Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
64 bin 552 alışveriş
2 bin ağaç elektrik kurbanı
HSBC kriz içinde atılım yaptı
Türkiye ikinci yarıda: 2-1
Bağcıl'ın 4. yabancısı Enio Da Silva
Haftalık yıldız falınız
Futbolda alt yapı antrenörleri belirlendi
TRİO
Sabri Ugan spor yazarları ile buluştu
Küba Büyükelçiliği konusunda Güney'deki tartışma sürüyor

YORUMLANANLAR
Avukatlara getirilen yasak hukuka aykırı [2]
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [2]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [3]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [3]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [4]



Çocuğun dünyasında yalan

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   18 Ocak 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Çocuklar ne zamandan itibaren yalan söylemeye başlarlar?

Ya da çocukların anlattıkları "gerçek" olmayan "şeyler" ne zamandan itibaren "yalan" niteliği kazanır?

Çocuklar, hayal güçlerinin izin verdiği ölçüde kendi dünyalarını renklendirecek öyküler anlatırlar. Bu öykülerde, gerçek yaşamlarından ayrıntıların yanında, düşsel imgeler de yer alır: "Arkadaşı o kadar güçlüdür ki; onu okuldaki çocuklarının yaramazlıklarından korur. Evde onunla oynar. Gece ona masal anlatır. Çok güçlü olduğundan, arkadaşı çok çabuk acıkır ve bazen annesinin misafir için yaptığı kurabiyeleri yemek zorunda kalır. Babasının yeni aldığı oyuncağın içini merak eden arkadaşı, oyuncağı istemeden kırar." Anne babayı ürküten bu durum, okul öncesi çağda, çocuktan beklenen doğal bir durumdur. Bunun yanında aynı dönemde çocuğun bilinçli olarak ortadaki gerçeği "inkâr" etmesi ve herkesin bildiğinin aksi bir "doğru" üstünde ısrar etmesi de doğal karşılanmalıdır. Dünyayı keşfederken, ortaya çıkan ihtiyaçlarını gidermek, yaptıkları için azarlanmamak ve sorumluluğu paylaşmak amacıyla oluşturduğu bu düşsel sığınak onun yaşamdan aldığı farklı izleri anlatan pek çok gelişim bilgileriyle doludur. Aynı çocuk, beklenmedik bir zamanda,"masalını" sizin dünyanıza uygun doğrulara dönüştürebilir: "Aslında, o oyuncağı ben kırdım. Arkadaşım da artık yok."

Yaşamlarının ilk 6-7 yılında, çocukların düşsel öykülerini ve gündelik yaşamla ilgili farklı çözümlerini "yalan" olarak yorumlamak doğru değildir.

Gerçeğin olduğu gibi aktarılmasının önemini ve bedelini çocuğunuz zamanla öğrenecektir. Bu öğrenme işlemindeki en önemli pay ise önce ailenindir. Ailenin olan bitene getirdiği mazeretler, çocuğun bilgi dağarcığına hızla aktarılır. Ailenin "yalan", "pembe yalan", "kötü, ayıp yalan" gibi gerçeğin aktarılmasına farklı yaklaşımları varsa, çocuk bundan etkilenir. Bazen korktuğu, bazen de kendini farklı göstermek için gerçekleri değiştirme, saklama yoluna gidebilir. Ona kızılacağı ya da ceza verileceği korkusu, gerçeği saptırmasına veya saklamasına neden olabilir.

Çocuğun, 7 yaşından itibaren sosyal çevreye uyum süreci hız kazanır. Bazı çocuklar, başkalarıyla kurulan ilişkilerde uyum ve dengeyi sağlayacak sosyal davranış eğitiminden yoksun bırakılırlar. Bunun sonucunda başkalarına yönelik ilişkilerinde bencil ve çıkarcı görünebilirler. Ortaya çıkan sorunlarda ise, büyüklerin dünyasında geçerli olan "doğru" cevapları vermeyi çok çabuk öğrenirler. Kabul görmek ya da cezadan kurtulmak gibi gündelik rahatlık sağlayan bu yalanlar süreklilik kazandığında, çocuğun toplumsal ve ahlaki gelişimine ket vurabilir.

