Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
UFO'lar yine geldi!
Ya eşel mobil ya da 13. maaş
6 haftalık bebek, kürtajla alındı
Eşel-mobil gerdi
10 bin YTL ile serbest kaldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

DEPRESYONDAKİ KİŞİ İLE YAŞAMAK

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   21 Mart 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Depresif rahatsızlık yaşayan insanlar, kendilerini ve yakınlarını yanlış çizgide algılamaya eğilimlidirler. Yaşamlarındaki sevinçleri, kazanımları ve güzellikleri görmezden gelirler. Şanssızlıklara, mutsuzluklara ve kederlere önem verirler. Karamsar, içe kapanık, dalgın, yorgun görüntülerinin yanında, başkalarının sıkıntıları yada sevinçleriyle ilgilenmezler. Yaşamlarındaki olumsuzluklara yönelik ısrarlı öncelikleri; benlik algıları üzerinde incinmelere neden olur. Kendilerini değersiz hissederler ve insanların onları sevmediklerini, bir fazlalık olarak gördüklerini düşünürler. Bundan dolayı, yakınlarından gelecek yapıcı, yönlendirici küçük uyarıları bile; eleştiri olarak algılayıp incinirler. Yakınlaşmaya çalıştığınızda ise, sizden kaçarlar, hatta daha içe dönük ya da asabi olabilirler.

Depresyon, hem yaşayanı hem de yakınlarını etkilemeyi başaran bir rahatsızlıktır. İlişkileri karıştırır ve çıkmaza sürükleme becerisi taşır. Bir eve konuk olduğu zaman; aile ilişkilerinin tam merkezine oturur. Sıradan yaşam sorunlarını bir kenara atar ve bütün aile bireylerini etkisi altına alır. Başlangıçta, aile bireyleri depresyona giren kişi için, harekete geçer. Yaşamını kolaylaştırmak için, görevlerini ve sorumluluklarını paylaşırlar. Onu gündelik yaşamın stres ve geriliminden uzak tutmaya çalışırlar. Hayatın aslında çok güzel, yaşadıklarının ise geçici olduğunu, her şeyin yoluna gireceğini bıkmadan söylerler, anlatırlar. Depresyondaki kişinin olumsuz tepkilerini çoğaltabilen bu olumlu girişimler, fayda sağlamaz. Ona yaptığınız bütün kolaylaştırıcı destek ve telkinler; onu anlamadığınızın kanıtları olarak geri döner. Yakınlarını yoran ve kendi yaşamlarını ihmal etmelerine neden olan bu fedakarlık, işe yaramaz bir çaba olarak yakınların kendilerini kullanılmış hissetmelerine neden olur. Hevesle başlayan iyi niyetli destekler; umutsuzluk, hayal kırıklığı ve tükenmişlik duygularına yenik düşer. Bunun yanında, depresyon geçiren yakınlarına odaklanan bu kişiler; kendi gündelik yaşam sorunlarına da farklı yaklaşmaya başlarlar. Sorunlarına yönelik olumsuz, karamsar ya da aşırı tepkiler geliştirirler.

Depresyonun yaşandığı evdeki çocuklar da bu durumdan etkilenirler. Özellikle annenin ya da babanın geçirdiği depresyon, çocuğun dünyasında yaşına göre bir karşılık bulur. Küçük çocuklar, durumdan kendilerini sorumlu tutarlar ve suçluluk hissederler. Olan biten her şeyin merkezinde kendilerini gördüklerinden, yolunda gitmeyen her şey için kendilerini suçlarlar. Depresyonun girdiği bir evde, çocuklar ihmal edilecektir. İlgisizlik, çocuğun güven duygusunun çok çabuk sarsılmasına neden olur. Çocuk, değersiz olduğuna inanır. Kafasını karıştıran bu duruma çocuksu girişimleriyle çözüm bulmaya çalışır. Şımarıklık dediğimiz dikkat çekici davranışlar yaparlar, saldırganlaşabilirler ya da içe kapanabilirler. Derslerini umursamazlar ve görevlerinden kaçarlar. Ergenin tepkisi daha çok evden kopma ve akranlarıyla ayrı bir dünya kurma eğilimi taşır.

Depresyon tek başına bütün bu değişiklikleri yaşatacak güçte bir rahatsızlıktır.

Depresyondaki insanların yakınları sürekli bir stres ve mutsuzluk tehdidi altındadırlar. Aile; uğraşılarının sonuç vermediği durumlarda depresyonlu bireylerin tembel, düşüncesiz, bencil ve kendine acıyan tipler olduğunu düşünme yanlışına düşebilir. Bunun yanında depresyondaki insan, yalnızlığa, yalnız kalmaya, bırakılmaya uygun durumdadır. Yalnızlık, iyileşmeyi zorlaştıran ve depresyonun sürekliliğini sağlayan bir çıkmazdır. Bu hastalık; en oturmuş aile ilişkilerini bile bozacak güçtedir. İyileşmenin gecikmesi; aile üyelerinin tahammül sınırını zorlar. Tekrarlama becerisine sahip olan her depresyon yaşantısı; aile bütünlüğünün çatırdamasına neden olabilir. Aile ilişkilerine getirdiği stres yükü ve zamanında çözülmemiş çatışmaların ağırlığı aileyi tüketmeye başlar.

Depresyondaki kişi iyileştikten sonra, aile bireylerinin depresif yaşantının bıraktığı hayal kırıklığı, ümitsizlik, kızgınlık gibi kalıntılardan kurtulmayı başarması beklenir. Ailelerin, daha en başından depresyonu bir hastalık olarak kabul etmeleri ve ilgili bilgileri edinmeleri önemli bir ilk adımdır. Bunun yanında; bu hastalıkla mücadele edebilmek ve hem kendi değerlerini hem de ailenin bütünlüğünü koruyacak önlemleri alabilmek için psikolojik desteğe başvurmaları gerekir.

   1013 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Temmuz 2008, Pazar   Psikososyal istismar
27 Haziran 2008, Cuma   Zamanı yaşamak ya da harcamak
21 Haziran 2008, Cumartesi   Endişe
13 Haziran 2008, Cuma   Çocuğun yetişmesinde babanın rolü
06 Haziran 2008, Cuma   Evetin ağırlığı ve hayırın hafifliği
30 Mayıs 2008, Cuma   AİLE İÇİ ŞİDDET
23 Mayıs 2008, Cuma   İsminizi değiştirmek ister miydiniz?
16 Mayıs 2008, Cuma   ÇOCUK VE KÜFÜR
09 Mayıs 2008, Cuma   BOŞANMA
02 Mayıs 2008, Cuma   YIKICI VE ANTİSOSYAL ÇOCUKLAR



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

SUÇ KİMDEDİR...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Talat, boşuna nefes tüketiyor...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALDUN DORMEN, KARPAZ'DA TİYATRO OKULU...

Bilbay Eminoğlu

Sendikaların gözü hükümette

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FA...

Sevilay SADIKOĞLU

Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital