Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Son sözü yıldızlar söyler
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi…
Rallide son viraj
Aramızdan Biri
Haydi hayırlısı!
Doğan "arayı" açmak istiyor
Bağcıl seri yakalamak istiyor

YORUMLANANLAR
Dansçılar öğrenciydi [3]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [1]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [35]
Tolga'dan bateri şov [2]
Avcılardan ağaç katliamı [8]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]
AİHM'de kayıplar davası görüşüldü [1]
Gece kulübünden kadınları baba yollamış [35]
Gazimağusa'da uyuşturucu operasyonu: 6'sı öğrenci 7 tutuklu [4]
Rusya Rum'a teslim [1]
Yusuf Erol, bugün toprağa verilecek [7]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]



Zamanı yaşamak ya da harcamak

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Haziran 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yaşamdaki önceliklerimiz ve onlara ayırdığımız zaman arasındaki ilişki nasıldır acaba?

   Her birimize eşit olarak verilen nadir imkânlardan birisi olan zamanı, harcıyor muyuz yoksa yaşıyor muyuz?

"Zamanı harcamak" önemli olanı ertelememize neden olan bir tuzaktır. Hep yapmamız gereken bir iş vardır. İşte ve evde "görev" duygusu ile yetiştirmeye çalıştığımız pek çok ayrıntı zihnimizi kurcalar ve zamanımızı işgal eder. Bu arada ele geçirilen bütün boş vakti ailemizle ya da çocuğumuzla geçirme telaşına düşeriz. Bu telaşımız, yaşamsal önem taşıyan ilişkilerimizi kuvvetlendirme ve verimli kılma amacı taşır. Ancak; ilişkiler telaşı ve araya sıkıştırılmayı sevmez. Yakınlarınıza "harcadığınız" zamanın uzunluğu, verimliliği ya da kaliteyi belirlemede bir ölçüt değildir. Detay çalışılarak hazırlanmış bir etkinlik planı da zamanı yaşamak için yeterli değildir. Rol icabı, görev duygusu ya da gerektiği için onlarla zaman geçirmek; sadece zamanı harcamaya neden olmaz. İlişkinin gelişimini ve kişiler arasındaki bağı da incitir. Onların ilişkimiz içinde kendilerini değersiz hissetmelerine neden olur. Sevdiklerinizle geçirilen zamanda, çok yönlülük önemli bir kriterdir. Bedeniniz orada ama dikkatiniz TV'deki filmde. Çocukla oynuyorsunuz ama aklınız ofisteki işlerde. Yaşanana kendinizi bütün olarak vermek, o anı her yönüyle paylaşmak; zamandan, durumdan ya da vuku bulandan kopmak değildir. Akşamın telaşını anlamamak mümkün mü? Ya da işteki aksiliklerin olası sonuçlarını düşünmemek, umursamaz davranmak? Ancak, yaşamın her türlü yüzü; sevdiklerimizle paylaşımı, onlara katılmayı ya da onları katmayı olanaklı kılabilecek ayrıntılarla yüklüdür.

   Zamanı yaşamak; kişinin elde edişlerinin farkında olduğu ve ilişkilerine karşılıklı katkı koyduğu bir süreci barındırır. Bu süreçte kişi; öncelikli olarak önemsediği kişilerle doyurucu etkileşimde bulunur. Günümüzde "kaliteli" zaman geçirmek dediğimiz bu süreç, yapılan işten ya da harcanan zamandan bağımsız bir detayı içerir: İletişimde bulunduğumuz kişiye bir şeyler verir, onu bir şeylerin içine katar. Bize ve onlara karnımızın doyması gibi bir rahatlık hissi verir.

   Sevdiklerinizle kaliteli zaman geçirmek demek; aranızdaki bağa, biraz daha sağlamlık ve kopmazlık katmak demektir. Var olanla yetinmeyip; ilişkiyi daha öteye götürmek, birbirini biraz daha tanımak ve kabul etmektir. Karşılıklı paylaşım, yürekten gelen ortak gülümsemeler zamanı yaşanmış kılar.

Kendimizi ve sevdiklerimizi değerli kılmanın yollarından biri de; onlarla geçireceğimiz zamanı "yaşamayı" başarmaktır. Yaşamındaki önceliklerin farkında olan bireyler; olağanüstü durumlar dışında bu kurala uyarlar. İlişkilerine ve kendilerine ayırdıkları zaman dilimini bozuk para gibi harcamazlar. İncelikle ve ilişkilerine katkı koyacak şekilde ele alırlar. Var olanla yetinmeyip, ilişkilerini daha öteye götürmek, birbirlerini biraz daha tanımak ve kabul etmek adına önceliklerini belirlerler.

 

   1083 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
16 Kasım 2008, Pazar   EVLAT SEVGİSİ
14 Kasım 2008, Cuma   ÇOCUK VE CİNSEL EĞİTİM
14 Kasım 2008, Cuma   UYUŞTURUCUDAN KORKUYORUZ
14 Kasım 2008, Cuma   İŞİMİZ “İŞ” OLMAKTAN ÇIKARSA
14 Kasım 2008, Cuma   UYKU SORUNU YAŞAYAN ÇOCUKLAR
09 Kasım 2008, Pazar   AİLEDE BENCİLLİK
12 Eylül 2008, Cuma   ÇOCUKLAR NE İSTER
05 Eylül 2008, Cuma   OKUL
23 Ağustos 2008, Cumartesi   "AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE"
15 Ağustos 2008, Cuma   "DİYABETİK ÇOCUKLAR"



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

2 GÖRÜŞ BİR KÜFÜR

Ali Baturay

İLLA Kİ YAPANIN YANINA KALSIN

Hasan Hastürer

Gençlerin duyarlılığı...

Mustafa Doğrusöz

KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR 49

Akay Cemal

İki dost, Gündüz Aktan ve Aydın Olgun'...

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

SUÇLU KİM?

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Yine Mustafa

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital