Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gece kulübünden kadınları baba yollamış
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar
Gazimağusa'da uyuşturucu operasyonu: 6'sı öğrenci 7 tutuklu
Lefkoşa'da bıçaklı kavga
Yusuf Erol, bugün toprağa verilecek

YORUMLANANLAR
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [2]
Gece kulübünden kadınları baba yollamış [17]
AİHM'de kayıplar davası görüşüldü [1]
Rusya Rum'a teslim [1]
Gazimağusa'da uyuşturucu operasyonu: 6'sı öğrenci 7 tutuklu [2]
Yusuf Erol, bugün toprağa verilecek [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Kim olursa olsun, izinsiz inşaatları mühürleyeceğiz [1]
"Bally" belası [1]
Yusuf Erol kurtarılamadı [1]
Girne'de uyuşturucu operasyonu [1]
Esrar çekip ortalığı dağıttılar [5]
Köşeyi dönemedi, devrildi [2]
"Abla beni kurtar" [1]
Gece kulübünden kadınlarla seçim zaferi kutladılar [29]
Avda yaralanan Erol, GATA'ya gönderildi [1]
"Recep'in Angonisi Recep", Karpazlıları ağlattı [1]
Ziyarete gitti, soydu, 1 yıl yedi [1]



Şimdi TUNÇTAN'tan bir sestir zaman

Bedia BALSES

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Haziran 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

 

 

Sanatın yaşama kattığı anlamların derinliğinde büyüyen bir ismin veda anonsu düştü gündemimize dün gece. Sevginin, Kıbrıslılığın, coşkunun, bize bizi anlatan gür sesinin gidişini haber veriyordu spikerler. Radyolarda, skeçlerde ezberlediğimiz cümleleriyle ‘az’ olan insanlardan, az olan sanatçılardan, az olan Kıbrıslılar’dan, ‘çok’ olan biri daha, artık karelerden, repliklerden sesleniyordu bize. Kemal Tunç “ilk sahne”nin emeği, direnci, sanata ve hayata ömrünü veren sesi ve yankısı ile tamamladı son görevini sahnede.

 

Sanatçı kişiliğinin haricinde kızıyla olan baba-kız sevgisi, “mersin kokulu” bir babanın varlığını hep yanımda hisseden bana bir başka ilham kaynağı olmuştur. Bugün sadece bir sanatçının değil, bir babanın gidişini de yeniden yaşadım kendi anılarımda. Acıların, ayrılıkların, sevdaların harmanladığı bir yaşamın önünde saygı ile eğildim. Kemal Tunç gibi vedasıni ‘ayakta’ yapan, yaşamı sanata dönüştürebilen bir usta için bugün kah Türe, kah Bedia, kah herhangi biriydim. Bir tiyatro sahnesinde, senaryoda, ya da bir replikte yaşam bulan “ilk sahne”nin önündeydim. Sahip çıkılması gereken geçmişin, insanın, toprağın, kimliğin çırpınan kuş sesini duydum gidişiyle. Zamane anlamlarda eksilen vefa duygusunun bir sembolü olarak 2005  yılında, Kemal Tunç DAÜ’den çok anlamlı bir çalışma olan ‘Vefa Kültürü’ çerçevesinde onur ödülü alırken, toplum olarak ne kadar vefalı/vefasız olduğumuzu sorgulamıştım gülümseyen karelerin önünde. Bugün ise vefa/vefasızlık ne denli içimizde yaşıyor bilmem ama, biliyorum ki usta işi bir emeğin, bir meddahın, öz kalabilmiş bir yürek atışının, akan su sesindeki berraklığı kaldı geride bizlere. Vedaların silemeyeceği bir ses kaldı. Bugün, bir çağlayan yaşam limanından yol aldı. Denizin masmavi enginliğinden el sallayan koskocaman yüreğe, “Alekko ile Caher”e emeğin, sanatın ve yaşamın gerçeğiyle selam olsun…

 

Devinimsiz bir su sesidir yaşam

Kopar cümlelerin koynundan

Acı yapışkan bir el gibi

Susar, kaçar yarından

Bir mendil kalkar

Bir buse konar

Devinimsiz akan bir cümle olur

Tunç’tan bir sese döner zaman

 

Bedia Balses

************

Gülüyorsam ağlayamadığım içindir. (Byron)

 

************

 

Kemal TUNÇ un ardından

 

başarabilirsen eğer tunç dökümü

devasa bir ağaç heykeli dene

                                      düşle

görünmez kurtçuklar tarafından

dişlenmiş bütün yaprakları

cüce testere dişlerle

bir gözü giden dönmez tüneli

bir gözü inen çıkmaz

yaklaşmayı dene cesaret edebilirsen

tunç dökümü aşk bozumu bir kalp düşle

                                                     devasa

ve dibinde gözlerini verdiği bir çocuk

düşman kendine

düşle ve dene başarabilirsen

düğüm düğüm saçlarını taramayı çocuğun

arasında sıkışmış dumanı dağıtmayı

ve annesinden çaldığı eski rujla

ne yapmak istediğini al ağzından

ve serseri dayısını

öğretmeninden çok sevmesine engel ol

                                        başarabilrisen

 

tunç dökümü bir aşk kapanı düşle başarabilirsen

napoliten bakışlı gözleri hep yağışlı

doğum kırışığı alınlı bir kadın düşle

aşkın unufak ettiği elleriyle yapışmış

hayat sandığı koparılmış boşluğun göbeğine

                                                         yüreğine

birbirine yaslanarak denge bulan

bir üçlü düşle

heykel kuş rüzgar olur

hepsi ıslak mutlaka

birden birinin gittiğini düşle

yerine sular seller bırakarak

                               yittiğini

ve başarabilirsen diğerlerini

bu  kaypak ve ıpıslak zeminde

bu var yok içinde kurumadan

         sallanıp duruşunu düşle

Ayşen Dağlı

Mayıs 2007

 

*******************

Yalımlı çocuklar

Yalımlı çocuklar büyürdü

Kucak başında anaların

Uçar giderlerdi

Son sürat eteklerde

Şaşırırdı

Bulamazdı yolunu

Yara da

Dudak kenarından

Yürek dibine...

 

Fatma Akilhoca

******************

Tiyatro

Senaryosu bir gün önceden  yazılmış

hayatlardı yaşadığımız

kullanılacak replikler, atılacak adımlar

oysa doğaçlama olmalıydı her şey

tasarlanmadan ezberlenmeden çıkmalıydı sözler

 

Tiyatroyu hayata, hayatı tiyatroya kattık

baş oyuncu sanıp kendimizi akışa aktık...

 

Rukiye Kurt

(Hüsran mıdır Senin Adın-2006)

 

******************

 

Zamana Asılı Mektuplar

Belki hoşlanmayacaksın ama bazen biz mi yanlışız diye tezata düşmediğim de olmadı değil. Bu kadar maddesel yargı içinde yaşamak ne zordur bilirsin. İnsan genlerinden getirdiği inançlarla mı tutunur yaşama?. Kaç kuşaktır süregelen bir iç burkulması değil midir bu? Ne çok soru soruyorum sana bugün.. Oysa giderken her türlü cevabın anlamını yükleyerek gittin hayatıma. Hep, ne denli özel, ne denli güzel, ne denli sevilen biri olduğumu hissederek yaşadım. Bazen kızdın, bazen kaşlarını çattın, bazen gelip saçımı okşadın, işaretler bıraktın bana bulabilmek için yolumu. Bunca yılın sonunda, Larnaka gecelerindeki sevdayla yoğrulmuş küçük bir kızdan ‘Bahar Mektubu’ getirdim sana... Yozlaşmayan sevdaların, deli aşkların, ertelenmeyen duyguların zamanından. Biliyor musun hala o şiiri duyumsayarak yaşıyorum ben. Öğrendim ki, uzaklıklar etki etmiyormuş, hissedebilmek için bir yüreği.. Ve bildim ki, hiçbir ayrılık büyük değilmiş, bitimsiz bir sevdadan...

 

Bedia Balses

 

Başucu Kitaplarından

Kaçbin yaşında bir zeytin ağacıyım. Burdayım. Çok görüp geçirdi kol dallarım, göz yapraklarım. Gövdemde satır satır kayıtlı yaşadıklarım. Çok çocuk büyüdü dallarımda; şimdi şeytanın art bacağı başka çocuklar…

 

Bir tarih-ağaç’ım; üç beş yılda bir vurulurum, delik, deşik edilirim. Daha çook göreceklerim var. Direneceğim. Çok yaslı ve yorgun bir ‘ana’nın ağıdıdır ağıdım, türküsüdür türküm…

 

Fikret Demirağ

Limnidi Ateşinden Bugüne –Tablet 11 (Galeri Kültür Yayınları)

 

**************

 

 

   2413 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
15 Kasım 2008, Cumartesi   Şubat Gülüşlü Kadın
08 Kasım 2008, Cumartesi   SU(S) ÖLDÜ
01 Kasım 2008, Cumartesi   Bekle Beni
25 Ekim 2008, Cumartesi   Defne Öykü Yarışması
18 Ekim 2008, Cumartesi   Şarkını Söyle…
11 Ekim 2008, Cumartesi   Fotoğraflar
04 Ekim 2008, Cumartesi   Sürüden Ayrılmak
05 Eylül 2008, Cuma   Larnaka'da Şimdi Sonbahar mıdır?
29 Ağustos 2008, Cuma   YİNE BU YIL ADA SENSİZ
22 Ağustos 2008, Cuma   Muammer Ketencoğlu ve Zeybek Topluluğu Yeniboğaziçi Festivali'nde esti


Yorum Sayısı:   3
  Hasan Durgun         - Magusa 08 Haziran 2007, Cuma 09:52 
evet degildir. benim kastettigim de o degildi zaten. Goren yurek dedigim sey farkliydi. Sadece kendi egolarini tatmin etmek icin yazmak da sanat degildir degil mi? Sanat baska kisilerin diyemedigini demektir ama duyarli olmaktir da. Gundemden, dunyadan, insandan kopuk sanat olur mu? Tarihin acilarina taniklik edenler kimlerdir?
  ayşe hacıoğlu         - lefkoşa 07 Haziran 2007, Perşembe 19:35 
bence sanat gündemdeki konulardan yararlanılarak yazı yazmak değildir...
  Hasan Durgun         - Magusa 07 Haziran 2007, Perşembe 17:17 
Kibris gazetesi sanat sayfalarinda ulkemizin yetistirdigi en iyi sanatcilardan olan Kemal Tunc'a yer verilmesi beni mutlu etti. Bir de Ahmet Abinin (Tolgay) kosesinde okumustum. Tebrik ederim, sanat sayfalarinin gorevi ulkeyi, dunyayi, gundemi takip edebilen goren yurege sahip olmaktir.


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6637 1.6754
1 STERLİN 2.4982 2.5168
1 EURO 2.1009 2.1157



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

LİDERLERİN KULAĞINA KÜPE...

Ali Baturay

SABIKALI LİDERLER

Hasan Hastürer

Dünya devleti ve temsilcileri...

Mustafa Doğrusöz

KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR 49

Akay Cemal

'Kırmızı Şapkalı Kız' gibi davranm...

Ahmet Tolgay

YİNE AYLARDAN KASIM MİROĞLU...

Bilbay Eminoğlu

Her işimiz yarı buçuk!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

CTP muhalefete düşse, ne olacak?

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

AMERİKA NE KADAR SESSİZ KALACAK?

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Yine Mustafa

Oğuz Metiner

Yaşlanmadan önce gençliğimizin kıymetini b...

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital