|
İki insan arasındaki duygusal, kişisel ve hukuki beraberliğin sona erdiğini anlatır bu sözcük.
Bir araya gelmelerini sağlayan tüm faktörlerin işi bitmiş veya geçerliği sona ermiştir.
İlişkinin bitmesi sürecini hazırlayan pek çok neden vardır. Aradaki sevginin ya da çekiciliğin sona ermesi, gündelik yaşamlarındaki çatışmaları ilişki lehine çözememeleri, çocuk ve ekonomik yaşam gibi önemli konularda zıt düşüncelerinde ve davranışlarında ısrar etmeleri, artık birbirlerini yabancı hissetmeleri gibi pek çok neden onları bu noktaya getirebilir. Başlangıçta belki de birbirlerini fark etmelerini sağlayan pek çok detay; yollarını ayırma sürecinde birer sorun kılığına bürünebilir.
Boşanma yasal olarak gerçekleşene kadar, iki kişi çift olarak kabul edilir. Çiftler birdenbire boşanmazlar. Bunun öncesinde, duygusal olarak uzaklaşmalarının başladığı, haberci ya da öncü diyebileceğimiz bir dönem geçirirler. Sorunların başlamak üzere olduğunu haber veren bu dönemde, birbirleri ile zaman geçirmekten, sohbet etmekten sıkılmaya başlarlar. Bir arada geçirmeleri gereken özel zamanları gereksiz işlerle ve insanlarla doldururlar. Cinsel yaşamda olması gereken haz ve tatminin yerini görev duygusu ve isteksizlik almaya başlar. Bu da kaygı, üzüntü, yetersizlik ve suçluluk hissi gibi hoş olmayan duyguların ağırlığını yaşamalarına neden olur. Pek çok evlilikte yaşanması mümkün olan bu durum önemli bir tehlikenin habercisidir. Evlilikte gelinen bu dönem, çiftlerin boşanmaya giden yolu engelleme ve evliliği iyileştirme olanağını, belki de son olarak elde edecekleri bir dönemdir. Ne yazık ki bu son şansı kullanmada, çiftler her zaman başarılı olamazlar. Kavgaların ya da kavga kadar rahatsız edici olan ilgisizliklerin ve içe kapanmaların arttığı bu dönemde evliliğin bitişini hızlandıracak olan hatalara sıra çok çabuk gelir. Suçluluk duygularını artıran bu hatalar, insanlık tarihi kadar eski kaçışlardan oluşur. Huzurun, değer görmenin, sevilmenin, saygı görmenin, kabul edilmenin, beğenilme ve tercih edilme arzusunun tatmin edilmesine yönelik adımlar atılır. Her bir kaçışın adresi ne yazık ki eşin yörüngesinin dışındaki bir başka adrese doğrudur. Bu nedenle uzaklık daha çok artar. Yabancılık daha fazla rahatsız eder. Vicdan ve sorumluluk duyguları giderek daha az hissettirir varlıklarını.
İki kişinin birbirleri ile işlerinin bitmesin son noktası; geri dönülmeyecek bu adımların atılması ile başlar. Biraz önce, "belki kurtarabiliriz" umuduna sahip olan evlilik; bir an sonra kızgınlık, aldatılmışlık, terkedilmişlik ve değersizlik duygularının doğru adresine gider: Mahkemeler. Bu sürecin sonunda, öfkeli ve birbirine yabancı bu insanlar mal ve çocuk için pazarlığa otururlar. Kavgalar, tehditler, aşağılamalar aslında dengelerin alt üst olduğu bir pişmanlığın kaba çığlıklarıdır.
|