Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

CTP, TDP ve hiç kimse temiz değil artık

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   28 Mart 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Toplumda bir süredir ciddi bir yabancılaşma yaşanıyor, siyasete karşı.

Yapılan çeşitli kamuoyu yoklamaları da bir apolitik durumun ortaya çıktığına vurgu yapıyor.

Toplum bilimcilerin ve konunun uzmanlarının şüphesiz, çok daha sağlıklı değerlendirmeleri de olur. Ancak, özellikle iç politikada son birkaç yılda yaşananları düşünecek olursak, bu ruh halinde, sivil toplum örgütleri ve CTP ile TDP'nin azımsanamayacak ölçüde sorumluluğu olduğu da ortada.

Bugün, çözüm için masaya oturulmaya hazırlanılan süreçte, önemli bir heyecan yaşanmıyor.

Bu ülkede bir buçuk yıl boyunca muhalefet meclise girmedi, ama toplum gündemine de ne yapsa yerleşemedi.

Seçim gündeme geldi, anayasa değişiklikleri konuşuldu, ama, hiçbir duygu yaratılamadı.

Oysa, aslında demokratikleşme ve yeniden yapılanma için oy verilmiş, değişim talep edilmişti.

BDH, Kıbrıs'ta bir çözümü, ama çözümle birlikte, gerçekten tüm enstrümanlarıyla işleyecek bir demokrasiyi ve ekonomiyi yaratacak yeni bir sistem için, CTP dışında kalan sol partilerin biraraya gelmesiyle oluştu.

Karara toplumsal bir destek verildi ve yeni kurulan bir parti olmasına rağmen, azımsanamayacak bir oy potansiyeli yakalandı.

BDH aslında bir anlamda, CTP'ye denetleyici ve kuvvetlendirici bir alternatif yardımcı olarak da algılandı.

Ancak, kısa sürede partinin dağılması ve parçalanan unsurların birbiri ile kavgaya tutuşması, bu alanda yaşanan ilk hayal kırıklığı idi.

Ama yine de CTP vardı.

Üstelik hükümetteydi.

Ve partiye verilen kredi, ciddi bir kutuplaşma yaşanmış olmasına rağmen, DP ile ortaklığı bile kaldırabilecek bir krediydi. Belli eleştiriler olsa da, toplum, kurulan bu hükümete güvendi.

Hükümetin garantisi, neredeyse her iki insandan birinin oyunu alan CTP idi.

Ne var ki, zaman geçtikçe, toplumun patiye verdiği krediler geri ödenmedi. Ve bu karşılıksız çeklerin birikmesiyle de tepkiler ortaya çıktı.

Örneğin, bugün partinin üst düzey bütün yöneticileri açıkladıkları rakamlarla, istihdam eleştirilerine yanıt vermeye çalışsa da ilçe yönetimlerinin elinde erk varken, ikna edici olabildiklerini söylemek zor.

Daha da ötesi, yapılan anketlerde, hâlâ partizanlık, sıralanan en önemli sorunların başında geliyor.

Bilimselliği tartışılsa da örneğin, Yenidüzen Gazetesi'nin internet portalında, "sizce en önemli sorun nedir" şeklinde sorulan anket sorusunda, çözümsüzlük ve işsizlik sonrası sıralanan en önemli sorun, kötü yönetim, sonra da partizanlık.

Oysa, yıllarca partizanlık ve kötü yönetimden çekmiş toplum, yeni dönemde böyle bir sorun olmaması için sandık başına gitmişti.

ÖRP konusuna da verilen krediden harcayan CTP, hem ÖRP'nin sorumluluğunu, hem de bugün Türkiye'de bir başka yıpranma trendi yaşayan AKP'nin sorumluluğunu omuzlamak durumunda kalıyor.

Bu süreçte, zaten duraklama dönemi yaşayan Kıbrıs sorununun dezavantajlarını omuzalamak zorunda kaldığı gibi.

Oysa, bu süreçte beklenen, çözüm olmasa da çözüm için çalışılırken, evin içinin düzenlenebilmesi, ciddi bir reformun yapılabilmesiydi.

Önemli sorunlar yaşanan eğitim, bu alana yaşanan ilk hayal kırıklıklarından biri oldu.

Özellikle, İngilizce kullanma ve öğrenme becerilerinin ciddi erozyona uğradığı gerçeği karşımızda duruken, artık AB vatandaşı olarak Avrupa ülkelerinde eğitim görmenin çok daha ucuz ve kolay olduğu bir zamanda, yeni düzenleme ile öğrenciler, bu rekabet ortamına girmekten bile uzak tutuldular.

Daha da ötesi, ne olacağı belli olmayan bir ortam yaratıldı.

Yeni sistemin sakıncaları, uzmanlar tarafından defalarca dile getirildi.

Partinin milletvekilleri, bu konuda çalışma yaptı, ancak, hepsi gözardı edildi. Daha da ötesi, çeşitli şekillerde, sendikanın bakanlıktan daha fazla erk sahibi olduğu gibi bir görüntü yaratıldı ve bir sınavın bile kavgası günlerce sürdü.

Yarını belli olmayan çok günler geçirdi, öğrenciler.

Bugün, eğitim sistemine güvenemeyen CTP milletvekilleri de dahil, birçok kişi, haklı olarak, global bir anlayışla eğitim veren İngiliz Koleji'ne gönderiyor çocuklarını.

Sağlık alanında yaşanan onca tartışmanın ardından, beklenilen reform, yine hayata geçirilemedi.

Üstelik, yasalar geçse bile fiili olarak, bu dönemde hayata da geçirilemeyecek.

Defalarca farklı takvimler verilse de ne bakanlık ile kabine, ne de parti ile milletvekilleri ortak bir görüş yaratabildi.

Sonuçta, zaten altı doldurulamayan reform askıda kaldı.

Bugün, sağlık sistemi, yapılan yeni binalarla kurtarılamayacak kaotik ortamını koruyor, malesef.

Kamu reformundan bahsedilemiyor.

Sendikalarla yaşanan kavga ve hiçbir sonuç elde etmeyen tartışmalar, ciddi bir yıpranma yarattı, hükümette. Dolayısı ile CTP'de.

Son olarak, çalışma saatlerinin düzenlenmesi konusunda yaşanan tartışmaların ardından, yeniden, başlanılan noktaya dönülmesi, bir başka komik tablo daha yarattı.

Şu bir gerçek ki, CTP, uzman kadroları gerektiği şekilde kullanamadı ve toplumdan topladığı krediyi, farklı çevrelere borçlanmış bir görüntü yarattı.

Yaşanan ayrılığın ardından, TDP çatısı altında birleşen BDH ile TKP ise, kendi küçük kavga gündemleri altında, etkin ve yapıcı muhalefet görevini yerine getiremedi.

Geçtiğmiz günlerde, TKP'nin yıldönümü için biraraya gelenlerin verdiği fotoğraf da bu alanda bir başka güvensizlik noktasıdır.

Bütün bunlar yaşanırken, UBP ve DP'nin de muhalefet alanında ciddi bir etkinlik gösterememesine rağmen, CTP'nin bugün bu noktada olması düşündürücüdür.

Bugün, eğer 2002'deki CTP, bugünkü CTP'nin muhalefet olarak karşsında olsaydı, herşey çok daha farklı olabilirdi.

Hem iktidar, hem de muhalefet için.

Bugün, karşımızdaki tablonun belki bir özeti de olabilecek, "parti içi dengeler" için istifa ettiğini söyeleyen Çevre Bakanı'nın sözlerinin altı çizilmesi gerekiyor.

Bu dönemde muhalefet de iktidar da parti içi dengelerinin de kurbanı oldular.

Bunlar yaşanırken, Çağlayan Parkı'nın isminin değiştirilmesine uzun zamandan sonra, önemli bir toplumsal tepki oluştu.

Bu tepkinin içindeki hayal kırıklığının kayda değer bir kısmı da CTP'nin pozisyonuydu. Belediye meclis üyelerinin, neyi önerdikleri ve neyi imzaladıkları tartışılırken, CTP'nin Londra Dayanışma Derneği Başkanı İlker Kılıç örneğin, gönderdiği elektronik postada, bu değişikliği partinin onaylamasının mümkün olmadığını söylüyor. "CTP Eski Genel Sekreteri Naci Talat'ın düğünü orada olmuştu, duygusal bağımız var" diye de ekliyor.

Ne var ki, partinin MYK üyeleri, milletvekilleri, benzer görüşler dile getirirken, partiden, hâlâ yaşananlarla ilgili resmi bir açıklama yok.

Belli ki, her tarafa yaranabilecek bir yol bulunamıyor.

Bir çözüm süreci, belli yaralara merhem olabilir, belki. Ama bu sürece girilirken, ölümcül olabilecekler sarılmazsa, halkın güvenini ve desteğini bir kez daha yitiren politikacılar, hiçbir konuda ikna edici olamayacaktır.

Özellikle CTP'nin en önemli iki kartından biri olan refomlar konusunda tablo ortadayken, şimdi, geriye çözüm kaldı.

Unutulmaması gereken önemli bir nokta var ki, Annan Planı'nın tartışıldığı dönemlerde, mevcut muhalefet partileri, temiz bir sayfayı temsil ediyor ve güven uyandırıyordu.

Özellikle, o dönemde CTP'nin propagandadan, saldırıdan uzak, plan ile ilgili bilgilendirici ve akılcı politikası, muhalefetin hanesine yazılan bir artıydı.

O dönem, planın içeriği ve çözüm ihtiyacı yanında, muhalefetin güven teşkil eden duruşunun da önemli bir rol oynadığını gözardı edemeyiz.

Bugün, aynı tartışmalar yaşansa, aynı güven ortamının yakalanması için çok fazla uğraş verileceği gerçeği var karşımızda. Çünkü bugün hiçkimse temiz değil, artık.

Ve bu gerçek ışığında, özellikle CTP'nin, artık farklı birşeyler yapması gerekirken, TDP'nin de mevcudiyetini ıspat edecek, yapıcı politikalar izlemesi gerekiyor.

Yoksa halkın dahil olmayacağı bir ortamda, ne iç, ne de dış siyasette başarı sağlanamayacak, aksine gün geçtikçe sığlaşan siyaset daha da çirkinleşmeye devam edecektir.

   561 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Eylül 2008, Cuma   İRADE ve ÖDEV
04 Eylül 2008, Perşembe   ONLAR BENİM İÇİN SADECE TALAT ve HRİSTOFİAS
15 Ağustos 2008, Cuma   ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM YAPACAK?
14 Ağustos 2008, Perşembe   CTP'NİN KURTULUŞU ÇÖZÜM
13 Ağustos 2008, Çarşamba   KAMU SAĞLIK ÇALIŞANLARI YASASI
12 Ağustos 2008, Salı   HASSASİYETLERİMİZ NASIL ŞEKİLLENİYOR?
11 Ağustos 2008, Pazartesi   KAMU SAĞLIK ÇALIŞANLARI YASASI ve TIP FAKÜLTESİ ISRARI
10 Ağustos 2008, Pazar   ÜNİVERSİTE SORUNSALI İÇİNDEKİ TIP FAKÜLTESİ
08 Ağustos 2008, Cuma   ÜNİVERSİTE SORUNSALI
07 Ağustos 2008, Perşembe   TURİZMDEN KARAPARAYA BİR DEVLET HİKAYESİ



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital