|
Her hangi bir şey istendiğinde genelde reddeden, ısrar edildiğinde ortalığı birbirine katan, saldıran çocuklar. Anne baba ve öğretmenleri için sabrı zorlayan birer baş ağrısı. Okulda en çok onlar cezaya kalır. Aileleri ve öğretmenleri uzlaşmak amacı ile pek çok yolu, nafile denerler. Yetişkinlerle tartışmaya sürüklenecek konuları, zekâ kıvraklığı ile çabucak bulurlar. Her tartışmayı manevra ile otoriteye meydan okuyacak bir yarışmaya dökerler. Özellikle ana, baba ve öğretmenleri kasten sinirlendirme becerileri oldukça yüksektir. Yetişkinler yoksa aynı taktikleri akranları üzerinde denemekten kaçınmazlar. Yanlış bir davranış yaptıklarında veya belirgin hatalarda bulunduklarında başkalarını suçlama konusunda ustadırlar.
Bu baskın özelliklerin yanında, onları sinirlendirmek oldukça kolaydır. Çok sık öfke nöbetleri geçirirler. Kinci ve intikamcı yönleri ağır basar. Çabucak alevlenip öfkelerinin kurbanı olabilirler ya da başkalarının canını yakabilirler. Günlük yaşamdaki rutin olaylara ve okul yaşamındaki sorumluluklara tepkileri önemli detaylar taşır. Direnç ve düşmanca tavırlar önemli bir ayrıntıdır. Acımasızca yalan söyleyebilirler veya tuzağa düşürecek şekilde konuşulanları çarpıtabilirler.
Bu çocukların aile ve okul hayatlarındaki davranışlarında belirgin bir bozulma gözlenir.
Bu bozukluk hem çocuk hem de çevresi için oldukça rahatsız edici olabilir. Ailenin çocuğun davranış bozukluğunu kabul etmemesi önemli bir engeldir. Aile, çocuğunu ve kendini olumlu ışıkta görme arzusuna yenik düşebilir. Bu onların çevreyi mesela öğretmenleri ya da diğer çocukları suçlayıcı tavırlarına neden olabilir. Bu da sorunun daha karmaşık hale gelmesine neden olur.
Bu bozukluğun pek çok nedeni vardır. Aile ve evlilik uyumsuzluğu, aynı ailede görülen benzer öyküler, ebeveyn yokluğu, tutarsız disiplin ya da aşırı müsamahakârlık bunların arasında. Ana babanın birbirinden farklı ve inatla uyguladıkları eğitim anlayışları da çocuğun davranışsal gelişimini bozabilir. Erken çocukluk döneminde ana babanın farklı etkilerini ve yönlendirmelerini takip etmede ve uymada çatışmalar yaşayan çocuk bu davranışları geliştirebilir.
Okul ve ev, iyileştirme çalışmalarının geçeceği iki önemli ortamdır. Günlük yaşama uygun ve sıcak ilişkiler iyi bir başlangıçtır. Akranları ile dengeli ve ılımlı ilişkiler kurabilmeleri de iyi bir ayırt edici noktadır. Gruplaşma ya da benzerleri ile çeteleşme, davranış bozukluğunun artmasına ya da kalıcı olmasına neden olabilir. Bundan dolayı çocuğun sosyal ortamı dikkatle izlenmelidir.
Davranış bozukluğunun başladığı yer, aile ortamıdır. İyileştirme çalışmalarının merkezi de aile olmalıdır. Çocuğun ihtiyaç duyduğu güvenin ve değiştirme gücünün ailede olduğu unutulmamalıdır. Davranış değişikliğine odaklı terapiler faydalıdır; ancak aile desteği ve katkısı şarttır. Ana babanın hangi davranışlarının ve aile ortamındaki hangi faktörlerin bu duruma neden olduğunun anlaşılması ve ana babaya itaat etmemeyi öğrenen çocukta davranış değişikliğine gidilmesi gerekir. Ailenin önemli bir görevi de, çocuklarının sosyal davranış becerilerini geliştirmek olmalıdır. Bunu için anne babanın tutarlı ve sabırlı davranmayı başarmaları gerekmektedir. Çocuğun sosyal hayatta uyum sağlaması, öncelikle kendi evindeki uygun ve akılcı kurallara uymayı öğrenmesi ile mümkündür. Sosyal hayattaki çatışma ve anlaşmazlıkları insancıl yollarla çözmeyi öğrenmesinin ilk adımı budur.
|