|
Kıbrıs'ın yüzlerce yıllık zengin tarihinde, Beşparmaklar bu denli bir felaket yaşamadı...
Güzelim sıradağlarımız böylesine büyük bir yara almadı...
Ne acımasız zamandan, ne sert iklim ve doğa koşullarından, ne de depremlerden...
Zaman zaman yeşil örtüsü alındı üzerinden...
Balta vuruldu çam, selvi ve meşelerine...
Zaman zaman ateşler içinde kaldı...
Makilerini, harnuplarını, zeytinlerini yitirdi...
Ama boyun eğmedi uğradığı bunca tahribata...
Yaralarını sarmasını bildi...
Meydan okudu asırlara...
Ve ne yazık ki sonunda, öyle bir darbe yedi ki insanoğlundan...
Öyle bir hançer vuruldu ki sırtına...
Bütün gücünü yitirdi birden...
Yıkılıp kaldı orda!...
Artık direnemez...
Ayakta duramaz oldu Beşparmaklarımız!
***
Betonlaşma uğruna delik deşik edildi güzelim dağlarımız...
Taşocakları canına okuyor Beşparmaklar'ın...
Bir zamanların laden kokulu yamaçlarında oyulmadık yeri kalmadı...
Tonlarca dinamitle derin uçurumlar açılıyor, ağaçlar yok ediliyor, su kaynakları kayboluyor...
Flora ve faunadan eser kalmadı bölgede...
Taşocaklarının kapladığı toplam 2 milyon 183 bin 592 metrekarelik alanda ne kadar ağaç varsa toz toprakla kaplandı.
Nefes alamıyor ağaçlar!
Hava, toprak, su, her şey kirlenmiş bölgede...
Ses kirliliği inanılmaz boyutlarda.
Arkadaşlar, "Yüzyılın felaketi" başlığıyla KIBRIS'ın manşetine taşımış Beşparmaklar'ın hazin durumunu...
Ama bakıyorum; yazılanlar yetmiyor anlatmaya orada yaratılan "cehennemi".
Sanki meteor yağmuruna tutulmuş dağlarımız!
***
Yetkililerimizin hiç mi yolu düşmüyor oralara?
Görmüyorlar mı güzelim dağlarımızın ne hale geldiğini?
Bilmiyorlar mı, Beşparmaklar'da açılan bu büyük yaranın, aradan yıllar geçse de kapanamayacağını...
O dağların bir daha eski haline dönemeyeceğini...
Farkında değiller mi şekil değiştirdiğini Beşparmaklar'ın?
Nasıl anlatacağız bunu gelecek nesillere, çocuklarımıza...
Yoksa gelecek hiç umurumuzda değil mi?
Günü kurtarmaya mı bakıyoruz?
***
Arada bir bölgeye yolu düşen turistler gördükleri manzara karşısında, "Böyle bir şeyi nasıl yapabiliyorlar?" diye hayretlerini gizleyemiyor...
Bölge halkı, "Dağda ağaç kıyımlarıyla cinayet işleniyor. Dağlar yok oluyor... Yeter artık, durdurun bu yağmayı" diye
isyan ediyor...
Yapabileceğimiz bir şey yok mu?
Yetkililer bu duruma daha ne kadar seyirci kalacak?
Beşparmaklar daha ne kadar oyulacak?
Taşocağı izni verilen işletmelerin mağdur edilmesini kuşkusuz kimse istemiyor.
Ne var ki, daha da taş ocağı izni veriliyor.
Başka iş sahaları açamaz mıyız oradaki insanlara?
Başka bir yolu yok mu inşaatlara malzeme sağlanmasının?
Bu gidişle yok edeceğiz Beşparmaklar'ı...
Ve bunun hesabını veremeyeceğiz.
Gelecek nesiller lanetleyecek bizi!
|