|
Enerji ve enerji güvenliği konusu, dünyanın en önemli konularından biri. Petrol fiyatlarının yakında azalması beklenmiyor. Suudi Arabistan Kralı Abdullah, "Tüketici ülkeler fiyatlara ve piyasa mekanizmalarına uyum sağlamalıdır" diyor. "Yüksek fiyatlara alışın" demek istiyor. Petrol ve doğal gaz üreten ülkeler zenginliklerine zenginlik katarken, tüketici ülkeler ödedikleri ağır enerji faturası ve enerji kaynaklarının güven içinde devamı konusunda önlemler almak durumunda.
Türkiye, enerji ihtiyacının yüzde doksanını ithal ediyor. Bu çerçevede, Türkiye'nin İran'la enerji ilişkileri ve ABD'nin bu konudaki tavrı ön plana çıkıyor. Türkiye derin bir siyasi bunalım yaşarken ve İran-Batı ilişkileri gerginleşirken, karşılıklı tehditler savrulurken, Türkiye-İran enerji ilişkileri önemli mi diye bir soru akla gelebilir. Aslında tüm bu sorunlar birbiri ile bağlantılı. Türkiye, iç sorunlarını çözümleyebildiği oranda hem enerji ihtiyaçlarını sağlama, hem de Ortadoğu'da etkili rol oynama olanağını artıracaktır. İran, nükleer programı konusunda ABD ve genelde Batı ile giriştiği mücadelede enerji kaynaklarını kullanarak bölgesinde konumunu güçlendirmek, Türkiye ile iyi ilişkiler içinde olmak ve para kazanmak istiyor. ABD ise, İran'ı her yönden tecrit etmeye çalışıyor. İran'ın en güçlü dayanağı petrol ve doğal gaz gelirleri olduğuna göre, bu gelirleri kısıtlayıcı yaptırımlar uyguluyor. ABD'nin İran'a yaptırım uygulaması 1979 yılında başladı ve artarak devam etti. Bu yaptırımlardan biri, İran'ın petrol ve doğal gaz sektörlerine yılda 20 milyon dolardan fazla yatırım yapan yabancı firmaların cezalandırılmasını öngörüyor. ABD, BM Güvenlik Konseyi'nin İran'a karşı yeni yaptırım kararı alması için devamlı çaba harcıyor.
İran, Rusya'dan sonra dünyanın en zengin doğal gaz rezervlerine sahip. Petrol rezervleri de büyük. Türkiye'nin bölgesinde enerji ithal ettiği ülkeler Rusya, Azerbaycan ve İran'dır. Türkiye, 2001 yılından beri İran'dan doğal gaz ithal ediyor. Orta vadede Irak bu ülkelere eklenebilir. Başbakan Erdoğan'ın Irak ziyaretinde Irak petrolleri konusunda bazı adımlar atıldığı öğrenildi. TPAO'ya Irak'ta petrol çıkarma ve pazarlama hakkı verileceği, Irak'ın kuzeyinden çıkarılan doğal gazın, Yumurtalık Petrol Boru Hattı'na paralel bir hat üzerinden Nabucco'ya bağlanması projelerinden söz ediliyor. Gün gele Türkmenistan doğal gazı da Türkiye'ye ve oradan Avrupa'ya ulaşabilir.
İran Petrol Bakanı Gulam Hüseyin Nozeri, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Türkiye'ye doğal gaz ihracatını artırmak ve yeni bir hattın yapımı için taraflar arasındaki görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini belirtmişti. İran doğal gazını Türkiye üzerinden Avrupa pazarına taşıyacak projenin yakın bir gelecekte hayata geçirileceği bildirildi. Nozeri, 22 Haziran'da Cidde'de yapılan petrol zirvesinde konunun ele alındığını söyledi.
Nozeri, Türkiye'nin Güney Pars doğal gaz yataklarının geliştirilmesinin 14. ve 23. etabına katılımını da konuştuklarını ifade etti. Güney Pars'ta, 51 trilyon metre küp doğal gaz ve 360 milyar varil petrol var olduğu tahmin ediliyor. Nozeri'nin sözünü ettiği 14. etap 2014 yılında başlayacak.
ABD, yabancıların Güney Pars'a yatırım yapmasına şiddetle karşı çıkıyor. Nitekim, Royal Dutch Shell ve Repsol RPF firmaları, Amerikan baskıları nedeniyle Güney Pars çalışmalarından vazgeçti. ABD, bu konuda Türkiye'ye de baskı yapıyor. Irak petrolü ve doğal gazı konusunda yapılan vaadler, biraz da Türkiye'yi İran'la enerji işbirliğinden vazgeçirmek için yapılıyor. Bu durumda Türkiye'nin kendi ulusal çıkarları ile bölgedeki Amerikan çıkarları arasında seçim yapması gerekiyor. İran'la enerji işbirliğini geliştirmek Türkiye'nin çıkarına.
* * * *
Kıbrıs'ta üzerinde en çok konuşulan ancak özellikle solcularımız arasında en az anlaşılan konulardan biri milliyetçilik konusudur. "Milliyetçilik hastalıktır" türü tekerlemelerle, 1789 Fransız Devrimi'nden beri dünyayı ve Kıbrıs'ın yakın tarihini şekillendiren ve hâlâ gücünü koruyan bir fikir akımı ve siyasal hareketi anladığımızı sanmak büyük yanılgı. Milliyetçilik konusunda yazılmış en önemli kitaplardan biri Ernest Gellner'in Nations and Nationalism (Uluslar ve Ulusçuluk) isimli kitabıdır. Cumhuriyet gazetesi Kitap ekinde, bu kitabın Türkçe'ye çevrildiğini okudum. Çevirinin iyi olup olmadığını bilmiyorum. İngilizce bilenlerin kitabın İngilizcesini okumaları daha iyi olur. İngilizce bilmeyen ve milliyetçilik konusunu anlamak isteyenler, Hil Yayın tarafından yayımlanan Gellner'in Uluslar ve Ulusçuluk kitabını mutlaka okusun. Elbette sadece bu kitap yeterli değil. Milliyetçilik bibliografisi çok zengin. Gellner'in yanısıra biraz Anthony Smith okumak, Benedict Anderson'ın kitabının sadece başlığını bilmekle yetinmeyip tümünü okumak gerek. Amaç, modern çağın bu önemli fenomenini anlamaksa, işe okumakla başlamalıyız.
|