Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
15 dakikada böyle oldu
Asrın deneyi, dünyaya bakışı değiştirebilir
İnşaatlar durdu müteahhitler çoğaldı
Erol'la gururlandık
Kendi içimizde hazır hale gelmeliyiz
2008 - 2009 Futbol Sezonu Birinci Lig 1. Yarı Fikstürü
Zeytincilik semineri bugün
2008 - 2009 Futbol Sezonu İkinci Lig 1. Yarı Fikstürü
Türk Ocağı:
Markos Kiprianu: Meyveleri toplamayı bekliyoruz

YORUMLANANLAR
Avukatlara getirilen yasak hukuka aykırı [2]
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [2]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [3]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [3]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [4]



SALLANMA UZARSA, BU KEZ İÇERDE İFLASLAR OLUR

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   23 Ocak 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Birlikte çalıştığım insanlara 2008 için hep "düzeltme yılı ve 2003-2007 kazanımlarını koruma yılı" olacağını söylüyordum. Nitekim tek başına yerel koşullarımız bağlamında bile her bakımdan OCAK ayının göreceli olarak son 5 yılın en kötü ayı olduğunu söyleyebilirim.

Gelelim global türbülansa... Bunu bekliyorduk, sadece zamanını kestiremiyorduk. Çünkü, geleceği fiyatlayan, satın alan para ve sermaye piyasaları, her zaman reel (mal ve hizmet) piyasalardan önce hareket eder. Para ve sermaye piyasalarında olan-bitenler (fiyatlar), reel sektöre gecikmeli olarak yansır.

Hatırlarsanız, 2007 Temmuz-Ağustos'da ABD'deki mortgage krizi ve mali piyasalardaki "likidite sorunu"nun global ekonomiye olan olumsuz etkisini minimize etmek için, o vakitler ABD Merkez Bankası ve gelişmiş ülke merkez bankaları, piyasalara para pompalayarak ve eşgüdümlü faiz indirme operasyonları yaparak hafifletmeye çalışmıştı.

Merkez bankalarının amacı, likidite pompalaması ve faiz indirimi operasyonu ile hem mali sektörde çarkların dönmesi sağlamak, hem krizin reel sektöre yansımasını minimize etmek (tüketici güvenini sarsmamak), hem de varlık fiyatlarının (gayrimenkul ve menkul) çok fazla ve ani değer kaybetmesini önlemekti.

Ama herkes de biliyordu ki, bu mali kriz fazla uzun olmayan bir vakitte, şiddetini tam olarak kestiremediğimiz miktarda reel sektöre de bulaşacaktı. Çünkü, ekonomide "no free lunch" kuralı, yani her şeyin bir bedeli ve karşılığı vardır kuralı vazgeçilmezdir.

Nitekim, 2008 başından itibaren ABD'de bilançolar ortaya çıkmaya başladı ve açıklanan zararların, bunun yanında düşmeye başlayan varlık fiyatlarının ve zayıflayan tüketici güveninin domino etkisi bütün dünyayı sarsmaya başladı ve resesyon korkusu global piyasaların üzerine kabus gibi çöktü.

Artık piyasalar, ABD ekonomisinin resesyona gireceğini ve bu resesyonun da global ekonomiyi olumsuz etkileyeceği beklentisini satın almaya, fiyatlamaya başladı.

Bir bakıma, şimdilerde "bulaşma etkisinin", "ayrışma-decoupling" etkisine baskın geldiğini söyleyebiliriz. Uzun bir süre, Çin ve gelişmekte olan ülkelerin yaratacağı talebin, ABD' deki resesyonu dengeleyebileceği, kompanse edebileceği yönünde bir beklenti vardı. Ama bugünlerde bunun zannedildiği kadar güçlü olmadığı anlaşıldı.

Neticede, global resesyon korkusu ve mali kriz geçen hafta sonuna doğru Türkiye'yi etkisi altına almaya başladı, hafta başından itibaren de şiddetini artırarak TC para ve sermaye piyasalarını sallamaya başladı.

SALLANMANIN KKTC'ye ETKİSİ

YTL para sahasında bulunan KKTC ekonomisi, hafta başından itibaren, içinde bulunduğu konjonktürde yerel ekonomik büyümede yaşadığı tempo kaybına ve likidite sorununa ilaveten ikinci bir sorunu daha yaşamaya başladı.

Şimdi sorunumuz, "bir süreliğine çiftelendi". Bir süreliğine çiftelendi diyorum, çünkü global sarsıntının Türkiye ekonomisini ve YTL'nı çok fazla sarsacağını düşünmüyorum. Bu açıdan Türkiye ekonomisini önceki döneme göre görece daha sağlam ve sağlıklı buluyorum.

Ama YTL (faiz, kur, enflasyon) verilerinde bir miktar "geçici kısmi bir bozulma" bekliyorum. Yani, kurda kademeli daha sert; faiz ve enflasyonda daha düşük miktarda yukarı doğru bir hareket bekliyorum.