Orta çocukluk çağında, sosyal hayatın yaptırımlarına bir karşı uyum amacıyla kullanılan yalan; ergenlik döneminde bireyin sosyal ilişkilerini kolaylaştıran, düzenleyici bir rol taşır. Zor durumda kalmamak ve sorun yaşamamak için bilerek gerçekler değiştirilir. Arkadaşları ile gitmek istediği bir parti olduğunda; arkadaşında kalması gerektiğini çünkü ders çalışmak zorunda olduklarını söyleyebilir. Aile içinde yaşanan yoksulluk, geçimsizlik, şiddet gibi özel fakat bilinmesini istemediği gerçekleri değiştirebilir. Ergen, sosyal ilişkileri ile aile değerleri arasında sıkışıp kaldığında çatışma yaratmadan, sorunu çözme yolu olarak ve isteyerek yalanı kullanabilir.

Aile içinde çocuğun, kendini koruma amacıyla yalan söylemeye alışması ciddi bir sorundur. Aşırı baskıcı ve çocuğun isteklerine duyarsız ailelerde buna rastlamak mümkündür. Çocuk kendini sürekli bir sınavda hissederse ve zayıflıklarının yüzüne vurulacağını düşünürse, yalan bir savunma aracı haline gelebilir. Büyüklerin, yalanı yaşamı kolaylaştıran bir sorun çözme aracı olarak görmeleri de, çocukları etkiler. Onlar da, yapmak istemedikleri görevlerine akılcı bahaneler bulurlar: " Elektrikler kesildiğinden ödevini yapmadı. Anneannesini ziyaret etmeyi çok istiyor ama dersler yüzünden gidemiyor."

Çocukta belirgin olarak gözlenen bir yalancılık durumu varsa, öncelikle bu durumu yaratan faktörleri belirlemek gerekir. Hangi şartlarda çocuğun bu davranışa yöneldiği anlaşıldığında ise aile ile okul işbirliği başlamalıdır. Okul, ahlaki ve toplumsal gelişmenin gerçekleşmesini sağlayan olanakları sunan önemli bir kurumdur. Bunun yanında aile, kendini de sorgulamaktan kaçınmamalıdır. Çocuğun bu davranışta bulunmasının bazı nedenleri mutlaka evin içindedir. Bunlarla yüzleşmek ve ailedeki gerekli değişiklikleri oluşturmak için hazır olunmalıdır. Ana baba, çocuklarında görmek istemedikleri bir davranışı yapmaktan şiddetle kaçınmalıdır.

   1184 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
12 Eylül 2008, Cuma   ÇOCUKLAR NE İSTER
05 Eylül 2008, Cuma   OKUL
23 Ağustos 2008, Cumartesi   "AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE"
15 Ağustos 2008, Cuma   "DİYABETİK ÇOCUKLAR"
08 Ağustos 2008, Cuma   ÇOCUKLAR DA ZORLANIR
01 Ağustos 2008, Cuma   Utangaçlık
25 Temmuz 2008, Cuma   MESLEK SEÇİMİ
18 Temmuz 2008, Cuma   Bir ilişkiyi korumak ve sürdürmek
11 Temmuz 2008, Cuma   ÖZEL BİR İLİŞKİYE İHTİYAÇ DUYMAK
06 Temmuz 2008, Pazar   Psikososyal istismar



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

HAZIRLANIYORUZ...

Ali Baturay

EROĞLU DÖNMELİ MİYDİ?

Hasan Hastürer

Unutmadan, sesimiz kısılmadan....

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Biraz da okuyucu konuşsun... Türk emlaki n...

Ahmet Tolgay

KÜRESEL KRİZ GELİP ÇATTI... ÇIKIŞ YOLLARI ...

Bilbay Eminoğlu

İnsanı ağlarken bile güldüren adam: Mağusa...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Cevap hakkı...

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Dünyayı sarsan yedi gün

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital