|
Su kirlenmez Ben de! Atıklar yaşamaz gözlerimde Öperim tüm nehirlerinden Uzanıp Suya Yol bulurum denizlerine Sevdaya atık Kavgaya pislik karışsa Su kirlenmez Ben kirlenmem Su taşar Akar yüzüme Duruyum! Suyum!

Su, bahara açar gözünü yeniden. Buharlaşan ve yağan tüm zerreciklerin bölünmüşlüğünün acısını göstermeden toprak anaya, bahar denen moda mevsime tersten dalar... Kış bitmiş, Aralık yitmiş, tohumlar yeşermiş, bildik bir takvimin ezberi bozulmuştur. Bu demektir ki artık bahardır. Bu demektir ki su inmelidir toprak ananın rahmine, şimdi doğum zamanıdır. Yağmur sularının, ayazların, kırağıların, buz tutmuş nice anıların ardından bahar doğuma yelken açmıştır. Zaman yeniden merhaba demek için suya kaldırmıştır başını. "Suların çoğalttığı seslerden ürküyorum" derken Turgut Uyar, saydam bir gülüşün özlemiyle yanan doğa, hazırlanmıştır pisliklerinden arınmaya. Vitaminmiş, aşıymış, çiçekmiş ne varsa sürerken dallarına, ürkek napoliten esintisi girmiş sonra "yüzyıl uyuyan prenses masallarına".
"Uzun süre uçurumun dibine bakarsan, uçurum da senin içine bakar" diyen söz aklımda ışığın uçurumunda, midem ağzımda, düşünmekten ürkek, dolanıyorum sularımın etrafında. Kıpırdanıyor içimde dünyanın acısı, kıpırdanıyor içimde gecelerimin tertemiz gülüşlü rüyası. Tüm bu işaretler gösteriyor ki, mevsim bahardır ve su yüzüme karışmalıdır. Kramplarım -gizli savaşçılarım, gizli düşmanlarım- kaldırmalıdır başını zamana. Şimdi gözyaşlarım suyla arınmalıdır. Ovalanmalı, yıkanmalıdır bir çocuğun sancılarıyla. Suya yakışan bir mucizeyi yüklenme zamanıdır. Sınırların, sinirlerin, sevdanın tavanında düşmeden, tabanında batmadan yaşanmalıdır. Su yeniden inmelidir toprağa, bahar açarken gözünü yeniden yaşama...
********************

KAPI TOKMAĞINDA ELİNİN SICAKLIĞI VAR
Aşkla nefretiz seninle ben
Kenti ayırır tren zengin ve yoksul
Gözlerinin çıkmaz sokaklarında
yolunu bulur kaybolurum
Çöplükte ekmek arayanlara dönüp sırtımı
Bir güzellik ararım plastik
Kaldırımda uyuyanlar şahidimdir
Sen bana zorunluluksun ben sana tesadüf
Kalbim mahmuzladıkça aklım dizginler
Tutku ateşimi cehennemin dibini
Benim kadar gerçek senin kadar yalan
Ellerin hep terk etmeye meyilli
Türkan Yeşilyurt
(dün kendimin önünden geçtim/yasakmeyve)
*****************
Hayatım, ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu. (Oğuz Atay/Tutunamayanlar)
*****************
Çocuk
Sen
Yarınsız doğan çocuk
Oyuncakların yok senin
Güneşe dokunamaz uçurtman
Ağlayan bebeksin sen
Konuşmak, gülmek yasak sana
Hele hele sormak çocuk
Yasak sormak
Cam kırıkları üstünde
Bir ömür boyu
Yürüyeceksin çocuk
Yalın ayak
***
Ahmet Demirci
(Gözlerimde Saçlarına Dokunabilmek Telaşı)
*************
ZAMANA ASILI MEKTUPLAR
Esirgemeyen ve bağışlamayan şiirin ve aşkın adıyla gözyaşlarına şöyle dipnotlar düşmek isterim:
"suyun cekirdeği nedir elbet yine bir sudur
insanın gözü ve gözyaşı engine bir sudur" T. Uyar
Ey sular daha bitmedi, ey gözyaşı daha bitmedi... Hele bir dur...
"biz bir para acemi bir su yorumcusuyuz
öteden beriden dayanıklılık taşırız durmadan
(...)
eririz, tükeniriz toplanır yaratırız, bu size aşktır
biz belki de en uzun yaşamalı bir su'yuz" T. Uyar
Su'lara, sözyaşlarına, özyaşlarına selam söyle...
Sezai Sarıoğlu
*****************
DOYMAZLARA İTİRAF
***
Ben
Savaşı
Tanıyorum, yaşamasam da ...
Ben
Savaşı
Yaşıyorum, tanımasam da...
Acı çekenlerin yüzü,
Acı çekenlerin gözleri,
Kaybedenlerin suskunluğu,
Yerde yatanların hazin bedenleri...
Çok şeyler söylüyorlar, sussalar da,
Çok şeyler fısıldıyorlar yaşamasalar da.
Ben onları duyuyorum, dinliyorum...
Kimsenin bilmediği bir kuyuda,
Soğuk, ıslak, karanlık yosunlar içinde
Kimsenin bilmediği göz yaşlarıyla,
ağlıyorum...
***
Hakime Erol
*************************
BAŞUCU KİTAPLARINDAN
Sen, dirilişi hatırladığın zaman, diriliş de seni hatırlayacaktır. Ölümün sularında yüzen sen, bir ceset olmaktan çıkıp ışıyıp dirilen bir göğde, filizler veren bir göğde olup yeniden kök salacaksın bu ihtiyar, yorulmuş toprağa. Ama o toprak da seninle yeniden gençleşecek. Sen bir gençlik aşısısın toprağa.
Sezai Karakoç/Unutuş ve Hatırlayış (Diriliş Yayınları)
******************
|