hızla Güneye kaydı.

Bu konuya daha sonra değineceğiz ama bilin ki, Güney'in EURO'ya geçmesi ile hızla Kuzey'deki piyasa, "fiyatlama aracını" değiştirmek zorunda kalacaktır. Güneyin EURO ile Kuzeyi vakumlama ve çekim etkisi çok artacaktır. O yüzden yapmamız gereken, duygusallığı bir kenara bırakıp, resmi olarak da EURO'ya geçmek ve en azından iki tarafa fiyat şeffaflığını tam zamanlı sağlamak ve paradan kaynaklanan dezavantajları ortadan kaldırmaktır. Zaten, piyasa yavaş yavaş geçecek.

3-Medya veya iş dünyası örgütleri düzenli olarak, iki taraf arasında temel tüketim gruplarının fiyatlarını şeffaf olarak kamuoyuna duyurmalıdır. Bunun piyasa disiplini, algılamalar ve beklentiler üzerinde önemli etkileri olur.

4-Devletin, icraatlarında ve uygulamalarında adaletli ve meşru olması lazım. Kıbrıslı Türklerin Rumlara göre, "fiyata" karşı daha rasyonel ve duyarlı davranmalarının (buna karşın Rumlar,"siyaset ve kilise" baskısı ve ortak ülküleri ile fiyata karşı daha duyarsız kalabiliyor) nedenlerinden biri; kuzeydeki vatandaşlık bilincinin-algılamasının, emek ve üretim üzerinden değil, devletin adaletsiz ve karşılıksız dağıttığı "ganimet, gelir ve fahiş mali haklar" üzerinden gelmesidir.

Böylesi bir algılamanın olduğu ülkede, "gemisini kurtaran kaptan" misali bireyci tavırlar ve bireylerin katıksız rasyonel tüketici davranışları (normalde istenen bir davranıştır)göstermeleri doğaldır. Bilahare, adaletsizliğe karşı tüketici, Kuzeydeki kurulu düzeni bilinçaltı cezalandıran bir tepkide (Güneyde alış-veriş) gösteriyor.

Neticede, Kuzey'de adalet ve vergi bilinci (direkt ilintilidir) hasarlı bir toplum vardır. Başta iskan (beleş arazi, hakkından fazla mal verme) ve devlet kaynaklarının, imkanlarının adaletli kullanılmaması, toplumda adalet mevhumunu sıkıntıya sokmuştur.

Bilesiniz ki, bir tarafta beleş veya haksız iktisapla (gayrımenkul aktarımı) zengin edilen vatandaşların, bir tarafta da alın teri ile hayatını idame ettirmeye çalışan vatandaşların olduğu bir ülkede, ortak ülkü ve vatandaşlık yaratılamaz. Böyle bir ortamda, ne adalet, ne de vergi bilinci oluşur. Zaten, bunu anlamayan, içinde insan davranışı esas olan ekonomiyi de anlamıyor demektir. Bize, topluma adalet dağıtan ve bunu her hareketinde gösteren bir hükümet ve devlet lazım

5-Elbette, 4.cünün de etkisi var ama önemli sayıdaki devlet memurunda, sermaye düşmanlığı olduğunu kabul etmeliyiz. Yoksa, sınır kapılarındaki alış-verişlere, gümrük memurlarının bu kadar kayıtsız kalması mümkün değildir. Gümrük memurları, ara sıra gelen baskı günleri hariç, yolcu beraberi ticarete karşı yasal limit ötesinde duyarsız davranıyor. Bu denetimsizlik ve duyarsızlık, tüketiciyi Güney'de yasal limit ve kapsama alanı dışındaki alış-verişler için motive-teşvik ediyor.

6-Kapılarda, Rumlar gibi görünmeyen ticaret engelleri yaratarak Güneye kayan perakende ticareti bir miktar engelleyebiliriz. İki taraf arasında, serbest ticareti savunan bendeniz elbette bu bezdirme ve caydırma taktiklerini benimsemiyorum. Ama bu da bir araç.

7-Kuzey'de gıda ve halk sağlığı konusunda büyük ihmaller, disiplinsizlikler yapılıyor. Bu yanlışlar, haliyle tüketiciyi güvenli bulduğu Güney piyasasına kaydırıyor. Bu konuda Kuzeyde acilen "düzenleyici ve denetleyici standartlar" oluşturulmalıdır.

   1009 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
03 Eylül 2008, Çarşamba   Belça'da "KTÖS-DEV İŞ" tartışması ve öğretileri
01 Eylül 2008, Pazartesi   TAŞOCAKLARI'ndaki "Bermuda Şeytan Üçgeni"
27 Ağustos 2008, Çarşamba   ASGARİ ÜCRET'te ZOR AMA YANLIŞ TERCİH
25 Ağustos 2008, Pazartesi   Delikleri kapatın, yeter! Gerisini piyasa çözer
20 Ağustos 2008, Çarşamba   YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYACIMIZ VAR
18 Ağustos 2008, Pazartesi   BATAK KREDİLER
13 Ağustos 2008, Çarşamba   ZAMLARIN, NE KADARI İÇERDEN, NE KADARI DIŞARDAN?
11 Ağustos 2008, Pazartesi   Ödeyeni enayi yapmayalım (mali aflar)
06 Ağustos 2008, Çarşamba   EKONOMİYE "AKP ve MÜZAKERE" DOPİNGİ
04 Ağustos 2008, Pazartesi   BU DÜZENLEME İLE HASTANEYE DÖN(E)MEZLER



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital