Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Lefkoşa Merkezi Cezaevi: Uyuşturucu ticareti merkezi
Birleşik Kıbrıs'ta tek egemenlik ve tek yurttaşlık kesindir
Talat yanlış yoldan dönsün, bunu yapamıyorsa istifa etsin
Eşel mobil grevi hayatı durduracak
Eski Cumhurbaşkanı Denktaş: Teslimiyete gidiyoruz

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

G e l e n e k s e l H E L L İ M Ü r e t i m i

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   11 Mayıs 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Nesilden nesile aktarılan bilgi ve tecrübenin ışığında

 

Batıda oldukça popüler olan "home made" ev yapımı lezzetler modern sistemlerle elde edilen ürünlere taş çıkartırken bizim ülkemizde de bu yüzleşmenin hellim versiyonunu net bir şekilde görüyoruz. Tüm Dünyada olduğu gibi ülkemizde de değişen yaşam tarzları ve gelişen teknolojik sistemler hellim üretiminin gelenekselliğiyle, teknolojik yöntemle üretilen standardını yüz yüze getirdi. Eskiden evlerde yapılagelen hellim, bugün modern teknoloji sistemlerinin şekillendirdiği seri tüketim unsuru durumunda. Geleneksel yöntemlerle üretileren klasik hellim lezzeti, gıda teknolojisi bilimiyle hijyenik koşulların temel alındığı süt fabrikalarından market raflarına ulaşan hellimin lezzetiyle yarışıyor adeta...

 

 

Ambargolar ve mikroorganizmalar

     

      Bugün önemli ihraç ürünlerimizden biri olan Hellim'in ihraç edildiği ülkede yapılan ilk kontrolü lezzetten önce hijyen kalitesidir. Mikrobiyolojik testlerden geçebilen ürünler ancak bir başka ülkenin sınırından içeri girebilir. Bu, tüm dünya ülkelerinde uygulanan bir kural. Hellim konusundaki ihracattaki başarı, ambargolar yanında mikroorganizmalar dediğimiz hastalık yapıcı etmenlerle mücadeleyi de gerektiriyor. Üretiminde altyapısal hijyen koşulların sağlanması ve modern teknolojilerin kullanılması yanında 'bilgi'nin önemi çıkıyor karşımıza. Dinamik bir yapı sergileyen süt; gıda ürünleri içinde işlenmesi en zor olanı. Olduça hassas olan ve canlılığını devam ettiren sütün yapısı çok iyi anlaşılmalıdır hellimde kullanılmadan önce. 

 

Teknoloji, kaçınılmaz bir gereklilik

 

      Tüm diğer sektörelerde olduğu gibi gıda sektöründe de yeni teknolojiler ürün standardının yüksekliğiyle doğru orantılı. Yüksek teknolojiler kullanılarak elde edilecek hellimin kalitesi olabildiğince farklıdır gelenksel yöntemle elde edilenlere göre. Gıdalarda aranan en temel koşul 'hijyen' konusu, ancak endüstriyel üretimlerde bilimsel yöntemlerle sağlanabilir.

 

      Ülkemizde sayısı oldukça fazla olan süt ve hellim fabrikalarındaki koşulların nasıl olduğu ve ne kadar sıklıkla denetlendiği sorusuna alınacak muhtemel cevap, bizi yine ülkemizdeki gıda güvenliği sorununa taşımakta. Tüm Dünyada ve AB'de uygulanan gıda güvenliği standartlarına doğru atılacak adımın ilkini oluşturacak olan taslak Gıda Yasası'nın üreticinin sorumluluklarının belirlenmesi ve devletin denetim mekanizmasının çalıştırılması bakımından  bir an önce hayata geçirilmesi şart. Sütün olduğu kadar Hellim'in de hassas olması hijyen konusunda hiçbir şekilde taviz verilmemesini gerektiriyor; hem ihracattaki başarı hem de küçük çocuklardan yaşlısına kadar toplumumuzdaki tüm tüketici gruplarının sağlığı açısından.

 

Lezzetlerimize de sahip çıkalım

 

      Gıda üretimlerinin, modern teknolojiyle donatılmış sistemlerle ve hijyen koşullar altında yapılması gerektiğini savunurum bir gıda mühendisi olarak. Ancak konu, geleneksellik ve adamıza özgü değerlerin korunmasıyla ilgili olan 'hellim' gibi özel ürünlerde endüstriyel ölçekte üretilmiş hellimler yanında 'köy hellimi' ya da 'ev yapımı' hellimlerin de bu adanın yıllar öncesinden gelen bir gerçeği olduğunun kabul edilmesi ve korunması gerektiğine inanırım. Hellim gibi ev yapımı olabilecek samarella, turunç macunu, köy çöreği, üzüm sucuğu, limonata, tarana vb adamıza özgü gıdaların da bu şekilde değerlendirilmesi çok önemli. Bizi biz yapan coğrafi, kültürel ve mimari değerler yanında yiyecek - içeceklerimiz de anımsanmalı. Hazırlık çalışmaları büyük oranda tamamlanan yeni Gıda Yasası, bu tür ev yapımı olabilecek üretimlere de izin verecek standartları saptamalıdır. Evlerde 'ev yapımı' sıfatıyla üretilecek geleneksel lezzetlerin de belirlenecek hijyen koşullara uygun üretilmesi, kayıt altında ve denetlenebilir olması şart. Endüstriyel ölçekte üretilmiş standart gıdalarla, geleneksel ev yapımı gıdalar arasındaki seçimi de, tüketicinin özgür iradesi yapacaktır.

 

Tatlısu'dan Geçitköy'e, nesilden nesile

 

      Hellimin endüstriyel üretimlerinde süre, sıcaklık, gramaj miktarları rakamlarla belirtilirken evlerde yapılan üretimlerde bu değerlerin yerinde farklı bir kavram vardır: 'göz kararı'. Göz kararı miktar, bekleme süresi, sıcaklık gibi değerleri rakamlar değil, onlarca yıllık tecrübe, bilgi birikimi ve biraz da kalpten gelen bir algı belirler.

 

      Geleneksel ev yapımı hellim üretiminin aşamalarını izlemek üzere Geçitköy'deki evine konuk olduk Refiya Özyaralı'nın. Şu an Güney'de kalan Tatlısu köyündeyken (Mari) öğrendiği geleneksel yöntemi tutku ve sevgisiyle birleştiriyor hellimi yaparken. Doğduğu köy olan Tatlısu'yu "dağı, taşı altın gibi" diye tanımlarken; mantar, lale, nergis, mangallo(gazayağı) gibi daha onlarca bitkinin yetiştiği zengin ve verimli toprak yapısını kastediyor. Bölgedeki su kuyularındaki çok lezzetli ve tatlı suların; Türk köyü Tatlısu'ya adını verdiğini anlatırken de köyüne duyduğu özlemini hissetmek hiç zor olmuyor. Ticari amaç taşımadan sadece kendi ailesi için yine köylerindeki sürülerden alınmış koyun sütü kullanarak yaptığı hellimlerdeki geleneksel yöntemi bizlere adım adım anlattı. Kullandıkları terimler ve gözkararı ifadeleri; gıda bilimi yaklaşımıyla da açıklayarak aynen aktarıyoruz.

 

Anne sevgisinin yaşamınızdan hiç eksilmemesi dileğiyle,

Keyifli pazarlar...

 

************

 

Geleneksel Hellim Üretimi

 

1. Süt, tülbentten geçirilerek büyük bir tencere içine süzüldükten sonra mayalama sıcaklığına ısıtılıyor. Bu sıcaklık değeri elle kontrol edilerek sağlanıyor. (Endüstriyel hellim üretiminde bu aşamadaki sütün sıcaklığı  32 - 34 derecelere ayarlanıyor.) Isıtılan sütün yaklaşık 21 kg miktarı için 1 kapak (1 çay kaşığı kadar) maya eklenip karıştırıldıktan sonra süt beklemeye alınıyor.

2. Süt mayalandıktan 30 - 45 dk sonra Refiya Hanım'ın 'yalli' dediği 'teleme' oluşuyor. Gıda biliminde bizim 'pıhtı' diye adlandırdığımız telemenin tam anlamıyla oluşumu geleneksel yöntemde yine elle tesbit ediliyor. El ile dokununca yapışma olmaması ve telemenin kenarlarının tencereden ayrılması gerekiyor bir sonraki aşamaya geçilmesi için.

3. Teleme, elle kesilerek yavaşça karıştırılıyor. Küçük parçacıklara ufalanırken telemenin ısınması için ocağın altı açılıyor.

4. Isının da etkisiyle gittikçe sertleşmeye başlayan teleme toplanıyor el yardımıyla. Hamur haline gelen teleme, altına tülbent serilmiş geniş kaplara aktarılarak 2-3 parmak kalınlığında şekillendirildikten sonra tülbent bezle örtülerek bir süre bekletiliyor. Bu aşamada, telemenin olgunlaşması ve yapısının gelişmesiyle hellimin tipik aroması ve kendine özgü lezzeti şekillenmeye başlar.

5. Bu arada, telemesi alındıktan sonra geride kalan 'neroti' , 'noro suyu' yani peynir altı suyunun ısıtılmasına devam edilir. Bir süre bekletilen teleme kare şeklinde kesilerek ısınmış noroti suyuna atılır. Isınan teleme kalıpları tek tek noroti suyundan çıkarılararak bir kez daha sıkılır. Burdaki amaç; hellimdeki ideal yapının sağlanmasıdır. İdeal yapıdaki hellimin dayanıklılığı da uzun olacaktır.

6. Nerotinin (noro suyu) kaynaması için altı açılır; bir avuç kadar kalın tuz atılır.

7. Kamış ucuna tutturulmuş tulumba olan 'mazi' çubuğuyla sürekli karıştırılan nerotiye önceden ayrılmış 1 kg kadar çiğ süt dökülür. Mazi çubuğu; Tatlısu köyünden gelen bir alışkanlık. Çelik kevgirlere göre çok daha avantajlı olarak kabul edilmesinin nedeni de; tencerenin dibinin tutmasını ve norun dibe çökmesini engellemesi.

8. Nor çıkmaya başlayınca bir bardağa yakın limon suyu eklenerek norun toplanması sağlanıyor.

9. Noru da alınmış olan neroti yani peynir altı suyuna sıkılmış teleme (pişmemiş hellimler) atılarak ısıtılmaya devam edilir. Bu aşama, hellimin pişirilmesi aşamasıdır. Neroti ısıtılırken yapışmaması için hellimler oklava yardımıyla karıştırılır. Bir süre sonra yüzeye çıkmaya başlayan hellimler yaklaşık 10 dakika daha kaynatılarak pişirilip geniş bir tepsiye çıkarılır.

10. Tek tek tuzlanan hellimler ikiye katlanıp aralarına taze nane konur. Tepside kendi kabında bir gece bekletildikten sonra ertesi gün temiz plastik kaplara aktarılırıp üzerine önceden hazırlanarak soğutulmuş tuzlu neroti suyu (salamura suyu) dökülüyor.

11. Kabında kendi salamurasında oda sıcaklığında muhafaza edildiği takdirde bir süre sonra olgunlaşmaya başlayan hellimler, buzdolabında soğutucu kısımda saklandığı takdirde gıcır yapısıyla tazeliğini daha uzun süre koruyabiliyor.

 

************

 

 

   741 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
29 Haziran 2008, Pazar   Ç İ N Tuzu Dedikleri...
22 Haziran 2008, Pazar   S O Y A m u c i z e s i
15 Haziran 2008, Pazar   Değişen zamana paralel şekillenen Gıda Seçimlerimiz...
08 Haziran 2008, Pazar   SÜPER GIDALAR (II)
01 Haziran 2008, Pazar   S Ü P E R G I D A L A R
25 Mayıs 2008, Pazar   Güvenli SÜT
18 Mayıs 2008, Pazar   MARGARİN Gerçeği
04 Mayıs 2008, Pazar   H E L L İ M' in ö y k ü s ü...
27 Nisan 2008, Pazar   Yenilenme zamanı! .
20 Nisan 2008, Pazar   Light gidalar zayıflatıyor mu?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2177 1.2263
1 STERLİN 2.4266 2.4447
1 EURO 1.9235 1.9370



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

ANALARINDAN DOĞDUKLARINA...

Ali Baturay

BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ

Hasan Hastürer

Yurt dışındaki insan kaynaklarımızı da bil...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

44 yıllık ömrünün 28 yılı hapiste geçti!..

Bilbay Eminoğlu

Ne kadar tuzu kuruolan varsa şimdi çıkacak...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınları ve cilt kanseri

Dr. Umut Altunç

KLİMA İLE GELEN ATEŞ!

Aysu Basri

KILIÇ SESLERİ ARASINDA KALAN LİDERLER

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

Sarkozy'nin Akdeniz projesi

Emin AKKOR

Devlete dava açmak, 2 yıllık asgari ücret ...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BUL...

Psikolog Ayla Kahraman

Zamanı yaşamak ya da harcamak

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Ç İ N Tuzu Dedikleri...

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Bir hikâye-i göçmen

Ata ATUN

TEK EGEMENLİK, TEK VATANDAŞLIK

Mehmet RATİP

Carlin vs. Ölüm

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital