|
Kalabalık seyirci önünde maç izlemeyi özlemiştik. Kıbrıs Türk futbolunun son dönemlerdeki en büyük motivasyonsuzluğu kalabalık seyirci önünde maç trafiği yaşamamasından kaynaklanır. Günümüz futbol sektörünün olmazsa olmazı da taraftarıdır. Ancak her iki kulübün yaklaşık otuz yıllık rekabeti, sezonun ilk karşılaşmasında Gönyeli'nin 8-1 gibi tarihi galibiyeti, yaşanan kavgalar, Gönyeli'nin Mağusa'ya yenilgisiz gelmesi ve en önemlisi iki takım taraftarının ciddi boyutlardaki kutuplaşması, karşılaşma öncesi maçtan çok güvenlik önlemlerinin konuşulmasını gündeme getirdi. Zaten, hafta içi Futbol Federasyonu'nda yapılan güvenlik toplantısı ve dünkü maçta yaklaşık 200 polisin aldığı üst düzey önlemler bunların göstergesi gibiydi.
Maç öncesi tüm taraftarlar didik didik arandı. Karşılaşma boyunca teneke kola satılmazken su ihtiyacını karşılamak isteyen taraftara açık su verildi. Tedirginliklerle dolu böylesi bir maç izler misiniz diye sorsanız cevabım hayır olur. Ancak böyle başa böyle tıraş misali alınan tüm tedbirler doğru karardı. Çünkü futbolun konuşulmayacağı, şiddetin olacağı bir ortam yaratmak isteyenlere, dün çok net cevap verilmiş oldu.
İşte böylesi çok doğru ama alışılmıştan uzak güvenlik çemberi altında oynanan karşılaşmaya damgasını vuran kalecilerdi. Önce Gönyeli kalecisi Hasan topu elinden kaybederek Ali Oraloğlu'nun fırsatçılığını unuttu. Daha sonra MTG kalecisi Fikri, Hasan'ı kıskanırcasına Çağan'ın orta şut karışımı topuna seyirci kaldı.
Üst düzey futbolun olmadığı, ancak ikili mücadelenin yaşandığı maçta tribünleri hınca hınç dolduran her iki takım taraftarı çok fazla heyecan yaşamadı desek yalan olmaz. Dünkü maçtan çıkarılacak en önemli ders, gerek MTG, gerekse Gönyeli futbolcularının, taraftarların çılgınlıklarına aldırış etmeden vermiş oldukları mesajdı." Lütfen kavga ortamından uzaklaşıp, futbol oynamamıza yardımcı olun".
Dünkü stresi ve tansiyonu yüksek, emniyet çemberi altında oynanan karşılaşmada kulaklarını tribüne tıkayarak, takımları için ter akıtan tüm futbolcuları kutlamak isterim. Zaten bu karşılaşmaya da yakışan saha içerisindeki kora kor mücadele ile gelen dostluktu.
Az pozisyonlu, mücadelesi yüksek, uzaktan veya şişirtme atılan toplarla günümüz çağdaş futbol anlayışından uzak mücadelede, kazanan yalnızca güvenlik güçleri oldu. Yaklaşık 200 polis ve ekstra güç, çevik birliğin hazır olduğu bir ortamda hiç kimsenin burnunun kanamaması belki de en sevindirici hadiseydi. Ülke şartlarında çok konuşulup, çok fazla önlem alınan karşılaşmalarda güzel futbol izlemek şu anda hayaldir. Toplum olarak bu gibi atmosferlere alışık değiliz. Ama zaman içerisinde bunları da öğreneceğiz. Futbolun ekonomik değer olduğu bir dönemde, ihtiyacımız olan tek şey, dünkü karşılaşmadaki gibi tribünleri dolduran taraftar topluluğudur. İşte, o zaman kalite ve rekabetten bahsedilebilir. Aksi halde, zaferler kısa, gelirler kısıtlı, sıkıntılar çok olur. Tabi kaybeden de her zaman Kıbrıs Türk futbolu olur.
|