|
Bir ekonomide en kötü durum, bir taraftan fiyatlar artarken diğer taraftan da ekonomik durgunluğun yaşanmasıdır. Enflasyonla üretimde azalmanın birlikte yaşandığı bu durum özellikle istihdamı olumsuz etkilemektedir. Bu durumlarda bir taraftan emek piyasasına katılanlar (mezunlar) iş bulmakta zorlanırken, diğer taraftan da çalışanların işten durdurulma tehlikesi artmaktadır. Bugünün KKTC'sinde birçok veri ve gösterge yukarıdaki tarife uymaktadır.
Hizmetler sektörü ağırlıklı ekonomik yapısıyla KKTC, çoğu gelirini emek yoğun sektörden yaratmaktadır. Bu yapı tabii ki çoğu ada ekonomilerinin tipik yapısını anlatmaktadır. Emek yoğun sektörlere sahip olma, özellikle istihdam yaratılması açısından ada ekonomilerinin gelişimini destekler bir durumdur. KKTC'de Devlet Planlama Örgütü (DPÖ) 2007 anketine göre nüfusun %75,8'i hizmetler sektöründe istihdam edilmektedir.
Yine aynı anket, kamunun KKTC'de çalışanların dörtte birini istihdam ederek en büyük işveren olduğunu göstermektedir. Kamuyu, sırasıyla toptan ve perakende ticaret, inşaat sektörü, imalat, lokanta ve oteller takip etmektedir. Bu anket sonuçlarıyla yeniden kamu güdümlü ve kamu ağırlıklı bir ekonomiye sahip olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Yıllar içerisinde istihdamdaki gelişmeye baktığımızda, yayınlanan istatistiklere göre KKTC ekonomisi 2000'li yıllara kadar ortalama her yıl istihdam kapasitesini % 2-3 oranında artırmıştır. Bu oran 2002 yılından sonra, ki bunlar yüksek oranlı büyüdüğümüz yıllardır, % 4'leri aşmıştır.
Sosyal güvenlik verileri sosyal sigortalara yapılan yatırımlarda önemli gerilemeler olduğunu işaret etmektedir. Aslında sosyal sigorta yatırımları özel sektördeki gidişatı hızlı bir şekilde öğrenmenin en etkili yollarından biridir. Aktif sigortalıların (primini yatıranların) sayısına bakarak belli tespitler yapmak mümkündür.
Bir yılı aşkın süredir ekonomide yaşanan duraklama ile birlikte sigortalardaki aktiflerin sayısında önemli gerilemeler olmuştur. 2007 Kasım verilerine göre 72 bin civarında olan toplam aktif sigortalılar ağustos 2008 rakamlarıyla 66 bine geriledi. Bu da aktiflerin %8 gerilediğini göstermektedir. Her ne kadar da bu rakamın yılsonuna doğru geç yatırımlardan dolayı artacağı beklense de, özellikle asgari ücretin artması ve yaşanan diğer girdi maliyetlerindeki artışla bunun pek de gerçekleşeceğini beklemek doğru olmaz.
Verilere göre 2008 yılında emek piyasasına yeni 2,680 kişi dâhil oldu. Gerçi bu daha ilk yedi aylık rakam ama bu hızla gidilirse, yılsonuna çok iyimser bir tahminle ancak 4 bin 500 olur. Yeni sosyal güvenlik fonuna primlerini yatıran bu çalışanların 400 civarı kamuda ve 2200 yakını da birileri yanında çalışmaya başlamıştır. Yeni sosyal güvenlik sistemine ağustos başına kadar yalnızca 66 kişi kendi nam ve hesabına prim yatırmış.
2007 yılı rakamlarını 2008 yılı rakamlarıyla karşılaştırdığımızda kendi nam ve hesabına yatıranlar da 11 bin civarından 10 bin 300'e gerilemiştir. Artık iş sahipleri, esnaf zanaatkâr kendi geleceği ve güvencesi için olan primi yatıramaz duruma geldi. Çalışanların durumu da kötü. 2007 yılında 60 bin 500 yüze yakın olan aktif sayısı ağustos başı verilerine göre 52 binlere gerilemiştir. Özellikle inşaat sektöründeki gerileme bu düşüşün temel kaynağı olarak açıklanabilir. Tabi ki bu sektörle ilişkide bulunan sektörlerde, ki bunlar çoktur, gerilemeden nasbini almış ve primlerini yatıramamışlardır.
Bu düşüşün temelinde hiç kuşkusuz ekonomideki gerileme yatmaktadır. 2007 yılında duraklayan ve 2008 de derinleşen bu ekonomik durgunluk işletmelerin işini epey zorlaştırdı. Fakat özellikle mayıs ayından sonra baş gösteren girdi maliyetlerindeki artış ki bunların başında enerji fiyatları gelir, işletmeleri çok zor duruma düşürmüştür. Kamu hizmetlerindeki zamlar bırakın prim yatırmayı, işletmeleri çalışanlarının maaşlarını ödeyemeyecek duruma getirmiştir. Bu gelişmeler sonucunda işçi çalıştırmak zorunda kalan işletmeler kayıt dışı işçi çalıştırmayı tercih edecek ve prim yatırmayarak artan maliyetleri bir ölçüde de olsun karşılamaya çalışacaklardır.
Aktif sigortalılardaki bu gerilemenin bir de finansal boyutu vardır. Aktif-pasif (çalışan-emekli) dengesindeki bu olumsuz gelişme, Maliyenin, finansal transferlerle, sosyal güvenlik fonlarına destek vermesini gerektirebilecektir. Umarım böyle bir ihtiyaca gerek duyulmaz, zira bu durum yeni zamların habercisi olacaktır.
|