Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
64 bin 552 alışveriş
2 bin ağaç elektrik kurbanı
HSBC kriz içinde atılım yaptı
Haftalık yıldız falınız
Bağcıl'ın 4. yabancısı Enio Da Silva
Türkiye ikinci yarıda: 2-1
Futbolda alt yapı antrenörleri belirlendi
TRİO
Sabri Ugan spor yazarları ile buluştu
Küba Büyükelçiliği konusunda Güney'deki tartışma sürüyor

YORUMLANANLAR
Avukatlara getirilen yasak hukuka aykırı [2]
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [2]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [3]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [3]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [4]



Dokunsanız kırılacak nazenin bir vazo!

Bilbay Eminoğlu

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Haziran 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kıbrıs'ta kalıcı çözüm, kalıcı barış ve dünya ile bütünleşme istencimizi ortaya koyduğumuz referandumdan bu yana dört yılı aşkın zaman geçti.

Bu süre içinde neler olduğu malum...

Ne çözüm oldu, ne kalıcı barış geldi adaya, ne de dünyayla bütünleşebildik.

Peki hala umut var mı?

Yok!

Neden yok?

Çünkü umutlu olmamızı gerektirecek somut bir gelişme göremiyoruz.

Tam aksine, adadaki statükonun değişmeyeceğinin belirtileri var.

Nedir bu belirtiler?

İki tarafın kırmızı çizgileri...

Bunlardan geri adım atılmasının söz konusu olamayacağı taraflarca ikide bir açıkça dile getiriliyor.

O zaman çözümün adı konulmuş neye yarar.

İki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı, tek uluslararası kimliği olan bir ortaklık.

Kağıt üzerinde güzel!...

Ama yaşama geçirilebilir mi?

İçi doldurulabilir mi?...

Federasyondan ne anladığı, olmazsa olmazları yüzünden farklı olan tarafların tutumu değişebilir mi?

Bugün itibarıyla olanaksız.

İleride olur mu?

Bir mucize olursa olur!

Gerisi laf!

                                                                               ***

Gerçekçi olalım...

Dünya Kıbrıs için ne diyor?

Sorunun çözülmesi gerektiğini söylüyor.

Bunu da ancak iki toplumun başarabileceğine işaret ediyor.

Kırk beş yıldır aynı nakarat!

Kimse çıkıp da adadaki statükonun nasıl yaratıldığı, nasıl ortadan kaldırılabileceği üzerinde durmuyor...

Yanlışlar üzerine yanlışlar yapılarak sorunun artık içinden çıkılmaz bir hal aldığını görmek istemiyor.

"Kıbrıs Cumhuriyeti"nin adanın yönetimini Kıbrıslı Türklerle paylaşmaya yanaşmadığını kabullenemiyor.

Alın İngiltere'yi işte...

Üstelik garantör bir ülke...

Bütün dünya ülkeleri gibi o da, sadece Rumlardan oluşan yönetimi tüm Kıbrıs'ın yasal devleti olarak tanıyor...

Ve bu devletle bir memorandum imzalıyor.

Memorandumun  Türk tarafında fırtınalar koparması, Cumhurbaşkanı Talat'ın İngiltere'yi, "tarafların birbirine olan güveninin altını oyduğu" ifadesiyle eleştirmesi neyi değiştirecek?

Büyük umutlar bağlanan müzakere sürecinin sekteye uğraması halinde kim çıkıp da İngiltere'yi ya da Rum tarafını bundan sorumlu tutacak?..

Öyle bir durumda, masadan kaçan taraf olarak suçlanabiliriz de!

İki devlet arasında yapılan "rutin" bir anlaşmayı, "gerçek niyetimizi gizlemek için bahane ettik" diye!

                                                                           

                                                                                  ***

Referandumdan bu yana dört yılı aşkın bir zaman geçti...

Dört yıl daha geçse yine bir şey değişmez!...

Ne çözüm olur, ne kalıcı barış gelir adaya!

Çünkü kimsenin gücü yetmez bir değişikliğe!

Meğer Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları ortadan kaldırılmış olsun...

Avrupa Birliği  "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin tam üyeliğine son verebilmiş olsun...

Ve Amerika ile İngiltere böyle istemiş olsun...

Olabilir mi böyle şeyler?

Olamaz!

O zaman, Kıbrıs sorununa kalıcı ve adil bir çözüme, belirsiz bir süre daha uzaktan bakmayı sürdüreceğiz!...

Bir müzede, çok iyi korunan bir camekanda sergilenen değerli bir vazo gibi!...

O kadar ince camdan yapılmış, o kadar nazenin ki, dokunsanız kırılacak.

   482 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
12 Ekim 2008, Pazar   İnsanı ağlarken bile güldüren adam: Mağusalı Ahmet (I)
11 Ekim 2008, Cumartesi   Okurlardan güncel konulara ilişkin görüşler...
10 Ekim 2008, Cuma   Yatıp kalkıp dua edin bu halka...
08 Ekim 2008, Çarşamba   "Keşke bu otomobil keşfedilmesiydi"
07 Ekim 2008, Salı   Görünen köy kılavuz istemez
05 Ekim 2008, Pazar   Eski Lefkoşa'nın eskileri
04 Ekim 2008, Cumartesi   Böyle hükümetçilik, böylesine ciddiyetsizlik olur mu?
30 Eylül 2008, Salı   Hayat bayram olsa...
28 Eylül 2008, Pazar   Seydali'nin öyküsü (II)
27 Eylül 2008, Cumartesi   Varan üç!



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

HAZIRLANIYORUZ...

Ali Baturay

EROĞLU DÖNMELİ MİYDİ?

Hasan Hastürer

Unutmadan, sesimiz kısılmadan....

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Biraz da okuyucu konuşsun... Türk emlaki n...

Ahmet Tolgay

KÜRESEL KRİZ GELİP ÇATTI... ÇIKIŞ YOLLARI ...

Bilbay Eminoğlu

İnsanı ağlarken bile güldüren adam: Mağusa...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Cevap hakkı...

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Dünyayı sarsan yedi gün

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital