|
Teknolojinin hızlı gelişimi, artık hepimizi çok daha küçük bir köyün bireyi haline getirdi.
Gelişen teknoloji, sadece bireyi değil, bilgiyi de küreselleştiriyor.
Gündüz Vassaf, Harvard ve Sofia Üniversiteleri'nde katıldığı kongre konuşmalarını derlediği, son kitabı, "Tarihi Yargılıyorum"da, kürselleşmenin milli marşının, bilgisayarımızı her açışımızda karşımıza çıkan Micosoft'un "ding dong dong" sesi olduğunu söylüyor.
Bu sesi, dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun, herkesin, kendi ülkesinin milli marşından çok daha fazla duyduğu kesin.
Hayatımız, artık Yahoo ve Google arama motorlarından ulaşıyor elimize.
Elektronik postalar, ya da hep kullandığımız adıyla mailler, çoktan mektupların yerini almış durumda.
MSN çılgınlığı, neredeyse, telefon çılgınlığını geçmek üzere.
Ve son günlerde, dünyanın ana uğraşısı, Facebook ve Youtube, biz, kendimizi dünyadan uzak sansak da çoğu zaman, bizi de çoktan etki alanına almış durumda.
Ne kadar direnseniz de bu yeni akımdan uzak kalamıyorsunuz.
Mümkün değil.
Ve bu, en popüler evrensel paylaşım siteleri, ünlü ünsüz herkesin özel hayatıyla, paylaşımlarıyla, başının kolayca derde girebileceği de bir alan.
Bugünlerde, Türkiye'nin Youtube gündemi, küfürlü konuşması gizlice kaydedilen bir generalin, görevden affını istemesi ve yine general gibi, küfürlü sözleri bu paylaşım sitesine düşen bir savcının durumu.
Kuzey Kıbrıs'ın Youtube gündemi de Lefkoşa Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları'nın küfürlü sözleri.
Önce Youtube'dan yayılan ses bandı, şimdilerde Facebook'ta oluşturulan bir grupla gündemdeki taze yerini koruyor.
Facebook'ta, "Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı'na Bu Yakışmadı" adı altında oluşturulan grubun, son baktığımda, 70'i aşkın üyesi vardı.
Şu bir gerçek ki, Cemal Bulutoğluları, göreve gelmesiyle birlikte, "nevi şahsına münhasır" tavırlarıyla sempati de topladı, çokça da eleştirildi.
Ama, Lefkoşa Belediyesi, icraatlarından fazla, Belediye Başkanının sözleri ve tavırlarıyla gündemde oldu.
Şimdi, bantta kullanılan sözlerin içeriği üzerine söylenecek, maalesef bir şey yok.
Kesinlikle hiç kimseye yakışmayacak ve kabul edilemeyecek sözler, bunlar.
Ama bunun da ötesinde, bir haber kaydının internette paylaşım sitelerine düşmesi, hele söz konusu bir belediye başkanıysa, üstelik, Lefkoşa gibi, adı en çok telaffuz edilen bir şehrin belediye başkanıysa, konuyu daha da vahim hale getiriyor.
Magazin haberlerine pek meraklı Türkiye medyası, Lokmacı kapısının açılması haberleriyle birlikte, Kuzey'deki Belediye Başkanı'nın sözlerini de haber yapmaz, umarım.
Zira, karşımızda Saffet Soykal gibi bir de örnek var.
Olayın internete düştükten sonra, artık iki yüzü var.
Sözleri hiçbir şekilde kabul edilemeyecek Belediye Başkanı'nın durumu ve ses bandının internete sızması.
Bu olayda haber için aranan Belediye Başkanı, konuşmanın kaydedildiği konusunda mutlaka uyarılmalıydı. Ancak, bu, Cemal Bulutoğluları'nı dizginler miydi, ya da telefonun karşı ucundakinin "konuşmamızı kaydediyorum" demeye vakti, fırsatı, alanı var mıydı, bu da bir başka soru.
Çünkü daha neden arandığını söylemekle birlikte, küfürler sırlanmaya başlıyor.
Araya girip, ses çıkarmak pek mümkün değil.
Haritada ne kadar uzak bir yer olsak da bu dijital devrimden sonra, en uzağımız, avcumuzun içinde.
Özel paylaşımların bu şekilde paylaşıma açılması konusunun da ne kadar etik olduğu, bu dizginlenip denetlenemez ortamda edebi bir tartışma olarak kalıyor, maalesef.
Artık en sığ dedikodu konularının ana malzemesi, kimin kiminle ne yaptığı değil, kimin videosunun, ya da ses bandının hangi paylaşım sitesinde olduğu.
Ses ve görüntü kaydı yapan sıradan cep telefonumuzla, hepimiz, potansiyel bir ajan ve avucumuzun altındaki dünyayla önemli bir güce sahibiz.
Kredi kartınızdan, nasıl yaşadığınıza, nerelere gittiğinize, telefonunuzdan, özel konuşmalarınıza, kullandığınız bilgisayardan, hangi siteleri ziyaret ettiğinize, özel bilgilerinize kadar, hayatınızın her ayrıntısı ile istenildiği takdirde çok kolay takip edilebiliyorsunuz.
Gittiğimiz alışveriş merkezlerinden, yollara kadar kullanılan kameralarla, neredeyse 24 saat canlı yayında akıyor hayatımız.
Bugünkü teknoloji çağında, özgürlüklerin simgesi konumundaki Amerika'da mesela, Bush yönetimi, istenildiği takdirde, vatandaşlarının elektronik postalarını okumak, telefonlarını dinlemek için haberleşme şirketleriyle işbirliğinde ülke çapında casusluk yaptı.
Dünyanın çeşitli ülkeleri, çeşitli şekillerde izlenip, izlemeyi saklama ihtiyacı dahi hissetmiyor, artık.
Bu küreselleşen bilgi ortamında ve giderek küçülen minik köyde, her an birileri tarafından izlendiğimiz gerçeğini unutmamakta fayda var, sanırım.
Çünkü artık mahremiyetimiz ve özgürlüğümüz, kendi avuç içimizden öteye gitmiyor.
|