|
Amerika Birleşik Devletleri'nde 30 yıldan beri trafik ve ulaştırma uzamanı olarak görev yapan çocukluk arkadaşım, sevgili dost Taner Aksu KKTC'ye geldi.
Tabii ilk gelişi değil; zaman zaman geliyor buraya.
Yurt dışında yaşayan öteki yurttaşlarımız gibi o da özlem duyuyor, doğup büyüdüğü bu topraklara.
Dünyanın neresinde, ne denli refah ve mutluluk içinde yaşıyor olsa da insan, "memleketim gibisi yok" diyebiliyor.
Nitekim, aile dostluğumuzdan öte adeta kardeş olduğumuz Taner de, eski Lefkoşa'yla, özellikle Samanbahça'yla ilgili nostaljik yazılarımı internetten okur okumaz hemen bir e-mail atıyor bana...
'Ah o Samanbahça... Ah o güzelim çocukluk günlerimiz' diye.
Yine Amerika'da dünyaca ünlü bir üniversitede profesör olarak görev yapan yeğeni Birol Yeşilada da öyle...
Vatan özlemiyle yanıp tutuşuyor.
Nasıl olduysa bu kez görüşemedik Taner'le.
Bir buçuk aydır burada ve bir türlü bir araya gelemedik.
Sağlık olsun... Gönüller bir olsun.
***
Eniştesi, Tanrı rahmet eylesin Ali Yeşilada sürüş ehliyeti müfettişiydi. Hem Güney Kıbrıs'ta hem burada yıllarca görev yaptı. Ali Yeşilada'nın döneminde kolay mıydı ehliyet almak. Abartmış olmayayım ama, adamı uçak pilotu
olacakmış gibi sıkı denetim ve testlerden geçirirdi. Günümüzde olduğu gibi çocuk oyuncağı sayılmazdı direksiyon başına geçmek.
Taner dostumun, meslek olarak trafik mühendisliğini seçmesinde belli ki eniştesinin büyük rolü var.
Bizim çocuklar gazetede bir söyleşi yaptı onunla; okudunuz her halde.
Trafik sistemimizin sınıfta kaldığını söyledi.
Diline sağlık Tanerciğim; yerinde bir tespitte bulundun, ama keşke bir şey daha ekleseydin sözlerine; "Kaç yıldır sınıfta kalıyorsunuz, sizin okumaya niyetiniz yok" diye.
Ülkemizdeki gözlemlerin sırasında hayretle tespit ettiklerin buzdağının sadece su üstündeki kısmı.
Suyun altında neler var bir bilsen.
Ağabeyin olarak sana tavsiyem olsun....
Mümkün olduğunca trafiğe çıkma.
Bilmiyorum sana söyleyen oldu mu?
Trafikteki sistem bir yana kuralsızlık da kural oldu bu ülkede.
Kurallara uymak zoruna gidiyor bazı insanlarımızın...
Trafik kurallarına uymayanlar; uyanlara hatta uyulmasını isteyenlere kızıyor.
Örneğin 65 kilometre hız sınırına uyuyorsanız, arkanızdan 100 kilometre ile gelen sürücü yanınızdan size küfrederek geçiyor.
Trafik ışıklarında da öyle... Kırmızıda fazladan bir saniye bile beklemeyeceksin. Sarı yanar yanmaz gaza yükleneceksin. Aksi halde hız tutkunlarının hışmına uğrayabilirsiniz.
Hız çılgınlığı öylesine bir hal aldı ki bizim buralarda, dünyanın dört bir yanında daha caydırıcısı görülen ve harfiyen uyulan uygulamalara nedense Kıbrıs'ın kuzeyinde karşı çıkılıyor.
Hiç bir şekilde hız sınırlamasına gidilmeyecek bir trafik istemi kurulması; aşırı hız yapılan kent içindeki yollarda kasislerin, kameraların sökülüp atılması, zaten yetersiz olan polis denetimlerinin kaldırılması, dahası seyir halinde cep telefonuyla konuşmanın, alkollüyken araç kullanmanın serbest bırakılması isteniyor.
Sana bir şey daha salık vereyim. Sakın birine trafik uzmanı olduğunu da söyleme.
Kuralsızlığı kural edinenler, trafik uzmanlarını, trafik kazalarını önlemeye çalışanları sevmezler.
Sen, trafikte sınıfta kalmamamızın nedenlerini tespitlerine dayanarak sıralayacak yerde kalkıp da, "Hız limitlerini kaldırın; kasisleri, kameraları söküp atın; bırakın herkes istediği hızda gitsin. Ve aşırı hızda giderken bir tehlike anında durabilenleri ödüllendirin" demiş olsaydın, -ki inanamayacaksın bunu burada söyleyenler var- emin ol sana alkış tutacaklardı.
***
Sevgili Taner;
Trafiğe çıkmak zorunda kalırsan, sakın kurallara uymakla, son derece dikkatli olmakla güvende olabileceğini sanma.
Bu ülkede kaldırımda yürürken, evinin bahçesinde, hatta oturma odasında otururken bile tehlikedesin.
Polisin trafik raporlarına ve gazete arşivlerine bir göz atacak olursan eminim dehşetle irkileceksin.
Çünkü bu ülkede araçlar yolda seyretmiyor, havada uçuyor!
Neyse, ilk fırsatta görüşelim, biraz laflayalım.
Ama trafiği değil, Samanbahça'yı konuşalım.
|