Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

ÖFKENİN YAPAY YÜZÜ: SALDIRGANLIK

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   13 Temmuz 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Son günlerde ülkemizde saldırganlık girişimlerinin oldukça arttığı görülüyor. Evlerin içinden sokaklara taşan bir denetim yoksunluğu yaşanıyor. Trafikte, alışverişte, plajda, lokantada herkesin "kafasının tası" çok çabuk atmaya başladı. İş o derece ileri gitti ki; hastayı acile yetiştirmeye çalışan sağlık görevlisi dövülüyor; trafik kazalarını azaltmada en önemli görevi üstlenen polisimiz saldırıya maruz kalarak, ağır yaralanıyor.

Öfke; sevinç, haz, korku gibi doğal ve sağlıklı bir duygudur. Diğer bütün duygu durumları gibi dışa vurulması da gerekir. Öfkenin insanı egemenliği altına alan, kontrolsüz bir güç haline gelmesini sağlayan şey; öğrenme ile edinilen yanlışlıklardır. İnsanlar öfkelendiklerinde, bunu baskı altına alabilirler. İfade edebilirler ya da sakinleşmek için çeşitli davranışlar yapabilirler. Baskı altına almak her zaman işe yaramaz. Süreklilik kazandığında, psikosomatik hastalıklara (mide, bağırsak sorunları, alerjiler, yüksek tansiyon gibi) ve depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklara yol açabilir. Dışa vurum, yanlış yönlendirildiğinde yıkıcı olur ve artık doğal değildir. Bu noktada öfkenin yeni bir adı vardır: Saldırganlık.

Saldırganlık, engellerle karşılaştığını düşünen bireyin; kendisine ya da çevresine zarar vermek amacıyla, yaptığı davranışlardır. Saldırgan kişiler, sorunlarını bu yolla çözmeyi öğrenmiş kişilerdirler. Öfkenin yanlış ifadesi olan bu durumun çözümü ancak, öfke yönetimini öğrenmekle mümkün olur.

"Öfke Yönetimi" denilen kişisel eğitim, yaşamın erken dönemlerinde çocuklara verilmelidir. Bunun için de anne babaların öfkelerini doğru bir biçimde yönlendirmeyi öğrenmesi gerekmektedir. Kızmak, bağırmak, kırmak, vurmak gibi eylemler; öfke sonucunda gösterilen öğrenilmiş ve tercih edilmiş davranışlardır. Yetişkinlerin yapması gereken, öfkenin ifadesinde yeni ve doğru tercihler edinmektir.

Kişinin kendini tanıması, öfkesini doğru yönlendirmesinde önemli ilk adımdır. Çok çabuk "parlayan", "gözü dönen" birisi misiniz? Kontrol elinizden gittiğinde ya da kontrolünüzü kaybedeceğinizi düşündüğünüzde neler hissediyorsunuz? Hemen harekete geçme arzusu mu? Rahatsızlık mı? Yoksa size haksızlık mı yapılıyor? Cevaplarınız olumlu ise, öfke kontrolünü acilen öğrenmeniz gerekiyor.

İkinci adım, öfkenizi kızgınlıkla dışa vurduğunuzda rahatlamayacağınızı, aksine bunun bir alışkanlık haline geleceğini kabul etmektir. Bu alışkanlık yıkıcı, zarar verici bir alışkanlıktır. Bunun yerine, öfkenizi tetikleyen faktörleri öğrenin ve onlar hakkında düşünün.

Küçük nedenlerle bile çabuk parlayan birisi iseniz; zihinsel ve bedensel gevşeme tekniklerini öğrenin.

Bedensel ve zihinsel gevşeme yolları sürekli olmadığı gibi; ciddi engellerle karşılaştığınızda işe yaramayabilir. Düşünme ve davranma tarzınızı değiştirin. Hatta konuşma dilinizi de gözden geçirin. Olayları büyütmeyen, hoşgörüyü ilke edinen bir bakış açısı geliştirmeye çalışın. Gerilim içeren sözcükleri unutun. Kendinizi tehdit altında hissettiğiniz bütün engellerinizi gözden geçirin. Bunu yaparken; sizin mutluluğunuzla ilgili kişi ve durumları da düşünün. Dünyanızdaki güzellikler büyürken; engellerinizin ne kadar küçük ve etkisiz olduklarını göreceksiniz.

Yaşadığınız yerdeki güzellikleri keşfe çıkın. Yeni insanlarla tanışın. Yakınlarınızla gülümsemeleri ve hüzünleri paylaşın. Arada bir tek başınıza kalın. Kendinizi, duygu ve düşüncelerinizde oluşan değişiklikleri gözden geçirin.

İlişkilerin her zaman birden fazla yüzü vardır. Karşınızdaki kişinin durumdan ya da olaydan ne algıladığını tahmin etmeye çalışın. Sizin algıladığınızdan çok farklı olduğunu göreceksiniz. Bu tespit, öfke duygunuzu anlayışlı bir hoş görüye veya baş edilmesi çok daha kolay olan bir başka duygu duruma dönüştürmede size yardımcı olacaktır.

Olanları abartmak ya da dramatize etmek; öfkenin şiddetini artırır. Hafife almak, hatta hafif mizahi yaklaşmak ise, olabilecek yıkımı engeller. Bunun yanında size saygı duyulmasını ve güvenilmesini sağlar.

Öfkenizi patlatmanız için uyarıldığınızı, üstünüze gelindiğini düşünüyorsanız hemen ortamı terk ediniz.

Sizi sinirlendirdiğini düşündüğünüz kişilerle, hassas olduğunuz konularda tartışmaya girmeyiniz.

Her şeyden önce, kendinize ve bütün dünyalılara gülümseyiniz. Dünya yüzünde siz bir tanesiniz. Eşsiz ve benzersizsiniz. Kendinize iyi bakınız.

 

   1396 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Eylül 2008, Cuma   OKUL
23 Ağustos 2008, Cumartesi   "AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE"
15 Ağustos 2008, Cuma   "DİYABETİK ÇOCUKLAR"
08 Ağustos 2008, Cuma   ÇOCUKLAR DA ZORLANIR
01 Ağustos 2008, Cuma   Utangaçlık
25 Temmuz 2008, Cuma   MESLEK SEÇİMİ
18 Temmuz 2008, Cuma   Bir ilişkiyi korumak ve sürdürmek
11 Temmuz 2008, Cuma   ÖZEL BİR İLİŞKİYE İHTİYAÇ DUYMAK
06 Temmuz 2008, Pazar   Psikososyal istismar
27 Haziran 2008, Cuma   Zamanı yaşamak ya da harcamak


Yorum Sayısı:   1
  yusuf erdem ipek         - erzincan 16 Temmuz 2007, Pazartesi 03:57 
gayet başarılı ve ustalıkla yazılmış bir yazı okuyanlar çok şanslı


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital