Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Yoldan çıkıp takla atan otomobilin sürücüsü öldü
Bebek kürtajla alınacak
Ya yasanız gidecek, ya da siz
Avrupa Parlamentosu'ndan fazla bir beklenti olmamalı
Kemal Sunal, mezarı başında anıldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Bunları biliyor muydunuz? Bakla zehirlenmesi nedir?

Dr. Umut Altunç

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   20 Nisan 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Vücuttaki kan hücrelerinin hızlı bir şekilde yıkılması (hemoliz) sonucunda ortaya çıkan hastalığa "Favizm (Bakla Zehirlenmesi)" denir. Hastalık, kırmızı kan hücrelerini (eritrosit) yıkılmaktan koruyan G6PD isimli bir maddenin doğuştan eksikliği nedeniyle ortaya çıkar. Bakla, Yeni dünya (malta eriği), bazı antibiyotik ve bazı ilaçlar doğuştan G6PD eksikliği olan kişilerde ağır kan yıkımına neden olur. "Bakla Zehirlenmesi" sonucunda ortaya çıkan kan yıkımı ileri derecede kansızlık ve ani sarılığa neden olabilir. Pek çok hastaya bu olay sonrasında kan nakli yapılır. Bu kişiler hayat boyu Bakla ve benzeri yiyeceklerden ve kendilerine verilen listedeki ilaçlardan uzak dururlar!

 

 

Haftanın Sorusu

 

Çocuklarla aynı yatakta uyumak (doğru mu?)

 

"Umut Bey selamlar. Bir buçuk yaşında bir kız çocuğum var. Kızımı ayrı odaya almak istiyorum fakat ne zaman ve nasıl yapmam gerektiğini bilmiyorum. Şu anda bizim odamızda kenarları parmaklıklı olan beşik gibi yatağında uyuyor... Zaman zaman da huzursuz olduğunda onu eşim ile aramıza yatırıyoruz...Bazı zamanlar da geceleri uyanıp sürekli anne sütü almak istiyor...Sormak istediğim şey: Bu dönemde çocuğumun odasını ayırmam uygun mudur? Böyle yaparsam çocuğum kendimi dışlanmış hisseder mi ? Hiçbirinin zamanını ve cevabını bilmiyorum ve yanlış yapıp çocuğun kafasını karıştırmak istemiyorum. Beni bu konuda aydınlatırsanız sevinirim şimdiden teşekkürler. B.A"

 

Sevgili okurumuz, bebekler normal gelişim süreçleri içinde doğarlar, büyürler ve anne-babadan ayrılırlar. Yeni doğmuş bir bebeğin gerek fiziksel gerekse duygusal olarak annesinin varlığına ihtiyacı vardır. Onun sıcaklığını hissetmek, onun kokusunu duymak, onun göğsünde beslenip uyumak bebeklere sağlık ve huzur vermektedir.

 

Bir yaşına kadar anne-babanın odasında kendisine ait beşikte büyüyen bebek bu şekilde fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını karşılayacaktır. Bu dönemin sonunda ailenin yanında aynı odada veya aynı yatakta uyumaya alışan bebeklerin ise normal psikolojik gelişimleri zarar görmektedir.

 

Bir yaşından sonra cinselliğini keşfetmeye başlayan çocuklar 3-5 yaşları arasında Freud tarafından "Fallik Dönem" adı ile bilinen psikolojik gelişim dönemine girerler. Bu dönemde cinsiyet organlarına dokunurlar, mastürbasyon benzeri oyunlar oynarlar. Anne-baba, erkek-kadın arasındaki cinsiyet farklarını kavranmaya başlarlar.

 

Bu dönemde kız çocukları babaya, erkek çocukları da anneye karşı bir ilgi gösterirler. Kız çocukları anneye karşı, erkekler ise babaya karşı kıskançlık duyguları beslemeye başlarlar. Bu geçici cinsel ilgi ve kıskançlık duygusu Freud tarafından "Oidipus Kompleksi" olarak tarif edilmiştir. Birçok gelişim uzmanı normal cinsel gelişim için bu dönemin sorunsuz ve çatışmasız olarak atlatılması gerektiğini düşünmektedir.

 

Bir yaşından sonra uzun yıllar anne-baba ile birlikte aynı yatakta uyuyan çocukların bu cinsel- psikolojik gelişimlerini tam olarak tamamlayamadıkları iddia edilmektedir. Buna göre aynı yatakta uyuyan çocuklar hiçbir zaman anne-babadan bağımsız bir birey halinde yaşantısını sürdüremeyeceği gibi, kişilik gelişimlerini de tamamlayamamaktadırlar.

 

En küçük bir huzursuzlukta annenin göğsünü arayan çocuk 3-5 yaşlarına gelmesine rağmen geceleri defalarca uyanıp meme emmek istemeye başlar. Aynı odada yatırılmaya alışan bebekler geceleyin diş gıcırdatmaları, kabuslarla uyanmalar veya gece ağlamaları ile kendi sesini duyurup bir şekilde anneyi yanına çağırırlar. Bazı çocuklar tüm gün boyunca çalışan anneleri ile gece boyunca sırf "oyun oynayabilmek" için gündüz uyuyarak, geceleri uykusuz kalırlar ve uykusuz bırakırlar.

 

Cinsiyet farkını algılamaya başlayan çocuk bir yaşından sonra anne-baba ile evlenilmeyeceğini fark ediyor. Kendisiyle karşı cinsteki anne-baba ile bu geçici flörtü tamamlandığı zaman ömür boyu sürdüreceği cinsel kimliği kazanıyor. Bu flört dönemi esnasında aynı yatakta farklı iki cinsten insan ile birlikte olması cinsiyet ayrımı yönünden "aklını karıştırıyor" ve cinsel gelişimini olumsuz yönde etkiliyor. Uzmanlar bu dönemlerde eşlerin birbirlerine hitap ederken kullandıkları "aşkım", "sevgilim", "hayatım" gibi sözlerin çocuklara karşı kullanılmaması gerektiğini vurguluyorlar. Banyoya çocuklarla birlikte çıplak olarak girilmesi de yine çocukların cinsel gelişimleri yönünden olumsuz davranışlar olarak sıralanıyor.

 

Tüm bu olumsuz etkileri nedeniyle bir yaşından sonra çocuğunuzu kendi yatağında başka bir odaya yatırmanız uygun olacaktır. Her ağladığında onu avutmak, ona sarılarak, anne göğsünde uyutmak uygun davranışlar değildir. Bu tür davranış sorunları ile karşılaşmamak için uyku saati gelmeden çocuğunuzu yatırmayın, uykusu gelmemişse ona masal okuyun, günlük konulardan konuşun, sevdiği bir oyuncağı ile birlikte uyumasına izin verin gerekiyorsa odanın kapısını aralık bırakın ve ona kendi odasının-yatağının ayrı olduğunu öğretin.

 

 

 

 

 

 

Haftanın Konusu

 

 

Oedipus kompleksi

 

 

Oedipus kompleksi (veya karmaşası) çocuklukta gelişen bazı nevrozların kökenini açıklamak için Sigmund Freud tarafından geliştirilen kavramdır. Çocuğun anne ve babasına karşı beslediği sevgi ve düşmanlık duygularının bir bütün halinde toplanması olumlu ve olumsuz olmak üzere iki şekilde açığa çıkar. Olumlu biçimi, kompleksin (karmaşanın) adını aldığı eski Yunan efsanesine uygunluk gösterir, yani oğlanlar babalarına ve kızlar annelerine rakip-düşman kimse gözüyle bakarak, içten içe onların yok olmasını ister, oğlanlar annelerine, kızlarsa babalarına karşı aşırı bir cinsel ilgi-eğilim (libido) gösterir.

 

Olumsuz şekliyse bunun tam tersidir. Freud'un adlandırdığı penis (fallus) döneminde (üç ila beş yaşlarında) bu karmaşa yaşanır. Beş yaşından sonra bu karmaşıklık etkisini yitirerek bir duraklama-uyuklama (latens) döneminden sonra buluğla birlikte yeniden canlanma gösterir ve dışta sevisel (cinsel denebilir) obje seçimiyle az ya da çok bir başarıyla bu yıkım gerçekleştirir.

Freud, bu teorisini Yunan mitolojisindeki Oedipus'un hikayesinden esinlenerek adlandırmıştır.

 

Şişik Ayaklı Baba Katili: "Oedipus"

 

Oedipus, Thebes'in mitolojik kralı, Laios ve İokaste'nın oğludur. Babasını öldürüp, annesiyle evlenmiştir. Oedipus'un babası, Laios, Pelops un oğluna tecavüz ettiği için crysispios Pelops tarafından lanetlenir: Laios'un yeni doğan oğlu Oedipus, babasını öldürecektir. Bunun üzerine Laios, oğlunun ayak bileklerini iplerle sardırır (Yunanca oidipous, "şişik ayaklı") ve Oedipus'un, kurtlara ya da kuşlara yem olması için ormana bırakılmasını emreder. Fakat yardımcısı, Laios'a ihanet eder ve küçük 'Edip'i götürüp bir çobana teslim eder. Çoban, Küçük Edip'i, çocukları olmayan Corinth kralı Polybos ve kraliçe Merope'ye armağan eder. Polybos ve Merope, Oedipus'u kendi öz çocukları gibi sever ve büyütür. Korint Kral ve kraliçesi oğulları Oidipus'la birlikte mutlu yaşarlar ta ki günün birinde bir şölen sırasında oldukça sarhoş bir davetli Oidipus'a "evlatlık" gözüyle bakana dek. Ertesi gün genç adam annesini, babasını sorgular, ikisi de inkar eder. Oidipus yine de kuşku içinde kalır. Bunun üzerine Delphoi'ye yola çıkar. Kahin onu horlayarak başından savar; sorusuna hiç değinmeden iğrenç bir geleceğin haberini verir: Oidipus annesiyle beraber olacak, zina ürünü bir soyu türeyecek ve kendisine hayat vermiş olan babasının katili olacaktır... (Kaynak: Wikipedia)

 

 

 

 

 

Bitkisel & Alternatif Tıp Rehberi

 

 

Avakado

 

 

Yağlı bir tropikal meyve olarak bilinen Avakado içerdiği A,C ve özellikle E vitamini ile kalp ve damar sistemini koruyucu "anti-oksidan" etki gösterir. Yoğun miktarda Potasyum içeriği ile Tansiyon düzenleyici etkisi bulunan Avakado'da bulunan bir diğer önemli madde B5 vitaminidir. Bu vitamin böbrek-üstü bezinin fonksiyonlarını düzenler ve "anti-stress" vitamini olarak anılır. Sürekli stres altında çalışan ve yaşayan kişilerin bu meyveyi bolca tüketmesi önerilir.

 

 

Binlerce yıl öncesinden tıbbi amaçlarla kullanılmaya başlanan Avakado'nun bilinen etkileri arasında afrodizyak etkisi, saç büyümesini ve yara iyileşmesini hızlandırıcı etkisi sayılabilir.

 

Eklem kireçlenmesi ve romatizmal hastalıklarda dokulardaki IL-1 isimli maddenin artışı sonucu kemik hasarı ortaya çıkar. Avakado'da bulunan kimyasal maddeler ise IL-1 üretimini engelleyerek bu hastalıklarda iyileştirici etkide bulunur.

 

Avakado'da bulunan ve farmakolojik etki mekanizması çok iyi bilinmeyen "ASU" isimli aktif madde halen pek çok ülkede vitamin-benzeri etkileri nedeniyle eczanelerde satılmaktadır.

 

Henüz etkileri tam olarak kanıtlanmamış, ilaç şeklinde kullanımı yeterince yaygınlaşmamış olsa bile pek çok osteoartrit ve romatizma hastası olumlu etkileri nedeniyle sofralarından Avakado'yu eksik etmemektedirler!

 

 

 

 

Yeniboğaziçi'li Çocukların Sesine kulak verin

 

Dün yüksek gerilim hatlarını protesto amacıyla Yeniboğaziçi'nde cızırdayan elektrik kablolarının altında bir eylem yapıldı. Yöre halkının ve birkaç politikacının katılımı ile yapılan eylem etkileyici anlara sahne oldu. Ellerinde pankartlar taşıyan minicik çocuklar "KANSER OLMAK İSTEMİYORUZ" şeklinde tempo tutuyorlardı! Oyunlarını oynadıkları parklarının yanı başında yükselen bu sesler en duyarsız insanın bile yüreğini parçalamaya yetecek nitelikteydi. Hiçbir yetkili "siz haksızsınız", "bu kablolar zararsız" demedi, diyemedi! Yöre halkının verdiği mesaj ise gayet açık ve netti: Çocuklarımızın kanser olmasına izin vermeyin! Umarım bu küçük çocukların sesi gitmesi gereken yerlere ulaşır!

 

 

 

Mutlu ve Sağlıklı Günler...

 

   815 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
29 Haziran 2008, Pazar   KLİMA İLE GELEN ATEŞ!
22 Haziran 2008, Pazar   Bunları Biliyor muydunuz?
15 Haziran 2008, Pazar   Kene humması (Kırım Kongo Kanamalı Ateş, KKKA)
08 Haziran 2008, Pazar   Demir: Kullanılmalı mı kullanılmamalı mı?
02 Haziran 2008, Pazartesi   Anne karnında son üç ay (6-9.aylar)
25 Mayıs 2008, Pazar   ANNE KARNINDAKİ İKİNCİ ÜÇ AY (3-6.AYLAR)
18 Mayıs 2008, Pazar   Anne karnındaki bebek (ilk 3 ay) nasıl büyür?
13 Mayıs 2008, Salı   Elektrik hatlarındaki “gerilim” artıyor!
05 Mayıs 2008, Pazartesi   Kuzey Kıbrıs'ta Elektro Manyetik Kirlilik ve Yüksek Gerilim Hatları Hakkında Merak Edilenler
27 Nisan 2008, Pazar   Televizyonun esiri çocuklar ve gençler



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

DENKTAŞ'I DA TUTUKLARLAR MI?

Ali Baturay

BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ

Hasan Hastürer

Aziz Kent'in gördüğü adres TC Büyükelç...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALKTA İPSARO DUYARLILIĞI...

Bilbay Eminoğlu

Bir bardak yeşil çaya ne dersiniz?

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınları ve cilt kanseri

Dr. Umut Altunç

KLİMA İLE GELEN ATEŞ!

Aysu Basri

AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

Sarkozy'nin Akdeniz projesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BUL...

Psikolog Ayla Kahraman

Zamanı yaşamak ya da harcamak

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Ç İ N Tuzu Dedikleri...

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK EGEMENLİK, TEK VATANDAŞLIK

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital