Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
"Alo seks" tuzağı
Doğanın muhteşem gücü
Kırmızı ışıkta geçti, dehşet saçtı
3G'ye uyumlu telefonlara rağbet arttı
Virajı alamadı 14 metreden dereye yuvarlandı
Cinayete ret, diğerlerine kabul
Sarayda Kıbrıs zirvesi
Türk tarafından Rum yönetimine uyarı
Komedi Tiyatrosu, "Recep'in Angonisi Recep" oyunu perdelerini açıyor
Zeytinlik köy meydanındaki Sergi Çadırı'na büyük ilgi

YORUMLANANLAR
3G'ye uyumlu telefonlara rağbet arttı [1]
"Alo seks" tuzağı [2]
Doğanın muhteşem gücü [1]
"Av açılmasın" sözleri talihsizlik [1]
KTÖS: Talat, taksimi değil, Kıbrıslı Türklerin menfaatlerini savunmalı [1]
Türk tarafından Rum yönetimine uyarı [1]
Kırmızı ışıkta geçti, dehşet saçtı [1]
2'si ağır, 3'ü çocuk 7 yaralı [26]
Tatbikatlar iptal [2]
Hristofyas: Taksim ya da iki devletin varlığı mantığıyla uzlaşamayız [1]



BİRLEŞME

Beste SAKALLI

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Şubat 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yolun hemen üzerindeki otel odasında, ne sireni üzerinde geçen ambulans, ne bildik melodili borusuyla ürküten polis otoları, ne son anda frene basmış gibi duran otobüslerin tiz sesi, ne biribirleriyle yarışan arabalar, ne de bir sarhoşun ritmini bozarak söylediği şarkılar! Hiçbirini ama hiçbirini duymuyorum bu kez.

Dışarıdaki dondurucu soğuğa rağmen yazlık pabuçlarıyla yolu karşıdan karşıya yavaş adımlarla geçen o kadını görmüyorum. Fark etmiyorum yanımızdaki kocaman parkta, ezberledikleri bir dansın figürlerini kusursuzca yapar gibi gökyüzünün bir yanından diğerine bir tüy hafifliğinde uçuşan bembeyaz kuşları. Soğuğun tüm ihtişamına rağmen çiçeklerle kuşatılmış telli duvaklı bir gelin gibi yolumu kesen ağaçlar, gözümün tüm kapılarını es geçiyor, çarpmıyor hiçbir penceresine gözlerimin, perdelerimi aralamıyor.

Nerede olduğumu unutturmakla görevlendirilmiş gibi karşımda dikilen bir bölgede, nerede olduğumu unutturacak kadar başkalaşmış sokakların arasında yürürken, konuştukları sözleri "Ok"le tamamlayıp, istemeden çarptıkları saatleri "Sorry" ile telafi eden, sonrasında da yanındaki arkadaşına hararetli hararetli anlattığı hikayeye "Türkçe" geri dönenleri duymuyorum.

Çok ince bir duvar örüyorum şehirle arama. Tüm sesleri geçiren ve ikimizi de birbirimizden haberdar eden bir duvar. Burada kaldığım sure zarfında, içimde değil ama çok yanımda bir şehrin nefes alıp verişini ısrarla duymak istiyorum, bir şehrin yaşantısını kalbimde, beynimde ve hücrelerimin her körfezinde yeniden anlamlandırmak ve tanımlamak istiyorum.

Uzak olmak için bazen fazla yakın olsak da bu şehirle, Londra'daki Kıbrıslıların buraya dair söylediklerini hatırlayıp alelacele ayaklarımı topluyorum ve yumuluyorum kendime. Kabuğunun içine giren bir salyangoz gibi, bir kaplumbağadan farksız, başımı gövdeme gömüyorum. Bir otobüsün camına yüzünü yapıştırıp, baktığından çok daha uzağını düşünen bir ihtiyar gibi, gençliğimin bir mahallesine demirliyorum. Kimsenin ve hiçbir şeyin giremeyeceği kadar uzağa taşıyorum kendimi. Toparlanıp, geldiğim gibi gidiyorum. İtaat ederek gelmenin kurallarına, gideceğini kabullenmiş, gidiyorum.

 

Yaşama ihtimali olmayan bir aşkı düşünürken, babasına yakalanan genç bir kız gibi kızarıp bozararak, neyin telaşını yaşadığını tam anlayamadan ürkek ve kaygılı koşarak odadan çıkıyor gibi kaçıyorum bu şehirle tam da sevişecekken. Kaçtığım anda tüm yaşadıklarım anıya dönüşürken, yıllar önce iktidarla çatışan, yaşam hakkını ve eşitliği bağıran, zor koşullarda mücadele eden bir solcu edasıyla, yakınlaşmaya teşebbüs etmiş olmanın ve belki de yıllardır geçilmemiş bir siniri delmiş olmanın gururunu da yaşayarak, kaçıyorum. Sevilememiş bu memlekete biraz yaklaşarak günün sonunda, kaçıyorum. Gelme arkamdan şehir diyorum, gelme!

***

Sinir alışkanlığımız var bizim belki de. Bunun adi ne bilmiyorum. Birleşemiyoruz işte. Yaşıyoruz ama birleşemeden. Birbirimize çok yakın ama birbirimizden uzakta. Düşününce çok garip, bir şehrin içinde yaşamak ve yaşadığın şehre kuş olmak..

Yıllarca burada yaşamış olmalarına rağmen, buradaki anılarını Kıbrıs'taki anılarıyla görüştürmüyor burada yaşayan çoğu Kıbrıslı. Sanki apar topar bırakıp gelmişler memleketlerini, yuvalarını, evlerini de, bir gün mutlaka her şey ayni anda ayni şekilde kaldığı yerden yeniden başlayacakmış gibi hissediyorlar. Her şey durduğu yerden yeniden sahne alacak. Bir sihirli değnek "duraksat" düğmesine dokunacak ve herkes o güne kadar süregelen düzeninde ödevini yapmaya devam edecek.

Londradaki hayatlarını asla "tanımadılar" buradaki Kıbrıslı Türkler, içlerindeki hiçbir yere bu şehrin bu ülkenin gelip konmasına izin vermediler diken üzerinde süren bu ömrün hiç bir dakikasında... Ne varsa kötü olan bu ülkeye yüklediler, güzel olan ne varsa Kıbrıs'a. Bu ülke onları koparan, bu ülke onları çalıp kaçandı sanki. Halbuki en masum memleketler değil midir sürgünlerde? En masum toprak, en masum gökyüzü, en masum bu hiçbir şeyden habersizce kucaklayan memleketler değil midir?

Birleştirebilseydik eğer, birleştirebilselerdi Kıbrıslılar, Kıbrıs'taki yaşamlarıyla Londra'daki hayatlarını. Daha cüretkar olabilselerdi kendilerini bırakırken buralara, asil memleketi hissedeceklerdi o zaman; bir insanın anılarının toplamına denk gelen o büyük mekanı... Yani asıl memleketi...

************************

ACI

Anlat diyorsun anlat diyor herkes

içini dök anlarız biz seni derler..

Nerden bilsinlerki içimde olanları

Zaten benim ACIM anlatılmaz ne kadarda

anlat deseler anlatmam anlatamam.

Anlatılacak birşey değilki kendime

bana ait olan birşey

Içimde yaşar o ACI içimde kalır

içimde yaşar, kendi başına savaşır

ve ne kadar kaybetse devam eder savaşmaya

Hep maskelerin arkasında saklanır benim ACIM

gülümserken akan gözyaşlarımı kimse görmez.

Içimde yer alan ACI haykırışlarım duyulmuyor artık

maskeler varken duyamazsın göremezsin birşey

Oysa herkes gülümsemi görür görmez ne kadar mutlu

sıcak bir kız. Hep gülüyor hep mutlu diyorlar

ne bilsinlerki içimde yaşadığım yangını ACI'yı

Artık dışarıya yansıtmıyorum istesemde yansıtamam ACIMI

çünkü benim yaşadığım ACI içimde yaşar herşeyden

ve herkesten uzak sessiz sedasız icimde yaşar......Benim ACIM

Ceylan Hassan-Londra

***********

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sevdiğimiz Şiir Gibi

Anlardı babam

Ne zaman düşünsem anlardı

Bakardı mevzilerde ergenleşmiş çocuktan bana

Ve yarıladıkça beni dayanamazdı

Uzatırdı gençliğini

Gençliğinin elleriyle yine silerdi ada"mın gözlerini

Sevdiğimiz bir şiir gibi söylerdik biz ağlamayı

Bulundukça kayıpların kemikleri daha yüksek

Güvercinler nağmelerimize konmadıkça daha hüzünlü

Kanadıkça sözlerimiz tellerden, daha acıklı söylerdik

Sevdiğimiz bir şiir gibi bilirdik biz ağlamayı

Beste Sakallı

   1356 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Eylül 2008, Pazar   YUMUŞAK YAZILAR
31 Ağustos 2008, Pazar   BİR EYLÜL KARŞILAMSI
24 Ağustos 2008, Pazar   BELKİ ATILIR DİYE AYRILIK İÇİNDEN...
17 Ağustos 2008, Pazar   AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...
10 Ağustos 2008, Pazar   ÇOCUKLUK FOTOĞRAFLARI
03 Ağustos 2008, Pazar   KAPILAR
27 Temmuz 2008, Pazar   BENİ YAĞMURA BIRAK
20 Temmuz 2008, Pazar   ALMANYA, ŞİİR VE YOLCULUKLAR
13 Temmuz 2008, Pazar   GÖZLERİNE DAĞILIRDI BENİM ANNEM
06 Temmuz 2008, Pazar   II. Uluslararası Şiir Buluşması



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3696 1.3793
1 STERLİN 2.4034 2.4213
1 EURO 1.8766 1.8898



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ÖZGÜRLEŞTİREN

Ali Baturay

NE İŞ, BU İŞ?

Hasan Hastürer

Suça, posta kutusu yaratmak...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Yağlı teşhisi koyarken...

Ahmet Tolgay

"MUSTAFA" GELİYOR... SELANİK'T...

Bilbay Eminoğlu

"SCADA" ıskaladı!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Kurultay öncesi senaryolar

Dilek ÇETEREİSİ

Sigaralar bu kez bahçede yandı

Aysu Basri

1,2,3,4,5.....100 km ve GAZLAAAAAAA!!!!!!!

Emin AKKOR

Av tartışmasının tahammülsüzlüğü

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Dünyayı sarsan yedi gün

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Kâvânin (Yasama) Meclisi





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital