|
Herkesin bünyesi farklı! Bazı kişiler, bakterial veya virütik enfeksiyonlardan ağır bir şekilde etkilenirken, bazı kişiler ise onlardan daha hafif bir şekilde etkileniyor...
Peki, neden?
Acaba bizleri programlayan genlerin bunda bir rolü var mı?
Araştırmacılara göre genlerin kesinlikle bir rolü var. Herkes de bulunan önemli bazı genlerin farklı kişilerde farklı çeşitleri olabiliyor. (Örneğin, hepimizde göz rengimizi belirleyen gen(ler) mevcuttur, ancak bu genin/genlerin faklı çeşitleri olduğu için kimimiz yeşil gözlüyüz kimimiz ise kahverengi)
Bu önemli genlerin kişide mevcut olan çeşidine göre de, o kişi bir enfeksiyondan daha fazla ya da daha az etkilenebiliyor. Araştırmacıların en büyük ümidi, bu genlerin ve genetik farklılıkların incelenmesiyle, bir enfeksiyonu engelleyebilecek ya da yavaşlatabilecek ilaçların geliştirilmesidir.
HIV ve genetik direnç
Son yıllarda, özellikle HIV virüsü ve ona karşı genetik yapıyla alakalı direnç üzerinde araştırmalar çok büyük ilgi çekmektedir.
HIV (Human immunodeficiency virus) virüsünün AIDS (Acquired Immune Deficiency Syndrome)'e neden olduğu son 20 kusur senedir bilinse de, ne yazık ki, henüz bu hastalıktan etkilenen kişileri tamamıyla iyileştirecek bir tedavi mevcut değildir.
İpuçları
HIV virüsüne maruz kalan herkes hastalanmıyor. Araştırmacılara göre bu da kişinin genetik yapısının ona bir nevi direnç kazandırabileceğine dair ipucu veriyor. Bu ipucunu, araştırmacılar, özellikle HIV enfeksiyonuna karşı direnci olan kişileri inceleyerek anlamaya çalışıyorlar.
Dilerseniz genetik dirençten bahsetmeden önce HIV'nin, vücuttaki hücrelerle olan ilişkisine bir değinelim.
HIV virüsü, diğer virüslerde de olduğu gibi kendi kendini kopyalayıp çoğalamaz. Dolayısıyla, insan vücuduna ait hücreleri istila ederek, bu hücreleri kullanarak çoğalırlar ve vücuda yayılırlar.
HIV sadece belli başlı hücreleri istila edebilir. Bu hücreleri bulmak için de hücrelerin dışında bulunan ve onların dışardan gelen 'mesajları' almasını sağlayan reseptörleri (hücrelerin 'alıcıları') kullanırlar. HIV, CD4 adı verilen reseptörleri taşıyan hücreleri istila eder. CD4 reseptörü taşıyan hücreler, vücudun bağışıklık sisteminin önemli bir parçasını oluşturur. HIV zamanla bu hücreleri yok ederek bağışıklık sistemini çökertir ve kişiyi (en basit) enfeksiyonlara karşı korumasız bırakır.
Ancak araştırmacılar, CD4'ün yanı sıra, CD4 ile birlikte çalışan CCR5 adındaki bir 'yardımcı reseptör' ün de HIV'nin hücreye girmesinde çok büyük rol oynadığını ve gerekli olduğunu buldu.
Genetik direnç
Hatırlayacağınız gibi genler, vücudumuzun işlevi ve gelişimi için talimatlar içerirler. Vücudumuzda 30.000'e yakın gen bulunmaktadır ve her genin biri anneden diğeri babadan gelmek üzere iki kopyası vardır.
Yapılan araştırmalar sonucunda, HIV'ye karşı direnci olan kişilerin çoğunda, CCR5 reseptörünü kodlayan gende bir 'mutasyon' yani farklılık olduğu bulundu. CCR5-delta32 adı verilen bu genetik farklılık sonucunda, üretilen CCR5 reseptörü daha ufak olup hücrenin dışında yer almıyor. CCR5'in hücrenin dışında bulunmamasının sonucunda da çoğu HIV türü, bu hücreleri istila edemiyor.
Her iki CCR5 gen kopyasında CCR5-delta32 farklılığı olan kişilerin HIV ye karşı neredeyse % 100 direnci olduğu bildirilmektedir. Sadece tek bir gen kopyasında CCR5-delta 32 olan kişilere de bu farklılığın bir miktar direnç verdiği ve bunun sonucunda enfeksiyonun daha az şiddetli geliştiği iddia edilmektedir.
Ancak uzmanlar, herkesin bu genetik farklılığa sahip olup olmadığını test etmenin HIV ve AIDS'i önleme açısından çok yararlı olmayacağını düşünüyor. Bunun nedeni de, her iki gen kopyasında CCR5-delta32 taşıyan kişilerin, HIV'ye karşı kendilerini tamamıyla korunmuş gibi düşünmesinin tehlikeli olduğu ve HIV'nin farklı türlerinin hücreleri istila etmek için CCR5'den farklı proteinler de kullanabileceğidir.
CCR5 bağışıklık sisteminin kodlarını çözme yolunda bir başlangıçtır. HIV'ye karşı direnci olan ama CCR5 geninde herhangi bir farklılık taşımayan kişilerin de olması, genetik dirençte, birden fazla genetik faktörün rol oynadığına bir ipucudur.
Sevgili okurlar bir sonraki köşemizde buluşmak üzere, sevgi ve huzur dolu günler sizlerin olsun
|