Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Bir günlüğüne geldi, Zeytin'i atlatamadı
Tanınma istemek intihar olur
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Rum Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu: Çözüm için ödün verdik, daha ileriye gidemeyiz
Downer nabız yokluyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Köpek balıkları için kendini astı
Hathaway Venedik'te
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Futbol Federasyonu, kulüpleri toplantıya çağırdı
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

'Biz nereden geldik?'

Türem Delikurt

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   19 Eylül 2007, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir yaratılış öyküsü....

Günümüzün hızlı temposu içerisinde yuvarlanıp giderken aklımıza gelen ilk soru bu değil mutlaka ancak yaşadığımız dünyaya ve var oluşumuza bir mana getirmeye çalıştığımız anlarda belki de kendi kendimize sorduğumuz ilk soru olabilir!

Durup düşününce insan kendini bir garip hissedebiliyor. Ailenin en büyükleri yani nene ve dedelerimiz sanki de ailemizin yani soyumuzun başladığı ilk noktadır. Ailenizi bir ağaç olarak hayal edin! Toprağın altındaki ağaç kökleri nene ve dedeleriniz, dalları anne ve babanız ve meyveleri de sizlersiniz.

Ancak, daha da detaya inersek nene ve dedelerinizin de nene ve dedeleri vardı...Ayni şekilde büyük nene ve dedelerinizin de nene ve dedeleri olduğu gibi...Halk arası 'dıdının dıdısı' derler ya onun gibi bir şey işte! Birden, hayalinizde canlandırdığınız ağaç bir ormana dönüşüyor ve her ağaç kökünün toprağın altından birbirine bağlı olduğunu fark ediyorsunuz. Ailenizin kökleri acaba nerelere dayanıyor? Afrika, Asya ya da neresi?

'Peki insanoğlunun kökü nereye dayanır?'

Bu yeni bir soru değil. Farklı dinlerin ve kültürlerin yüzyıllar öncesinden cevaplamaya çalıştığı, ayni zamanda farklı bilim dallarının hakkında teoriler ürettiği bir soru bu!

Bilimsel olarak...

Farklı bilim dalları bu soruyu sormakta ve cevaplar ve aramakta, üretmektedir. Örneğin; insanın ortaya cıkışını ve evrimini, geride kalan fosilleri inceleyerek araştıran paleontoloji ya da eski insanları ve kültürleri inceleyen arkeoloji gibi. Genetik teknolojisinin gelişmesiyle bu soruya odaklanan yeni bir bilim dalı daha doğmuştur. Bu dalın adı 'genetik antropolojidir'.

Genetik antropoloji nedir?

Genetik antropoloji, insanoğlunun 'nereden geldiği' sorusunu DNA teknolojisini de kullanarak cevaplamaya çalışan bir bilim dalıdır. Hayatımızın yapı taşları olan genler, 'DNA zincirindeki belli bir uzunluktaki birimlerdirler'. Şöyleki, DNA zincirini boncuklardan oluşmuş bir kolye olarak hayal ederseniz her gen birkaç boncuğun bir araya gelmesinden oluşmaktadır.

Daha önceki köşelerimizden hatırlayacağınız gibi hepimiz bir birimizden farklıyız. Kimimiz daha uzun kimimiz daha kısayız; kimimiz kahverengi gözlüyüz kimimiz ise mavi. Bizi biz yapan genetik talimatlar DNA'nın içerdiği bilgilerde gizlidir.

Bazı özelliklerimizi anne ve babamızdan aldığımız çok belliyken bazı özelliklerimiz ise onlardan farklıdır. Bunun nedeni, DNA'nın bazı parçalarının bir jenerasyondan diğerine aktarılırken insanın anne ve babasından biraz daha farklı olması için özel bir prosedürden geçerek biraz farklılaştırılmasıdır.

Ancak, DNA'nın bazı parçaları vardır ki anne ve babadan çocuklarına geçerken neredeyse hiç değişmez (ya da çok az değişir). Bize atalarımızdan bir miras olan bu parçalar, soyumuzun nereden başladığına ve tarih boyunca nasıl göç ettiğine dair kanıtlar saklamaktadır. Atalarımızdan gelen bu parçalar, atalarınızın hangi bölgelerden geldiğine dair 'genetik işaretler' taşımaktadır. Siz atalarınızın doğduğu topraklarda yaşıyor olmasanız da DNA'nızda, atalarınızın ait olduğu ceografik bölgeye özel olan 'genetik işaretler' var olmaktadır.

Sevgili okurlar, bir sonraki köşemizde buluşmak üzere sevgi dolu günler sizlerin olsun.

   1494 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
28 Ağustos 2008, Perşembe   Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve yeni yeni sorulan sorular!
18 Ağustos 2008, Pazartesi   Doğa'nın gizemi...
16 Temmuz 2008, Çarşamba   Kordon Kanı Bankacılığı: Gerçekten biyolojik bir sigorta mı?
08 Temmuz 2008, Salı   Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım
27 Haziran 2008, Cuma   Multipl Skleroz
03 Haziran 2008, Salı   BÜNYE FARKLILIKLARI
20 Mayıs 2008, Salı   Bir umut ışığı...
08 Nisan 2008, Salı   Bir babanın anlatımıyla...
25 Mart 2008, Salı   Yani her şey için bir 'gen' var mı?
12 Mart 2008, Çarşamba   Klinefelter (XXY) Sendromu nedir?


Yorum Sayısı:   2
  Bir anne         - Lefkosa 24 Eylül 2007, Pazartesi 23:15 
Cocugumuzun konulan genetik hastalik teshisinden sonra kimseden gormedigimiz destegi bize siz gosterdiniz. Sorularimizi sabirla cevapladiniz ama bunun yaninda bize psikolojik olarak da cok yardimci oldunuz. Hayatimizda duygularimizi ve onlarin onemini bize tekrar hatirlattiginiz icin cok tesekkurler.
  Ahmet         - Lefkosa 20 Eylül 2007, Perşembe 23:42 
Kosenizi okumaktan inanilmaz zevk aliyorum. Lise 2yim ve sayenizde genetige cok ilgim var. universitede genetik uzerine bir dal secmeyi dusunuyorum. :)


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2028 1.2112
1 STERLİN 2.1303 2.1461
1 EURO 1.7340 1.7462



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital