Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Üvey baba zulmü
Cinayet zanlısı intihara teşebbüs etti
Soyer: Umutluyuz / Ertuğruloğlu: Çözüm olmaz
Gönyeli'nin feryadı
Pars ve Miroğlu anılıyor
Hande Yener plakçısı Erol Köse ile yollarını ayırdı
Rum öğretmenler genelgeden memnun
Romeo ve Anna Kiss çifteleyecek
Yanlış Maraş raporu gönderildi iddiası
Bolt şans tanımadı
"Mete Adanır Stadı, Girne takımlarını kurtaracak"
Tenis'te yarı finalistler belli oldu
" Sivas 93" sahnelendi
Yenikent basketbol ile coştu
Play-offlarda haftanın programı
Maçlar farklı geçiyor

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

BÜNYE FARKLILIKLARI

Türem Delikurt

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   3 Haziran 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Herkesin bünyesi farklı! Bazı kişiler, bakterial veya virütik enfeksiyonlardan ağır bir şekilde etkilenirken, bazı kişiler ise onlardan daha hafif bir şekilde etkileniyor...

Peki, neden?

Acaba bizleri programlayan genlerin bunda bir rolü var mı?

Araştırmacılara göre genlerin kesinlikle bir rolü var. Herkes de bulunan önemli bazı genlerin farklı kişilerde farklı çeşitleri olabiliyor. (Örneğin, hepimizde göz rengimizi belirleyen gen(ler) mevcuttur, ancak bu genin/genlerin faklı çeşitleri olduğu için kimimiz yeşil gözlüyüz kimimiz ise kahverengi)

Bu önemli genlerin kişide mevcut olan çeşidine göre de, o kişi bir enfeksiyondan daha fazla ya da daha az etkilenebiliyor. Araştırmacıların en büyük ümidi, bu genlerin ve genetik farklılıkların incelenmesiyle, bir enfeksiyonu engelleyebilecek ya da yavaşlatabilecek ilaçların geliştirilmesidir.

HIV ve genetik direnç

Son yıllarda, özellikle HIV virüsü ve ona karşı genetik yapıyla alakalı direnç üzerinde araştırmalar çok büyük ilgi çekmektedir.

HIV (Human immunodeficiency virus) virüsünün AIDS (Acquired Immune Deficiency Syndrome)'e neden olduğu son 20 kusur senedir bilinse de, ne yazık ki, henüz bu hastalıktan etkilenen kişileri tamamıyla iyileştirecek bir tedavi mevcut değildir.

İpuçları

HIV virüsüne maruz kalan herkes hastalanmıyor. Araştırmacılara göre bu da kişinin genetik yapısının ona bir nevi direnç kazandırabileceğine dair ipucu veriyor. Bu ipucunu, araştırmacılar, özellikle HIV enfeksiyonuna karşı direnci olan kişileri inceleyerek anlamaya çalışıyorlar.

Dilerseniz genetik dirençten bahsetmeden önce HIV'nin, vücuttaki hücrelerle olan ilişkisine bir değinelim.

HIV virüsü, diğer virüslerde de olduğu gibi kendi kendini kopyalayıp çoğalamaz. Dolayısıyla, insan vücuduna ait hücreleri istila ederek, bu hücreleri kullanarak çoğalırlar ve vücuda yayılırlar.

HIV sadece belli başlı hücreleri istila edebilir. Bu hücreleri bulmak için de hücrelerin dışında bulunan ve onların dışardan gelen 'mesajları' almasını sağlayan reseptörleri (hücrelerin 'alıcıları') kullanırlar. HIV, CD4 adı verilen reseptörleri taşıyan hücreleri istila eder. CD4 reseptörü taşıyan hücreler, vücudun bağışıklık sisteminin önemli bir parçasını oluşturur. HIV zamanla bu hücreleri yok ederek bağışıklık sistemini çökertir ve kişiyi (en basit) enfeksiyonlara karşı korumasız bırakır.

Ancak araştırmacılar, CD4'ün yanı sıra, CD4 ile birlikte çalışan CCR5 adındaki bir 'yardımcı reseptör' ün de HIV'nin hücreye girmesinde çok büyük rol oynadığını ve gerekli olduğunu buldu.

Genetik direnç

Hatırlayacağınız gibi genler, vücudumuzun işlevi ve gelişimi için talimatlar içerirler. Vücudumuzda 30.000'e yakın gen bulunmaktadır ve her genin biri anneden diğeri babadan gelmek üzere iki kopyası vardır.

Yapılan araştırmalar sonucunda, HIV'ye karşı direnci olan kişilerin çoğunda, CCR5 reseptörünü kodlayan gende bir 'mutasyon' yani farklılık olduğu bulundu. CCR5-delta32 adı verilen bu genetik farklılık sonucunda, üretilen CCR5 reseptörü daha ufak olup hücrenin dışında yer almıyor. CCR5'in hücrenin dışında bulunmamasının sonucunda da çoğu HIV türü, bu hücreleri istila edemiyor.

Her iki CCR5 gen kopyasında CCR5-delta32 farklılığı olan kişilerin HIV ye karşı neredeyse % 100 direnci olduğu bildirilmektedir. Sadece tek bir gen kopyasında CCR5-delta 32 olan kişilere de bu farklılığın bir miktar direnç verdiği ve bunun sonucunda enfeksiyonun daha az şiddetli geliştiği iddia edilmektedir.

Ancak uzmanlar, herkesin bu genetik farklılığa sahip olup olmadığını test etmenin HIV ve AIDS'i önleme açısından çok yararlı olmayacağını düşünüyor. Bunun nedeni de, her iki gen kopyasında CCR5-delta32 taşıyan kişilerin, HIV'ye karşı kendilerini tamamıyla korunmuş gibi düşünmesinin tehlikeli olduğu ve HIV'nin farklı türlerinin hücreleri istila etmek için CCR5'den farklı proteinler de kullanabileceğidir.

CCR5 bağışıklık sisteminin kodlarını çözme yolunda bir başlangıçtır. HIV'ye karşı direnci olan ama CCR5 geninde herhangi bir farklılık taşımayan kişilerin de olması, genetik dirençte, birden fazla genetik faktörün rol oynadığına bir ipucudur.

Sevgili okurlar bir sonraki köşemizde buluşmak üzere, sevgi ve huzur dolu günler sizlerin olsun

   1352 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
28 Ağustos 2008, Perşembe   Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve yeni yeni sorulan sorular!
18 Ağustos 2008, Pazartesi   Doğa'nın gizemi...
16 Temmuz 2008, Çarşamba   Kordon Kanı Bankacılığı: Gerçekten biyolojik bir sigorta mı?
08 Temmuz 2008, Salı   Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım
27 Haziran 2008, Cuma   Multipl Skleroz
20 Mayıs 2008, Salı   Bir umut ışığı...
08 Nisan 2008, Salı   Bir babanın anlatımıyla...
25 Mart 2008, Salı   Yani her şey için bir 'gen' var mı?
12 Mart 2008, Çarşamba   Klinefelter (XXY) Sendromu nedir?
27 Şubat 2008, Çarşamba   Huntington hastalığı



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KIBRIS TV VE YENİ DÖNEM

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Narenciyenin kıymetini bilmedik, bilemedik...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

"Bir plastik sandalyeyi bile çok gördü...

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Hükümete bir anımsatma: Petrol fiyatları t...

Hüseyin EKMEKÇİ

Doktorun değeri...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

DİN DERSLERİ

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Robert Walser'i okumamanın ızdırabı

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital