|
İşte kocaman bir yılın yine sonuna geldik. Acısıyla, tatlısıyla bir yıl daha bitiyor. Dünyanın farklı farklı yerlerinde bir takvim yılının bitip yepyeni bir başka takvim yılının başlaması, kutlanmaya değer çok önemli bir olgu olarak kabul ediliyor ve her ülke, kendi kültürel köklerine bağlı olarak yılbaşını farklı şekillerde ve bu özel güne ait yemeklerle kutluyor. Aslında bizler yılbaşı kutlamalarında Batı'dan esinlenmişiz. Miladi takvimi kabul etmemizden on yıl sonra 1935 yılında, bir kanunla 1 Ocak tarihi resmi tatil ilan edilmiş. Yeni yıla geçiş de her yıl giderek artan bir coşkuyla kutlanmaya başlamış. Batı'da ise yılbaşı kutlaması çok eski çağlara dayanıyor. Romalıların Saturmalia şölenleri bugün kullandığımız Gregoryen takviminde 1 Ocak'a rastlayan tarihlerde yapılıyormuş. Batı dünyası yeni yıla dans ederek, bol bol içki içerek girerken yeni yıldan bir hafta kadar önce kutladıkları en büyük bayramları Noel'i dinsel törenlerin yanı sıra aile içinde iyi yemekler yiyerek geçiriyor. 24 Aralık'ı 25'ine bağlayan gece Hıristiyanlarca M.S 336 yılından itibaren en büyük bayram sayılmış. Anadoluda Demre'de yaşamış Aziz Nikola'da Noel Baba olarak bu bayramın simgesi olmuş.
Yılbaşında dışarıda yemek yiyecekseniz, bu gece için hazırlanan menüde kısmetinize ne çıkarsa onunla yetinmek zorundasınız. Ama 31 Aralık akşamını evde aileniz ya da dostlarınızla geçirecekseniz, esaslı bir hazırlık yapmanız gerekir. Benim bu konuda önerim, ev hanımının yeni yılı mutfakta yemeklerle uğraşarak ya da sofraya hizmet ederek geçirmemesi, önceden hazırlanmış, son anda sofraya getirilebilecek yemekleri tercih etmesi. O akşam sofrada konuklarla birlikte, sofradan kalkmadan eğlenmelerine olanak sağlayacak türden yemekleri seçmelerini tavsiye ederim. Yılbaşı soframız o geceki keyfimizin ilk adımı olacağından, hünerlerimizi göstermeli, dostlarımızla beraber keyifli saatler geçirmenin tadını çıkarmalıyız.
Yeni bir yıl, yeni başlangıçlar demek. Güzel bir yıl dileğiyle.
|