Peki bunun bize etkisi nasıl olur? Sorunun bir süreliğine çiftelenmesi ne demek ve bu çiftelenme etkisi bizi ne kadar etkiler?

Bu yeni global türbülansa çok talihsiz bir periyodda yakalandık. Tam da ekonomik açıdan yaşadığımız yerel hastalığımız, bağışıklık sistemimizle mücadele ederken; üzerine bir de şimdi dışsal enfeksiyon kaptık.

Ve ne yazık, 2007'de komaya girmeyenler, şimdi YTL'deki dalgalanmanın uzun sürmesi halinde komaya girebilir. Artık, bu risk önemli ölçüde artmıştır. Çok net olarak, bu kez bir kaç ay sürmesi halinde YTL'den kaynaklanan bir dalgalanmayı, 2007'de sendelemeye başlayan ekonomimiz, 2008'de kaldıramaz.

Çünkü şimdi hem YTL'deki dalgalanmanın yaratacağı parasal istikrarsızlık sorunlarını, hem de tüketici ve yatırımcı güveninin zedelenmesini yaşayabiliriz. Üstüne bir de, kur riski üstlenen kişi ve şirketlerin hırpalanmasını ve ekonomideki efektif talebin mevcut seviyenin bile altına düşmesi tehlikesini yaşayabiliriz.

Artık, 2003-2006 periyodunda yılda ortalama % 13,4 gibi yüksek bir tempoda büyümemize neden olan eşzamanlı 4 faktörden (kaldıraç) 2'sinde ciddi sıkıntılar var. Neydi bu kaldıraçlar;

1-Annan Planı etkisi, yani öngörülebilirlik, mülkiyet rejiminde tanımlama, risk algılamamızda azalma, tüketici ve yatırımcı güveninde artış, talep yaratma..vs

2-TL'deki göreli istikrarlı dönem (kur, faiz, enflasyon)

3-Kapıların açılması (Güneyle entegrasyon etkisi)

4-Global konjonktürün lehimize olması, yani risk iştahı yüksek, sermaye ve bol para dönemi.ki, 2003-2006 ödemeler dengemize baktığınızda, bilhassa konut ve inşaat piyasasına dönük yabancı sermaye girişinin büyüklüğünü görebilirsiniz.

Tespitim şu; "1 ve 3" ün kısmen varlığını koruduğunu kabul etsek bile; 2008'de "2 ve 4"ün durumu pek parlak görünmüyor. En azından bir süre, "2 ve 4"ün çifte negatif etkisini önceki döneme göre daha şiddetli yaşayacağız.

Hatta YTL' deki dalgalanma bir kaç ay sürerse (2), piyasada kalan cılız talepler de gücünü kaybedebilir ve bu durumda 2008'de "ülkede ciddi iflaslar" olabilir. İflas edenlerin başında da devlet bütçesi gelir.

Bu dışsal kaldıraçların zayıfladığı ve yerel sıkıntılarımızın arttığı bir dönemde, içine girmek üzere olduğumuz darboğazdan bizi kurtaracak yeni ve güçlü bir senaryo lazım. Bilesiniz ki, Güney'de Hristofyas'ın kazanması ile başlaması olası müzakere sürecinden başka beklenti ve ekonomide kaldıraç etkisi yaratacak bir dinamik göremiyorum.

   1088 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
13 Ekim 2008, Pazartesi   TC ile MALİ PROTOKOL ve PROGRAM REVİZE EDİLMELİ
08 Ekim 2008, Çarşamba   GLOBAL KRİZİN BİZE BULAŞMA KANALLARI ve ETKİLERİ
06 Ekim 2008, Pazartesi   ALAÇATI DERSLERİ
24 Eylül 2008, Çarşamba   KUZEY'in MÜLTECİ BROKERLERİ ve EKONOMİSİ
22 Eylül 2008, Pazartesi   Global kriz ve evlere şenlik pür halimiz!
17 Eylül 2008, Çarşamba   KILAVUZU KARGA OLANIN...!
15 Eylül 2008, Pazartesi   ŞİMDİ GERÇEK MÜTEAHHİTLERİN ZAMANI
10 Eylül 2008, Çarşamba   Kamu arazilerinin (Sanayi Bölgeleri) satışı
08 Eylül 2008, Pazartesi   BELÇA'yı özelleştirin, yoksa "PEYAK" olacak
03 Eylül 2008, Çarşamba   Belça'da "KTÖS-DEV İŞ" tartışması ve öğretileri



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

HAZIRLANIYORUZ...

Ali Baturay

GÜNEYE KAYAN TÜKETİCİNİN DERDİ YALNIZCA Fİ...

Hasan Hastürer

Bu yazıyı aklınızla okuyun, kalbinizle de ...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Yağmur bereketiyle olumsuzluklar giderken....

Ahmet Tolgay

KADINSIZ SİYASET...(1)

Bilbay Eminoğlu

İnsanı ağlarken bile güldüren adam: Mağusa...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Cevap hakkı...

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Dünyayı sarsan yedi gün

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Kâvânin (Yasama) Meclisi





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital