Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

İsminizi değiştirmek ister miydiniz?

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   23 Mayıs 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kızınız ya da oğlunuz sizin koyduğunuz isimle anılmak ve çağrılmak istemediği zaman ne hissedersiniz? İncinmiş, ihanete uğramış gibi mi? Peki bir insan neden doğduğu andan beri duyduğu, anıldığı isminden ayrılmak ister?

Bireyin taşıdığı ismi ile arasındaki bağ; bu soruların cevabını verir. İsmimiz bizim tanınmamızı sağlayan ve bizi başkalarından farklı kılan, öldükten sonra bile bize ait olacak sembolümüzdür. İsmimizle barışık isek; psikolojik bir rahatlama içinde oluruz. Kendimizi ismimizle denk hissederiz. Birbirimize ait ve ayrılmaz bir bütün imişiz gibi.

Bazı insanların bildiğimiz isimlerinin, kimlik kartlarındakinden farklı olduğuna tanık olmuşsunuzdur. İsmini benimsememiş ve kendi benliğini tanımlamak amacı ile başka bir isimle özdeşleşmiştir kişi.

İsmin, taşıyan kişi üzerinde doğal olarak bir etkisi vardır. Kişinin doğduğu andan itibaren duyduğu ve bütünleştiği ismi, birey olma hakkının ilk durağıdır. Çocukluk, ismin benimsenmesinde oldukça önemli yaşantıları içinde barındıran bir dönemdir. Adıyla dalga geçilmesi, benzer ama nahoş sözcüklerle adının değiştirilmesi hatta isminin yerine bu rencide eden sözcüğün geçmesi çocuğun ismi koyan kişilere ve arkadaşlarına öfke duymasına neden olabilir. Bunlar, çocukların benlik gelişimini ve sosyal uyumunu olumsuz etkileyen yaşantılardandır. Bu durumdaki çocukların taşıdıkları isim ile barışık olması zordur.

Sadece çocuklukta değil; ergenlik döneminde de, ismin sosyal ortam içinde kabul gören, sevilen, hoş bir isim olma özelliği varsa ergen için bu, güven ve onur vericidir. Genç; isminin anlamı ile uygun olmayan gelişimsel, fiziki ve sosyal özellikler taşıyorsa bundan rahatsızlık duyar. Güçlü, kuvvetli ve yakışıklı erkek anlamına gelen bir isim taşıyan ufak tefek ve gösterişsiz bir ergeni düşünün. Adının anlamının onu daha da içe kapatma ihtimalini göz ardı edebilir miyiz?

İnsanlar toplum içine; diğer insanların hoşlanmadığı ya da komik bulduğu isimlerle çıkmaktan hoşlanmazlar. Bu her yaştaki birey için geçerlidir. Çocuğa isim verme sorumluluğunu taşıyan anne babanın pek çok faktörü dikkate almaları gerekmektedir. Çocuklarının ömür boyunca hatta öldükten sonra bile anılacakları ismi seçerken; anlık kararlardan kaçınmalı ve isim koyma görevine bütün dikkatlerini vermelidirler. İsmin aynı zamanda insan için kültürel, psikolojik semboller taşıdığını unutmamalıdırlar.

Anne babanın öncelikle ismin taşıdığı anlamı bilmesi gerekmektedir. Olumsuz bir anlamı olmamalı ve kulağa hoş gelmelidir. İsmin anlamının çocuğun ileriki hayatını etkileyebileceğine dair inançlar vardır. Batıl inançlar çocuğu değilse de; onu yetiştirmekle yükümlü inananları etkileyebilir. Eşlerin isimlerindeki hecelerin birleşmesi ile oluşturulan anlamsız ve tuhaf isimlerden kaçınılmalıdır. Çocuğunuzun uyduruk isimlerden daha fazlasını hak ettiği unutulmamalıdır. Eski ya da ölmüş bir sevgilinin ya da eşin adının konulması da doğru değildir. "Babamın çok sevdiği ilk eşinin adını taşıyorum" algısına sahip bir çocuğun, aile ilişkilerini yorumlaması ve benlik değerini geliştirmesi süreci sağlıklı olmayabilir. Yaşayan aile büyüklerinin adı, "istendiği" takdirde konmalıdır. Aile büyüğü bekliyor diye bir ismi koymak doğru değildir. Bir aile büyüğünün adını koyduysanız; eşit uzaklıktaki diğer aile büyüğünün gönlünü de almalısınız. Bazen aile büyüklerinden biri ile genç çiftin bir eşi arasında sorun olabilir. Henüz kaynaşma ve iyi geçinme oluşmamış olabilir. Bu durumda çocuğa bu büyüğün adını verme sakıncalı olacaktır.

Bütün bunların yanında dikkat edilmesi gereken küçük ayrıntılar da vardır. Çocuğunuza verdiğiniz isim, onun omzunda taşımak ve ulaşmak zorunda olduğu bir ağır yük mesajı vermemelidir. Ömür boyunca adının anlamını açıklamak zorunda kalmamalıdır. Yanlış söylenme ihtimali yüksek isimlerden de kaçınmak gerekir.

Doğan her bir çocuk, yaşam için farklı bir var oluştur. Bu farklılığı sağlayan da öncelikle taşıdığı isimdir. İsim koyma görev ve hakkını taşıyan anne babanın; ismi koyarken yüreklerindeki sevgiyi, barışı, inancı ve nice evrensel değeri de çocuklarına aktarmış olacakları unutulmamalıdır.

   928 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Eylül 2008, Cuma   OKUL
23 Ağustos 2008, Cumartesi   "AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE"
15 Ağustos 2008, Cuma   "DİYABETİK ÇOCUKLAR"
08 Ağustos 2008, Cuma   ÇOCUKLAR DA ZORLANIR
01 Ağustos 2008, Cuma   Utangaçlık
25 Temmuz 2008, Cuma   MESLEK SEÇİMİ
18 Temmuz 2008, Cuma   Bir ilişkiyi korumak ve sürdürmek
11 Temmuz 2008, Cuma   ÖZEL BİR İLİŞKİYE İHTİYAÇ DUYMAK
06 Temmuz 2008, Pazar   Psikososyal istismar
27 Haziran 2008, Cuma   Zamanı yaşamak ya da harcamak



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital