Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

MEZARLIKTA DA AÇAR ÇİÇEKLER

Sevilay SADIKOĞLU

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   19 Nisan 2007, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

-HEM DE ÖLÜLERE İNAT CAPCANLI-

-hem de ölülere inat capcanlı-

Artık mezarlıklar eskisi kadar korkutmuyor insanları.

Her gidişimde ölülere imrenirim.

Çoğu mezar çiçek bahçesi gibi...

Her sabah, her akşam geçerim o yoldan.

Fırsat buldukça sonsuzluğa uğurladıklarımızı ziyaret eder, huzur bulurum.

Aslında yalan dünyadaki tanıdıklardan daha çok gerçek dünyadakiler...

Öylesine rahatça uzanıvermişler ki selviler altına...

İnsanın kıskanacağı geliyor...

Rengarenk çiçekler açtı.

İlkbahar geldi ya...

Toprak ana öylesine coşkulu ki bu bahar...

Tüm sevdiklerimi bir bir bastı ya bağrına...

Değmeyin keyfine...

Hayattaki dost, akraba sonsuzluğa göç edenlerin yanında sayılı kaldı ya;

Dedim ya yalan dünyadakilerden daha çok gerçek dünyadaki sevdiklerimiz...

Anladım

Toprak ananın coşkusu ondan...

Evet; mezarlıklardan eskisi kadar korkmaz oldu insanlar

Çünkü; ölüler kötülük bilmez...

Bu günlerde yaşayanlar için mi üzülmeli,

Yoksa ölenler için mi?

Bilemiyorum...

Serin selviler altında yatıyor tüm sevdiklerim.

Yüreğim paramparça.

Öylesine azaldık ki...

Unutulacak gibi değil hiçbiri...

Onları çok özledim.

Giderek büyüyor özlemim...

Ve dünya işleri, günlük koşuşturmacalar, hatta yaşamak angarya geliyor bana...

Mezarlıklar bu günlerde çiçek bahçesi...

İlkbahar geldi ya...

Bağrına bastı ya toprak ana sevdiklerimi,

Baharın bu coşkusu ondan...

Bir görseniz, mezarlıkta da açtı çiçekler

Hem de capcanlı

Hem de rengarenk

Hem de galiba biraz da ölülere inat...

****************

GENÇLERİMİZİ TANIYOR MUYUZ?

"Bir genci tanımak ne demektir?" Bir genci tanımak, onun kişiliğini, kimliğini, isteklerini, beklentilerini, hayallerini, yapmak istediklerini, umutlarını, umutsuzluklarını tanımak demektir. Bir genci tek bir kesitle de tanıyamayız, onun değişen gelişimi bizi başka boyutlarla da karşılaştıracaktır.

"Bir genci anlamak ne demektir?" Onun yapmak istediklerini, yapmamak istediklerini, yapmak isteyip yapamadıklarını, yapmak istemeyip yaptıklarını anlayabiliyor muyuz? Bir gencin neler düşündüğünü, neleri duyumsadığını, neden öyle düşünüp duyumsadığını biliyor muyuz?

"Bir gençle yaşamak ne demektir?" Onunla neleri paylaştığımızı, neleri paylaşmadığımızı, karşılıklı beklentilerimizi, iletişimimizin nasıl olduğunu, sınırlarımızın doğru olup olmadığını biliyor muyuz?

"Bir gencin kendini tanıması" ne demektir? Bir genç kendini kimin gözleriyle görmektedir? Kendi gözlerinin farkında mıdır? Ailesinin gözüyle mi görmektedir? Arkadaşlarının gözleriyle mi görmektedir? Sevgilisinin gözüyle mi görmektedir? Yoksa kendine karşı kör müdür?

Bütün bunları bilmeden "evet, gençlerimizi tanıyoruz" diyebilir miyiz?

* * *

Acaba kendi çocuklarımızı tanıyor muyuz?

Onları tanıyor muyuz, yoksa görmek istediğimiz gibi mi görüyoruz?..

Gerçek şudur ki, biz "gençlerimizi tanımıyoruz."

Onları seviyoruz, kızıyoruz, beğeniyoruz, beğenmiyoruz, övüyoruz, yeriyoruz ama tanımıyoruz.

* * *

Gençlerini tanımayan toplumlar, kendi geleceklerine kördürler...

Çocuklarını tanımayan büyükler, beklentilerini kuma gömerler...

Bu toplumda eğitimin en üst başarılarını kazananlar da bizim gençlerimizdir.

Yollarda çanta kapıp kaçanlar da bizim gençlerimizdir...

Dünya birincisi olan sporcu gençler de bizim gençlerimizdir.

Bir arabanın altına yatıp tamir eden genç de bizim gencimizdir.

* * *

Önce gençlerimizi tanımak zorundayız...

Gençlerimizi araştırarak, inceleyerek, hiçbir önyargıya kapılmadan, dışlamadan, suçlamadan görmek, anlamak, kabul etmek ve "bilmek" zorundayız.

Sonra da onları anlayarak, onlarla işbirliği yaparak, onlarla yaşadığımızı bilerek ortak çalışmalar yapmak zorundayız.

Bir toplumun gençleriyle ilgili projesi alfabe harfleriyle sıralanmış hapishaneler yapmak olamaz. E tipini F tipi izler, sonra da G tipini yapmak zorunda kalırsınız.

Gençler için yapılması gerekenler, öğrenim işlikleri, çalışma işlikleri, yaratma işlikleridir.

Gençler kendi değerleriyle, toplumsal değerlerle, evrensel değerlerle buluşmalıdır. İlk aşama budur. Sonra da aynı gençler yeni değerlerle yaratmalıdır. Kendilerinde, toplumlarında ve bütün dünyada geçerli yeni değerlerin üretimi yaşanmalıdır.

Dr. Erdal Atabek

"Erken Büyüyen Çocuklar" s.47-48

   2022 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
19 Ağustos 2008, Salı   İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları...
14 Ağustos 2008, Perşembe   Tatil notlarım... Karadeniz’e yolculuk...
24 Temmuz 2008, Perşembe   İçimizden biri: Arif Albayrak
15 Temmuz 2008, Salı   Şiirlerle Büyüsün Çocuklar...
09 Temmuz 2008, Çarşamba   Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...
17 Haziran 2008, Salı   Çocuğuma okul arıyorum...
10 Haziran 2008, Salı   Ölüm
29 Mayıs 2008, Perşembe   Öğretmen olmak...
21 Mayıs 2008, Çarşamba   Kendi dünyasında tanrı olmak...
23 Nisan 2008, Çarşamba   Sen Kaderimsin...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital