Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
64 bin 552 alışveriş
2 bin ağaç elektrik kurbanı
HSBC kriz içinde atılım yaptı
Haftalık yıldız falınız
Bağcıl'ın 4. yabancısı Enio Da Silva
Türkiye ikinci yarıda: 2-1
Futbolda alt yapı antrenörleri belirlendi
TRİO
Sabri Ugan spor yazarları ile buluştu
Küba Büyükelçiliği konusunda Güney'deki tartışma sürüyor

YORUMLANANLAR
Avukatlara getirilen yasak hukuka aykırı [2]
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [2]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [3]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [3]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [4]



BU ÜLKE DOĞURDU BENİ!

Beste SAKALLI

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   20 Ocak 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir insanı ne doğurur? Bir rahimden kan içinde sızan o varlığı kim, ne en çok kendi yapar? Bir sevgili? Bir manzara? Bir dava? Bir ülke?

Beste Sakallı

İlk öpüştüğümde ağır bir suç işlemiş gibi yüzü eğik koşarken nefes nefese, beni kendimden saklayan bu sokaklar, içimdeki sese ortak çıkan martılar, keyfimin kahyalığına soyunan aşk, ve bana şarkılar söyleten bu kaldırımlar, bu ülke doğurdu beni. İki dudağımın yakasına yapışan ıslıklarda bestelemek bir sevgiliyi, bir alacaklı gibi sıkıştırıp duran özlemlere karşı yenilmek ve tüm şehirlerin hayata dair bağırdıklarına kulak misafiri olmak doğurdu. Reddederim annemi ve rahmini, bu ülke, bu ülke doğurdu beni!

 

Reddederim annemi ve rahmini. Bu ülke, bu ülke doğurdu beni. Yağmurun adını ağzına almayan kışların memleketi, her yürüdüğümde yeniden kaybolabildiğim, kucaklayabileceğim kadar küçücük, bir gökyüzü kadar büyüttüğüm bu ülke! Bütün masalların dekoru yaptığım, bir kuşun diğer kanadı diye çağırdığım, tüm yıldızların akrabası, bu ülke, bu ülke doğurdu beni!

İlk öpüştüğümde ağır bir suç işlemiş gibi yüzü eğik koşarken nefes nefese, beni kendimden saklayan bu sokaklar, içimdeki sese ortak çıkan martılar, keyfimin kahyalığına soyunan aşk, ve bana şarkılar söyleten bu kaldırımlar, bu ülke doğurdu beni. İki dudağımın yakasına yapışan ıslıklarda bestelemek bir sevgiliyi, bir alacaklı gibi sıkıştırıp duran özlemlere karşı yenilmek, ve tüm şehirlerin hayata dair bağırdıklarına kulak misafiri olmak doğurdu. Bu ülke, bu ülke doğurdu beni!

Sevdim ve bu ülkenin her bir taşında düş gördüm sevdiklerimle beraber, sevdiklerime dair. Bu ülkenin her bir taşında beni karşılayan bir düş büyüttüm.Bazen her evin balkonunda beni bekledi sevgili, yoldan yüzü dönük gelen herkes o'ydu sanki. Çitlerin arasından bizim sokaktan birileri ellerinde uçurtmalar koşarak çıkıverdi bazen, babam beni gözlerinde alıverdi. Yüreğime indi bu ülke benim taa. İndi yüreğime kadar.

Sevdim ve bu ülkenin her taşında düş düşürdüm sevdiklerimle beraber, sevdiklerime dair.Bu ülkenin her bir taşında bana hüznü açıklayan bir düş ölüsünü gömdüm kendi ellerimle kayıp kemiklerinin yattığı toprakların yanına, gömdüm denizlere ölülerimi.Yüreğime düş'tü bu ülke benim. Düştü yüreğime kadar. Başının etini yerken barışın, acılarıyla aynı yastığa baş koyarken, adına şiirler söylediğim bu ülke, senin uzaktan bir yabancı gibi omuz silktiğin benim her dinlediğimde sesinden irkildiğim bu ülke var ya, bu ülke doğurdu beni.

Defterini her dürdüğümde umudun, üzerime gün ışığı püskürten bu ülkeydi. Hayal kurmayı unuttuğumda başıma vura vura hayal kurmayı öğreten de. Reddederim annemi ve rahmini! Bu ülke, bu ülke doğurdu beni. Israrla, her defa. İnatla, bir daha. Umutla, her defa daha fazla doğurdu beni. Sevdiğimde, düştüğümde, bir üzüntü başımın etini yediğinde, çocukluğum eteklerimi çekiştirdiğinde, bir sevgili yağmur kadar geciktiğinde, doğurdu. Kırdı yaralarımı ve dalgalarımı.Bıkmadı, doğurdu...

CEBİMDEKİ BOZUK PARALAR KADAR

RAHATSIZ EDİCİ ÖZLEMİN

hasretin

sessiz ve sinsice

ilerleyen bir hastalık

korkuyorum yalnız kalmaya

hayat; kirli bir otobüs camından

görünenden daha güzel değil

her sabah bir tesadüf yalnızca

armağan değil

deniz vurdukça

konuşamayan bir liman kadar

ağırım kendime

bir o kadar dargın

teklifli gelmek üzere rüyalarına

gidiyorum kendimden ve bu kerpiç evden

durdurma

'Bir Sen Vakti' kitabımdan

ÇALMA AŞK KAPIMI

tat alma duyusunu yitirmiş bir hastanın

ağız kokusuydu artık aşkımız

ekşi acı kuru

kendini rüzgara ifade etmekten aciz bir yelkenli

tarihi geçmiş alışkanlıklar bütünü

heyecansız karasız ve gururlu hatta

artık tek kişilikti aşkımız

sebepsiz gülümseyişlerimiz yoktu mesela

ikimiz de fazla büyüktük artık

fazla olgun az çılgın

ama yine de devam edebilirdik sanki sevmeye

oysa sen gitmeyi seçtin

vazgeçtin kopardık yıktın

ellerimde ellerinin açlığını bıraktın

soğuk bir boşluk çizdin duvarlarıma

kurutamadığım ayrılık izleri asılı avluda

bitiremediğim şiirler dayanmış kapıma

ama nafile

müsait değilim bundan böyle

çalmasın kapımı artık hiçbir aşk

'Bir Sen Vakti' kitabımdan

***********

* İçinizde olmayan şiiri hiçbir yerde bulamazsınız. Shelley

* Şairin kullandığı sözcüklerde insanlar için çeşitli anlamlar vardır; herkes beğendiğini seçer. Tagore

* Şiirin ilkesi, insanın üstün bir güzelliği özlemesidir. Bu ilke bir coşkunlukla, bir ruh taşkınlığında kendini gösterir. Bu coşkunluk, aklın yoğurduğu gerçeğin dışındadır. Baudelaire

* Şiir sanatı, eksiklikleri güzelliklere çeviren bir simya bilimidir. Aragon

* Ne masayı anlatacağım diye masa sözcüğünü kullanacaksınız, ne kuşu anlatacağım diye kuş sözcüğünü; ne de aşkı anlatacağım diye aşk sözcüğünü. Cocteau

* Şiir olmayan yerde insan sevgisi de olmaz. İnsanı insana ancak şiir sevdirir. Şiir, insanı insana yaklaştıran şeydir. Sait Faik

* Şiirin konuları hiç eksik olmayacaktır; çünkü dünya o kadar büyük, o kadar zengin, yaşam o kadar değişik manzaralı ki... Hiçbir gerçek konu yoktur ki şair onu gereği gibi işlemesini bildiği andan itibaren şiirden yoksun olsun. Goethe

* Gerçek şiirin, asıl sanat eserinin kendi varlığından başka bir amacı yoktur. Kendisinde başlar, kendisinde biter. Bütün soyluluğu da buradan gelir. Valéry

********

Para gerçek zenginlik değildir. O sadece ihtiyaçların giderilmesine vasıta olduğu için değerlidir. Bir çölün ortasında hararetle yanan bir insan için birkaç damla soğuk su, bir torba altından daha değerlidir.

 

   1424 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Eylül 2008, Pazar   YUMUŞAK YAZILAR
31 Ağustos 2008, Pazar   BİR EYLÜL KARŞILAMSI
24 Ağustos 2008, Pazar   BELKİ ATILIR DİYE AYRILIK İÇİNDEN...
17 Ağustos 2008, Pazar   AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...
10 Ağustos 2008, Pazar   ÇOCUKLUK FOTOĞRAFLARI
03 Ağustos 2008, Pazar   KAPILAR
27 Temmuz 2008, Pazar   BENİ YAĞMURA BIRAK
20 Temmuz 2008, Pazar   ALMANYA, ŞİİR VE YOLCULUKLAR
13 Temmuz 2008, Pazar   GÖZLERİNE DAĞILIRDI BENİM ANNEM
06 Temmuz 2008, Pazar   II. Uluslararası Şiir Buluşması



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

HAZIRLANIYORUZ...

Ali Baturay

EROĞLU DÖNMELİ MİYDİ?

Hasan Hastürer

Unutmadan, sesimiz kısılmadan....

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Biraz da okuyucu konuşsun... Türk emlaki n...

Ahmet Tolgay

KÜRESEL KRİZ GELİP ÇATTI... ÇIKIŞ YOLLARI ...

Bilbay Eminoğlu

İnsanı ağlarken bile güldüren adam: Mağusa...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Cevap hakkı...

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Dünyayı sarsan yedi gün

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital