|
Denizlerin idamının üzerinden 36 yıl geçti.
Her yıl düzenlenen etkinliklerle idamlar anılıyor ve hesap soruluyor.
Ama 36 yılda sorulan hesaplar bir türlü verilemiyor.
Bir yandan da yaklaşık 2 yıl önce, ATV'de başlayan "Hatırla Sevgili" dizisi, Türkiye'nin karanlık geçmişini gözler önüne seriyor.
İşkencede ölenleri, idamları ve daha birçok kanlı yakın geçmiş hatırayı.
60'lardan başlayan dizi, Menderes idamından, 80 darbesine kadar yaşanan süreci gözler önüne seriyor.
Bu dönemleri yansıtmakta eleştirlse de aldığı övgüler, eleştirileri gölgede bırakacak türden.
Basında dizi ile ilgili çıkan haberlere bakıldığında, izlenme rekorları üst seviyede.
Reytinglerin ölçülemediği Kuzey Kıbrıs'ta da ilgiyle izleniyor, dizi.
Çünkü o yılları, o dönemin gençliği ile birlike yaşamış bir kuşak var buralarda da. Bizzat yaşamamış olanlar da izlerini burada tecrübe etmiş.
O yılları hatırlamayan genç kuşağa sorgulama şansı veren dizi sayesinde, özellikle, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idama giden sürecini anlatan kitap satışlarında, rekora ulaşıldığı tesbit ediliyor, Türkiye'de.
Denizlerle ilgili etkileyici kitaplardan biri olan, "Dar Ağacı'nda Üç Fidan", yeni baskısıyla, en çok
satanlardan.
Oysa "Darağacında Üç Fidan" 1976'da Vatan Gazetesi'nde, Deniz Gezmiş davasına yeniden bakılması için yürütülen bir kampanya kapsamında başlayan bir yazı dizisiydi.
Gazetenin, basın tarihinde eşine az rastlanır şekilde, dizinin sorumluluğunu, sadece yazarına yüklediği bir yazı dizisi.
İşte bu yazı dizisi, daha sonra kitaplaşıyor, yazarı yargılanıyor ve vatandaşlıktan çıkarılıyor.
Yazar, ülkesine ancak 16 yıl sonra dönebiliyor.
Kitap, ancak 22 yıl sonra yasaklı listesinden çıkıyor.
İşte o kitap, bugün, popüler kültürün de etkisiyle, genç kuşak tarafından en çok okunan kitaplardan biri.
Dizinin etkisiyle yeni baskısıyla, yeniden kitapçılarda.
Türkiyeli yazarlar anlatıyor;
"Bir zamanlar, kitapçılarda bulmak mümkün değildi. Şimdi, Mahir'in yazılarından Deniz kitaplarına kadar, öyle çok yayın var ki, en fazla gençler okuyor" diyorlar.
İlginçtir, bir ülke, 36 yıldır veremediği hesaplarını, 36 yıl sonra, ilk defa, popüler kültür üzerinden bu kadar yaygın bir şekilde tartışmaya açıyor.
Ama onda bile sansürler var.
Denizlerin idam bölümünde, Deniz'in idama giderken kullandığı cümleler, dizide sansüre uğruyor.
Oysa Deniz, "Yaşasın Türkiye halkının bağımsızlığı, yaşasın Marksizm-Leninizmin yüce ideolojisi, yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi, kahrolsun emperyalizm" diyordu, idam sehpasına yürürken.
Dizide, "yaşasın" ile başlayan cümleler, Deniz karanlıkta kaybolup el sallarken ve "hade eyvallah" deyip, izleyenleri gözyaşlarına boğarken, kesiliyor.
Ve yakın tarih, yine uygun görülen, kabul edilebilir dilde yazılıyor, bir kez daha.
"Hatırla Sevgili" 1980 darbesine yaklaşan günleri anlatıyor, yeni bölümlerinde.
Ve Ecevit ile başlayan kontrgerilla sorgulamasını gündeme taşıyor.
Bugün, Ergenekon tartışmaları yapılırken, bunları izlemek ilginç.
Oysa NATO üyesi ülkeler, oluşturdukları örgütlerini dağıtıp, hukuki süreçlerini yaşayalı çok oluyor.
Sadece Türkiye, yarım asırı geçmeye başlayan bu süreci hala hukuktan ve demokrasiden uzak yaşıyor.
Şimdi, Ergenekon davası tartışmaları yapılırken de sonuna kadar gidilebileceğinden, ciddi şüpheler var.
Parti kapatma davaları konuşulurken, Anayasa değişiklik istemleri, sığ bir "AKP'yi kurtarma" çizgisinde kalıyor.
Türkiye, geçmişini sorgulamadan ve yaşanan karanlıkların hesabını vermeden, tam demokrasiye geçemeyecek.
Biz de bu karanlıkların gölgesini yaşarken, kendi rüştümüzü ve demokrasimizi, Türkiye, bu eşiği atlamadan ispat edebilecek durumda gözükmüyoruz, malesef.
Oysa bugün, karanlıklarda kalanları konuşmak yerine, geçmişten bugüne yaşanan süreçleri sorgulayıp içselleştirebilmeliydi, çağdaş bir ülke.
Türkiye, yarım yüzyılda biriktirdiklerinin hesabını vererek geçecek, demokrasi eşiğini.
Biz de bu yarım asırlık acı ve kandan doğacak eşikten yaratabileceğiz ancak, kendi demokrasimizi.
Ama yine de bu yıl, ilk defa, Türkiye'nin 6 Mayıs'ını konuşurken, Kıbrıs'ın, her iki tarafında da iki sol lider ve iki sol parti var.
Ve geçmiş daha yeterince sorgulanmadan yaşanacaklar, sanırım, gelecekte önemli sorgulamaları gerektirecek, yeni dönüm noktalarına gebe.
|