Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

EZBER VE MUCİZELER

Beste SAKALLI

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   6 Ocak 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazacaklarımı geçiriyorum aklımdan. Bugüne kadar söylemediklerimi... Hep yazmak isteyip de bir türlü oturup yazamadıklarımı. Bir anda her şey yazılıp, söylenmiş ve bitmiş gibi hissediyorum. Yazacak hiçbir şey kalmamış gibi. Tüm köşe yazarları kalemlerini kımıldatmış, sunmuş sabah haberlerinde spikerler, radyolardaki günün özetlerinde okunmuş ve biz oturup bir köy kahvehanesinde, zorlama bir sohbetle çırılçıplak masaya yatırmış, yorumlamış, yargılamış ve hesabını kesmişiz gibi hayatın. Bu kadar sanki olan biten.

Tekrarlanmış bir hayatı yaşarken gündem yaratacak, heyecanımı önüne katacak hiçbir şey bulamıyorum ilk kez. İlk kez ağzımda iğrenç bir ezber tadını yutkunuyorum. Ezberlediğim ama hala hazmedemediğim bir hayat midemi katlediyor. Bilmek birazdan güneşin kalesinin devrileceğini, bahçedeki elmanın yaprağının düşeceğini, saat beşte şehrin ayak izlerinin hızlanacağını, yürürken kaldırımda yarım bir izmarite basacağımı bilmek, beni hayatın sürprizlerinin ve mucizelerinin kilometrelerce uzağına savurmuş çoktan.

O kadar ezberlenmiş bir hayatı yaşıyorum ki, senaryolarını yazıp, defterlerini dürüyorum umutların ve en ufacık ışıkları bile görmezden geliyorum. Hayatı sürprizlerin eseri yapamıyorum bu yüzden. Burnundan soluyan bir ada benden güzel bir şeyler duymak istiyor, şeytan alıp götürmüş gibi, bulamıyorum bildiğim dillerde o deyişleri. Bir kısım kendini bilmez sözcüklerin istilasına uğramış sesimi susmaya devretmek istiyorum. Suçludur sesim diyorum. Suçludur çünkü barışa dili dönen kanat seslerini bastıran bu sesimdir belki de diyorum, o yüzden duyamıyorum şarkılarını bu gökyüzünün. Nutuk atarken yağmurlara kapkara bir bulut, yağmurun sesini ayağının altına alan bu sesimdir diyorum. Suçludur sesim diyorum, suçludur bir çocuğun sümüğünü yüzünde kurutan o soğuk kadar en az ve gözlerime öksürüp duran bu şehir kadar suçludur sesim. Susmadığım için duyamıyorum belki de hayatın kulağıma fısıldadıklarını diyorum.

***

Kötü yaptık biz kötü, ezberleyip demeçlerin her sözünü, okuyarak her gün o gazetelerin kupürlerini, bir ümit dinleyerek haberleri, iyi öğrenerek her bir şeyi, kötü yaptık. Yürürken meydanlarda, konuşurken Annan'ın planlarını, çoluk çocuk genç yaşlı erken büyüdük bu adada. Erkenden öğrendik okumayı, şimdi sıkıldık tabi sınıflarımızda, bu harfleri görmekten, okumayı aynı yerinden büyük bir hınçla sökmekten sıkıldık. Biz ezberlemiştik çünkü Ali'ye top attırmayı!

Ezber cinayetine kurban gittik hepimiz. Ezberledik ve öldük. Ezberledik ve gördük. Ezberledik ve yitirdik. Biliyoruz çözüm planlarının hep bir sonraki yıla erteleneceğini, grevlerin sonunda birbirimize düşman kesileceğimizi biliyoruz, trafiğin yine can alacağını, üzeri hep örtülecek cinayetlerin şahitleri olacağımızı, bombaların patlayacağını, devam eden mahkeme süreçlerinde projelerin de devam edeceğini biliyoruz. Sonumuzun bile hangi hastalıklara mensup olduğunu kestiriyoruz. Kendimizi nasıl ve neden ve hala zehirlediğimizi biliyoruz çünkü. Ölümün bile adına yakışamıyoruz ölürken. Erken ölüyoruz, hem de kabullenerek.

Şimdi eyleme gitsek kendimize, yakışır! Dava etsek, vazgeçtik kendimizden desek, gene yakışır.

Mucizelerin ve sürprizlerin bir adım önüne geçtik hepimiz. Gerçeklerin üzerindeyiz. O yüzden de hep çocuklukların peşindeyiz. Aslında düşlerin ve o bilinçsizliğin... Bir bebeği gerçek bir bebek gibi görüp ona plastik tabaklarla yemek verirken bir gerçek kadar kurabildiği o hayalin peşindeyiz. Defalarca sevişip kurak vücudundaki tüm boşluklara tükürüğümüzü salmış gibiyiz hayatın, çıkardığımız seslerin hepsi tanıdık. Hayata; ilk günkü gibi, ilk günkü heyecanına bürünerek, ilk günkü bilinmezliği ve içerisinde bize sunduklarını bilmeden koşabilme becerisini yitirdik buralarda.

***

Baba bana masal anlatma! Anne teselli etme saçlarımı! Hansel ve Gretel'in ekmeklerini yiyen kuşlar yedi benim de ekmeklerimi, evimin yolunu unuttum.

Baba bana masal anlatma! Anne teselli etme saçlarımı! Çekil aradan sen de aşk!

Gel Hayat! Hayat sen gel yalnız. Mucizeye benzeyerek, sürprize benzeyerek, memenden süt damlarken ninnilerine, uyusun da büyümesin diyerek gel! Mucizeye benzeyerek, sürprize dönerek, unutturarak ezberimdekileri, hayat, gel. Yendir mucizelere artık bu ezberleri!

SEN'LER

sen

hangi yelin bıraktığı

belli olmayan

feslikan ganimetisin

yüreğime

*

sen

doruklarımdaki

mevsim dinlemez

kar artıklarımsın

'Kar Yanığı' kitabımdan...

'Ben, bakmayı, gözlemlemeyi seviyorum. Hayatın her anında şiir yazılıyor bunları kaçıramam. Şiir bulmak için bakıyorum hayata.Ama şiir bulmanın da bir bedeli var, şiire bakarken her şeyi görüyorsun.İşlenen suçları, ihanetleri, haksızlıkları, vurdumduymazlığı...İşte bu farkındalıktır gözlerimi suçlu kılan.Dünyaya bakıyorum bir de...Soykırımları, savaşları görüyorum baktıkça ve bu yüzden suçlanıyor gözlerim.Aslına bakarsan dünya benim içim gibi boşlukta yaşıyor, boşlukta yaşadığı için de kendinden vazgeçip başkalarına bakarak, sataşarak yaşıyor. Yani anlayacağın iyi olmamı gerektirecek kadar rahat değilim. Olamam da...Çünkü şiirin suyuna batırılan bir yüreğim bir de gözlerim var.'Alaz Edebiya Dergisi/Sayı: 4Onur Akyıl'ın İlker İşgören'le Söyleşisinden

ARMAĞAN

sana armağan ettim

bu gece senindir çalan şarkılar

düşlerimdeki dostlar

yazmaya yeni başladığım şiir

defalarca değiştirdiğim halde

yerini sevdirtemediğim nergis çiçeğim

şehirde bana sevinç borçlu

umut borçlu herkes

her şey

gelecek bahar

mevsimin ilk karı

kendimi şarabın ellerine bıraktığım açık yaz akşamları senindir

sana armağan ettim

bir ömür senindir çığ altında kalan sığınaklarım

dudaklarımı ezerek geçen

emanet elvedalarım

ellerimden kayıp giden hayallerim

hasret işlemeli mendillerim

içimdeki istasyon çığlıkları

tren camındaki hüzünlü yüzler

masum mektupların açtığı ve açacağı derin yaralar

az kıvrımlı gülümseyişlerim

puslu yarın düşüncelerim

yıldızlarımız bir türlü barışmayan şarkılar senindir

sana armağan olsun

her gece daha da büyüyen sessizliğim

kendine yabancılaşan ruhum

bölünmeyi kaldıramayan

bedenim aklım adam dengem gökyüzüm

ne varsa beni sana hatırlatan

ve her hatırlatışında iç çekişine sebep olan

ebediyen senin olsun

benden sana ey sevgili

unutulmaz hatıra olsun

'Bir Sen Vakti' kitabımdan...

   1327 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
31 Ağustos 2008, Pazar   BİR EYLÜL KARŞILAMSI
24 Ağustos 2008, Pazar   BELKİ ATILIR DİYE AYRILIK İÇİNDEN...
17 Ağustos 2008, Pazar   AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...
10 Ağustos 2008, Pazar   ÇOCUKLUK FOTOĞRAFLARI
03 Ağustos 2008, Pazar   KAPILAR
27 Temmuz 2008, Pazar   BENİ YAĞMURA BIRAK
20 Temmuz 2008, Pazar   ALMANYA, ŞİİR VE YOLCULUKLAR
13 Temmuz 2008, Pazar   GÖZLERİNE DAĞILIRDI BENİM ANNEM
06 Temmuz 2008, Pazar   II. Uluslararası Şiir Buluşması
29 Haziran 2008, Pazar   ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BULUŞMASI



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital