|
İmtihan alanı olarak nitelendirilen dünya hayatında insan, hemen her an sıkıntı ve problemlerle karşı karşıya kalabilmektedir.
Ailemiz ve akrabalarımızdan sonra problemlerimizin çözümünde yardımına başvurabileceğimiz en yakın şüphesiz komşularımızdır.
Şüphesiz ahlâki erdemlere sahip, insanî değerlere saygılı, başkalarının haklarını, namus ve şerefini en az kendi hakları, namus ve şerefi kadar kutsal ve dokunulmaz kabul eden güvenilir, dürüst komşu, dünya hayatının önde gelen nimetlerindendir. İnsanın, sevincini paylaşabileceği, keder ve üzüntüsüne ortak görebileceği komşularının olması gerçekten büyük bir bahtiyarlıktır. Zira iyi bir komşu, yerine göre şefkatine muhtaç olduğumuz annemizdir, yönlendirmelerine her dem ihtiyaç duyduğumuz babamızdır, kendisiyle huzur bulduğumuz evlâdımızdır.
Hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olan komşuluk üzerine dinimiz, hassasiyetle durmuş ve komşuluk ilişkilerine dair hayati prensipler getirmiştir. Kur'an-ı Kerim'de, "Allah'a ibadet edin ve O'na hiç bir şeyi ortak koşmayın. "Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, idare ve himayeniz altında olanlara iyi davranın..." diye vurgulanmaktadır. Nisa süresinin 36. âyeti kerimesinde.
Bu bakımdan komşuya iyilik etmek sevinç ve üzüntüsünü paylaşmak, ondan gelebilecek bazı sıkıntılara sabredebilmek, onları olgunlukla karşılamak dinimizin gereğidir, ve bizlere peygamber efendimiz (S.A.V) şöyle demiştir: "Kim Allah'a ve Rasulüne iman ediyorsa, komşusuna iyilikte bulunsun...", "Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse komşusunu rahatsız etmesin.", "Komşunun şerrinden emin olmayan kimse iman etmiş olmaz."
Bu hadisler ışığında, canı, namusu, malı gibi hususlarda komşusunun güveninin kazanamamış bir kimsenin kâmil ve ideal anlamda bir mümin olamayacağı söylenebilir.
Namusun korunuşu, sadece kişinin kendi namusuna başkaları tarafından verilecek zararın önlenmesi ile değil, ayni zamanda başkalarının namusuna zarar verecek eylemlerden de uzak durmakla olur.
Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de, kadın ve erkek ayırımı yapılmaksızın namusun korunması emredilmektedir. İşte genelde diğer insanların özelde de komşularımızın namusunu bu ölçüler çerçevesinde görmemiz gerekmektedir.
Birbirimizin derdini dert edinmediğimiz, huzur ve mutluluğumuzu umursamadığımız günümüzde "Ben"i "Biz" yapan dinimizin, rahmet kaynaklı çağrılarına kulak vermekle yetinmeyip, onları hayatımıza yansıtmak durumundayız.
"Yoldan önce arkadaşı, evden önce komşuyu seç."
|