|
Kasım ayında yapılacak ABD başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti adayı nihayet belli oldu. 47 yaşındaki Illinois senatörü Barack Obama, büyük bir başarıya imza atarak Demokrat Parti adaylığını kazandı. Kasım ayındaki seçimleri kazanması durumunda ABD tarihinin ilk siyah başkanı olacak. Bu bile başlı başına bir devrim olur. Ancak, olaya sadece siyah-beyaz dar prizmasından bakmamak gerek. ABD, dünyanın en zengin ve en güçlü ülkesi. Son sekiz yıldır gelmiş geçmiş en kötü hükümet işbaşında. Bush yönetimi hem ABD'yi, hem de dünyayı çok kötü yönetti. ABD ekonomisinin durumu, Bush yönetiminin uluslararası ilişkilerde neden olduğu tahribat malum. Amerikan halkı, son sekiz yılın deneyimi ışığında bu durumu değiştirebilir. Barack Obama "değişim" vaad ediyor.
Obama, sadece bir dönem senatörlük yapmış genç bir politikacı. Babası, Kenyalı siyah bir entellektüel. Annesi, Kansaslı beyaz bir antropolog. Dört yıl önce bilinmeyen bir isimdi. Şimdi, dünyanın en güçlü ülkesinin başkan adayı. Irkçılığın çok köklü, güçlü ve kurumsal olduğu bir ülkede Obama'nın aday olmayı başarması başlı başına bir olay. Kasım seçimlerini kazanması ise, Amerikan siyasetinde büyük bir değişim anlamına gelecek.
Demokrat Parti adayını belirlemek için yapılan ön seçimler beş ay sürdü. Amerikan siyasetinin bu ilginç olgusunu tüm dünya merakla izledi. Başkan adayının parti tabanı tarafından seçimle belirlenmesi, çok olumlu bir uygulama. Eleştirilecek yönleri olabilir ama başkan adayını (ve milletvekili adaylarını) parti lideri ve çevresindeki üç beş kişinin belirlediği bizim bildiğimiz sistemlerden çok daha iyi.
Demokrat Parti ön seçimleri, Barack Obama ile Hillary Clinton arasında mücadeleye dönüştü. Obama'nın Clinton hanedanını yenmeyi başarması da büyük bir olay. ABD siyasi yaşamında hanedanlar önemli rol oynar. Kennedy hanedanı, Bush hanedanı, en iyi bilinen örnekler. Clintonlar da böyle bir hanedan. Çok güçlü konumdalar. Buna rağmen dıştan gelen genç bir politikacı karşısında (henüz kabul etmeseler de) yenildiler. Böylece, sekiz yıl daha Beyaz Saray'da Clintonların hüküm sürmesi hayalleri sona erdi. Şimdi, Başkan Yardımcısı olma hayalleri var. Bakalım Barack Obama, Bayan Clinton'u yardımcısı olarak seçecek mi? Demokrat Parti'nin bütünleşerek Kasım'da seçimleri kazanması açısından bu olumlu olabilir. Ancak, Bayan Clinton'un ön seçimler boyunca sergilediği tavır, bu konuda soru işaretleri yaratıyor. Başka bir aday, partisinin başarısını ön plana çıkararak ön seçim sürecini bu kadar uzatmazdı. Kazanamayacağı bir süreden beri belliydi. Ama, Bayan Clinton sonuna kadar diretti ve hala diretiyor. Sanki Obama'ya "Ya beni yardımcın yaparsın, ya da sana seçim kazandırmam" şantajı yapıyor. Bu durum başkan yardımcısı olma şansını artırmıyor, azaltıyor.
ABD seçimlerinde esas mücadele şimdi başlıyor. Değişim vaad eden 47 yaşındaki genç Barack Obama ile açıkça söylemese de, kozmetik bazı değişiliklerle Bush döneminin devamını vaad eden 72 yaşındaki John McCain arasındaki dev mücadele. Amerikan ekonomisinin ve dış politikasının içinde bulunduğu krize baktığımızda seçimleri Demokrat Parti'nin kazanması gerek. Sekiz yıllık Bush yönetiminden sonra Cumhuriyetçi Parti'yi yeniden iktidara getirmek akıllı bir tavır olmasa gerek. Ama, Amerikan halkının ve sisteminin ne yapacağı belli olmaz. Başkan Bush'un ilk kez Yüksek Mahkeme kararı ile seçimleri "kazandığını" unutmayalım. Sandıkta kazanan Al Gore ama Beyaz Saray'a giden George Bush olmuştu. ABD'de politikanın yönünü belirleyen güçlü merkezler olduğunu unutmayalım. Obama'nın siyah olması, bu seçimlerde ırk faktörünü de ön plana çıkarabilir. Beyaz Amerikalılar siyah bir başkana hazır mı?
John McCain, Amerikan toplumunun tutucu, aşırı dinci kesimlerini, büyük sermayeyi temsil ediyor. Sekiz yıllık Bush döneminde zenginler daha zengin, fakirler daha fakir oldu. Dünya perişan oldu. McCain, öz olarak bu durumun devamının adayı. Zaten yaşı itibarıyla yeni fikirlere açık olması zor. Yine de, McCain'i küçümsememek gerek. Arkasında çok büyük güçler var. Barack Obama, ABD politikasında yeniliği, değişimi temsil ediyor. Amerikan siyasi yaşamına yeni bir hava getiriyor. Amerikan siyasi sistemi, böyle bir adayı ortaya koymakla, tıkanıklıkları aşabileceği umudunu verdi. Tabii, Kasım'daki seçimlerin sonucunu beklemek gerek. Obama'nın seçimleri kazanması, ABD ve dünyanın tüm sorunlarını çözümler mi? Elbette hayır. Ancak en azından çözüm yönünde umut oluşur.
Şimdi Obama'nın partisini birleştirerek, çok yoğun bir kampanya başlatması gerekiyor. Amerikan halkının geniş kesimlerine değişim mesajını iletmeli. Amerikan siyasi yaşamında ilginç bir döneme giriyoruz.
|