Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Doğan "arayı" açmak istiyor
Son sözü yıldızlar söyler
“Kitap“ Türkiye Halk Oyunları (1950–1970)
"11. Ahmet Kebapçıoğlu Tavla Turnuvası"nın ustaları kupalarını aldı
MAGEM Altın Piyon'da son tur
[Meteo] Bulutlar…
Judocular Dan sınavında

YORUMLANANLAR
Okan Ersan, Almanları büyüledi [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [16]
Avcılardan ağaç katliamı [2]
Tolga'dan bateri şov [1]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]
AİHM'de kayıplar davası görüşüldü [1]
Gece kulübünden kadınları baba yollamış [33]
Gazimağusa'da uyuşturucu operasyonu: 6'sı öğrenci 7 tutuklu [4]
Rusya Rum'a teslim [1]
Yusuf Erol, bugün toprağa verilecek [5]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Kim olursa olsun, izinsiz inşaatları mühürleyeceğiz [1]
"Bally" belası [1]
Yusuf Erol kurtarılamadı [1]
Girne'de uyuşturucu operasyonu [1]



Yedisi bir eşekte

Bilbay Eminoğlu

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   13 Temmuz 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yayın Koordinatörümüz sevgili Omaç Başat'a söz vermiştim.

Nostaljik pazar yazılarımdan birini, çocukluğunun unutulmaz anılarından birine ayıracaktım.

Araya başka yazılar girdi, bir türlü olmadı.

Köşem bugün onun.

Cuma günü söz verdim ona...

Pazara başka yazı yazmayacağım diye.

Fotoğrafı da kendisi verdi bana.

Kaç zamandır dosyamda duruyordu.

 

                                                                  ***

 

Günümüzden tam 57 yıl önce, 1951 yılında Baf'ın Melandra (Beşiktepe) köyünden bu kare.

Tabii siyah beyaz. Renkli fotoğraf ne gezerdi o zamanlar...

İlginç mizanseni, rahmetli babası Ahmet Osman Başat yaratmış ve basmış deklanşöre.

O yıllarda bir gazetenin düzenlediği fotoğraf yarışmasında birincilik ödülünü almış.

"Yedisi bir eşekte" diye isimlendirilmiş.

Omaç, yazının başlığının, "Yerli limuzin" de olabileceğini söyledi.

Ya da bana göre, "Çocukların limuzin keyfi"

Düşünüyorum da, o zamanlar kim bilirdi "limuzin"in ne olduğunu.

Adaya ilk getirilen ve günümüzdekilerin yanında gülünç kalan otomobillere bile hayran kalırdı insanlar. 

Fotoğrafta, dikkat etmişseniz çocukların tümü yalınayak...

Omaç hariç...

O ayakkabılı.

Şeher çocuğu olduğu nasıl da belli.

 

                                                                      ***    

Sevgili Omaç, o günlere ait anılarını özetle şöyle anlatıyor:

Melandra, Baf kazasında şirin bir dağ köyü.

Yürüme mesafesinde Zaharga'yla (Tatlıca) komşu bir köy.

İlkokul öğrencisi olduğum 1950'li yıllarda, yaz aylarında, annemle birlikte, Ksero'dan (Denizli) başlayıp Yayla (Yayla) , Magunda (Yakacık) ve Pelatusa (Karaağaç) köylerinden sonra Melandra'da (Beşiktepe) noktalanan Baf turuna çıkardık.

Melandra o zamanlar, biz şeherlilerin kışlık erzak temin ettiği köydü.

Kaçak Ali veya Ferdi'nin, o Kıbrıs'a özgü tahta kasalı Ford marka köy otobüsleriyle gittiğimiz köylerde, Lefkoşa'daki yaşantımızda özlem duyduğumuz eşeklerle kısa gezintiler yapmaya bayılırdık.

Bu hayvanlar biliyorsunuz, her gün gittikleri yolu ezberlediklerinden son durak olan yerlerini kolaylıkla bulurlar. Taşıdıkları insanların, onları başka yere yönlendirmeye çalışmasına rağmen yine de yönünü şaşırmaz ve ısrarla oraya doğru yol alırlar.

Eşekler, genelde inatçı olurlar. Üzerindeki semer dolu veya boş olsun fark etmez, hep son durak olan ahırlarının yolunu tutarlar inatla.

 

                                                                         ***

Beşiktepe köyünde, şimdi Yakın Doğu Üniversitesi'nin kurucu rektörü olan Dr. Suat Günsel'in dedesi Şevki Kıralp'ın evinde misafirdik.

Şevki dayının çocuklarıyla birlikte her gün kırlara, eşek turuna çıkardık.

Köye daha yeni varmıştık. Evin avlusundaki eşeklerden en "uslusu" bana tahsis edilmişti.

Boyum, hayvanın üzerine çıkabilmem için yetersiz kalınca evin büyükleri bana destek verdi ve eşek turuna çıkabilmemizi sağladılar.

Güzel bir kır gezintisinden sonra evin avlusuna döndük. Ben elimde kırbaç benzeri bir dal parçasıyla eşeğin ağaçların etrafından dolaşıp gitmesini sağlamaya çalışıyordum ama hayvan bildiği yolda gitmekte ısrar ediyordu.

Sonunda avludaki harnup ağaçlarının altına girdik. Eşeğin yolunu değiştirmeyeceğini geç de olsa anladım. Semerin üzerine uzanıp alçak dalların beni yaralamasına engel olmaya çalıştım. Buna karşın her tarafımın yara bere içinde kalmasını önleyemedim.

                                                                              ***

Omaç, ilkokulunu, komşu köy Zaharga'nın (Tatlıca) çocuklarıyla birlikte kullandığı bu şirin köyü en son 1972 yılında ziyaret etmiş... 

Evlerin genelde teraslanmış tepeler üzerine inşa edildiği köyün sakinlerinden Kıralp ailesinin mimar oğlu Mustafa Kıralp'ın, Melandra'ya duyduğu özlemi bir nebze olsun giderebilmek işin, köydeki baba evinin birebir kopyasını Mağusa'da inşa etmesini anımsattı bana.

Yazmıştım, ne güzel bir iş yapmış adam.

Salamis'in oralarda bir köy evi.

Çalışmalarını daha bitirmedi...

Evin etrafını bağlar bahçelerle çevreleyecek.

Bağlardan pekmez, şarap, paluze, sucuk yapacak.

Ve en önemlisi evin avlusuna eşek, keçi, tavuk gibi hayvanlar salacak.

Tabii eşek bulabilirse.

Ama bana göre yine de önemli bir şeyin eksikliğini duyacak Mustafa Bey o "Melandra evi"nde.

O güzelim köyün dağ havasını...

Yakındaki ormanlardan gelen çam kokulu esintiyi.

 

                                                                           ***

Eşek deyip geçiyoruz...

Bir zamanlar Kıbrıs'ın simgesi olan bu güzel gözlü hayvanların hiç itibarı kalmamış günümüzde.

İtibarı bir yana neslini de tüketmek üzereyiz.

Mekanlarına varıncaya kadar.

Oysa ülkemizde ve dünyada yüz yıllarca insanlığın yükünü taşıdı bu zavallı yaratıklar.

İşleri sürekli çalışmak oldu... Yorulmadan, yakınmadan en ağır yükleri bile taşıdılar.

İnsanoğlunun hayatının vazgeçilmez bir parçası oldular.

İster istemez, eşek gibi!

Ne var ki, çok sürmez bu hayvanları sadece fotoğraflarda görebileceğiz.

Güney Kıbrıs'ta çoktan korumaya alındılar.

Bizim buralarda ise çevremize bile sahip çıkamıyoruz.

 

                                                                           ***

Önümüzdeki hafta bir başka nostaljik yolculukta yine birlikte olmak dileğiyle esen kalın.

 

 

-------------------------------------------------------------

 

FOTOĞRAF ALTI:

Genelres'te YEDİSİ BİR EŞEKTE

Biraz irice kullanın lütfen

 

 

AHHH! O GÜZELİM ÇOCUKLUK GÜNLERİ... 1945 yılında Lefkoşa'da merkezi hapishanede gardiyan olarak görev almasından hayata veda ettiği 1995 yılına kadar geçen yarım asır içinde fotoğraf makinesini elinden hiç bırakmayan Ahmet Osman Başat 1951 yılının sıcak bir yaz günü çekti bu fotoğrafı. Eşeğin üzerindeki beş on yaşlarındaki ve beşi kardeş bu çocuklar, iyi yetişmiş, evlenip çoluk çocuğa kavuşmuş insanlar olarak, Allah daha ömür versin bugün hayatta. Soldan itibaren Kaya Kıralp, Meryem Altan, Cemil Kıralp, Omaç Başat, Ayşe Kıralp, Kasım Kıralp ve Ramadan Kıralp. Kıralplar'dan erkek olanlar YDÜ'nün kurucu rektörü Dr. Suat Günsel'in dayıları, kız olanı da teyzesidir. Meryem Altan ise meşhur tatlıcı rahmetli Altan'ın eşi ve Kıralp'ların amca kızlarıdır. Omaç'ı biliyorsunuz zaten

   589 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
22 Kasım 2008, Cumartesi   Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!
21 Kasım 2008, Cuma   Dostlar alışverişte görsün
20 Kasım 2008, Perşembe   Her işimiz yarı buçuk!
19 Kasım 2008, Çarşamba   Kim dur diyecek bu gidişata?
18 Kasım 2008, Salı   Allah garibi sevindirmek isteyince...
16 Kasım 2008, Pazar   "Halis tegge südündendir (!)bu mahallebiler"
15 Kasım 2008, Cumartesi   25 yıl önce, 25 yıl sonra
14 Kasım 2008, Cuma   İstenince oluyor işte
13 Kasım 2008, Perşembe   Aslında suçumuz büyük!... Hak ettik bu ağır cezayı!
12 Kasım 2008, Çarşamba   Kıbrıs, barış, çözüm diye diye...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

2 GÖRÜŞ BİR KÜFÜR

Ali Baturay

İLLA Kİ YAPANIN YANINA KALSIN

Hasan Hastürer

Gençlerin duyarlılığı...

Mustafa Doğrusöz

KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR 49

Akay Cemal

İki dost, Gündüz Aktan ve Aydın Olgun'...

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

SUÇLU KİM?

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Yine Mustafa

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital