|
Gıdalarla ilgili sansasyonel haberler yaratmak hiç zor değildir. Çünkü gıdalar; toplumdaki her bireyin ilgisini çeker ve sağlığını da doğrudan etkiler. Bu yönde yapılan açıklamalar da toplum gündeminde her zaman için birinci sırada yer alır. Geçtiğimiz aylarda 'katkı maddeleri' ile ilgili ortaya atılan asılsız iddiayla toplumda panik yaratan haberden sonra bugünlerde de margarin konusundaki çelişkili açıklamalar tartışılıyor gündemde.
Gıdalar sağlığımızı doğrudan etkiliyor
Bugün artık hepimiz biliyoruz limit üstü kalıntı içeren sebzelerin ya da doğru yöntemlerle üretilmeyen gıdaların ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini. Kanser vakalarındaki artışı sağlıksız gıdalarla ilişkilendiren bilimsel çalışmaların sayısı her geçen gün artmakta. Ancak 'Gıda Teknolojisi'ni bir bilim adamı kadar yakından tanımak zorunda olmayan toplum üzerinde 'sağlığa zararlı' olduğu iddialarıyla belli gıdaların anti-propagandasının yapılması amacıyla ortaya atılan haberlere de zaman zaman tanık olmuşuzdur. Doğru bilginin toplumun bilgisine sunulması ve hangi tür gıdayı seçeceğini de kişinin özgür iradesine bırakmanın çok daha akılcı bir yol olacağı açıktır.
Margarin tartışması
Bir dönem önce margarinde 'trans yağ' bulunması nedeniyle sağlığa olumsuz etkilerinin olduğunun açıklanması, margarin tüketiminde gözle görülür bir düşüşe neden olmuştu. Bu sürede boş durmayan üreticiler, magarini 'trans yağ'dan kurtarmak için gıda teknolojisiyle desteklenen bilimsel çalışmalara yöneldiler. Ve sonunda da 'trans yağ' içermeyen margarin üretmeyi başardılar. Yeni reklam kampanyalarıyla 'trans yağ içermez' şeklinde öne çıkarılan bu ürünler şimdi margarin tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
Margarin sağlığa zararlı mı, değil mi?
Üreticilere göre margarin artık kalp sağlığına zararlı trans yağ içermiyor ve rahatlıkla tüketilebilir. Aksi görüşte olanlar da var ve margarinden trans yağın tamamen çıkarılmasının mümkün olmadığını ve tüketiminin sınırlı olması gerektiğini savunuyor. Yağların yapısında az miktarda doğal olarak trans yağlar bulunduğunu ifade eden bu karşıt görüşlü gruplar, uygun teknoloji kullanılmadığı takdirde bu oranın artacağı konusunda uyarıyorlar. Böylesi çelişkili açıklamaların gölgesinde kalmış olduğuna göre 'trans yağ' içermeyen margarinlerin daha çok bilmsel çalışmayla desteklenmesinin şart olduğu gözüküyor.
Nedir 'trans yağ' ?
Trans yağlar; sıvı bitkisel yağların hidrojenle katılaştırılmasıyla oluşturulur ve oda sıcaklığında katı formdadırlar. Yemeklerde kullanılan sıvı yağlar trans yağ içermez.
Bisküvi, çikolata, kek, gofret, mayonez, cips başta olmak üzere ambalajının üzerinde 'hidrojene nebati (bitkisel) yağ' yazan bütün ürünler trans yağ içeriyor. Ayrıca kızartma türü fast-food gıdalar üreten toplu tüketim yerlerinde defalarca kullanmaya dayandığı için bu yağlar tercih ediliyor.
Trans yağların insan sağlığına büyük ölçüde zarar verdiği kanıtlanmış bir gerçektir. Uzmanlar; kalp sağlığı ve obezite açısından 'trans yağların' tehlikeli olduğunu vurgularken sigara kadar zararlı ve kanserojen etkiye bile neden olabileceği uyarısında bulunuyor. Trans yağların kolesterol üzerinde de olumsuz etkileri olduğu ve kötü kolesterolün (LDL) düzeyini artırıcı etki gösterdiği belirtiliyor.
Trans yağ oranının düşürülmesi gerekiyor
Tükettiğimiz gıdalarda doymuş ve trans yağ miktarlarının düşürülmesi gerekiyor. Vücuda hiçbir faydası olmadığı gibi birçok zararı bulunan trans yağların kullanımı (bizim ülkemizde henüz bu yönde alınmış bir karar olmasa da) birçok ülkede sınırlandırılmaya çalışılıyor. ABD'de FDA (Besin ve İlaç Kurumu) aldığı kararla 1 Temmuz 2008'den itibaren bütün yemeklerde trans yağ kullanımını yasaklayacak. Trans yağın yasaklanması konusunda ilk adımı atan ülke Danimarka olmuş ve 2003'te çıkardığı bir yasayla, trans yağ içeren ürünlerin satışını sınırlamıştı.
Margarine dikkat; sıvı yağları daha çok tercih edin
Katı margarinlerde trans yağ asiti oranı yüzde 10-35 arasında, yumuşak margarinlerde ise yüzde 0,8-0,9 arasında değişiyor. Trans yağ tüketimini sınırlamak istiyorsanız margarinin en yumuşak olanlarını tercih etmelisiniz.
Gıda bilimcilerin öne sürdüğü gibi; günümüzde tıp bilim adamlarının ve dünyaca ünlü beslenme uzmanlarının ortak bir temel görüşü var: Belli bir yaş sonrasında sağlık sorunu olan bireylerin günlük diyetlerinde genel anlamda yağ kullanım miktarını kalp-damar sağlığı açısından azaltmaları, başta zeytinyağı olmak üzere bitkisel sıvı yağ tüketimini tercih etmeleri, fakat kahvaltılarda çok az miktarda da tereyağı tüketilebilecekleri bildirilmektedir.
**********
SAĞLIKLI YAŞAM NOTLARI . . .
Fasulyenin faydaları...
Bugünlerde sebze reyonlarında canlı ve parlak yeşil rengiyle fasulyeler gözümüze çarpıyor. Turfanda üretim veya ithal ürünler nedeniyle yılın her mevsiminde her türlü sebze meyveyi bulabilmek mümkün. Ancak fasulyenin ideal zamanları mayıs ve haziran aylarından itibaren yaz mevsimi boyunca sürüyor.
Hemen hemen her tür toprakta yetiştirilebilen ve yaklaşık 80 çeşidi olan fasulye, kuru ve yeşil olarak en çok tüketilen baklagil ürünü konumunda. Akdeniz mutfağında da önemli bir yere sahip fasulyenin en çok bilinenleri; ayşe kadın, boncuk, sırık, barbunya, çalı ve şeker fasulyeleri.
* Fasulyenin vitamin ve besin değeri yüksektir.
* Protein ve A ile C vitaminleri açısından çok zengindir.
* Kalsiyum, fosfor, nikel, bakır ve kobalt içeriyor.
* Pankreası çalıştırdığı için, vücuttaki insülin miktarını da arttırmaya yardımcı oluyor.
* Uzmanlar, taze fasulyenin vücudun çalışmasını, gelişmesini ve tamirini sağladığını vurgularken, genç-ihtiyar herkese tavsiye ediyor.
* Taze fasulyenin, pankreası, böbrekleri, karaciğeri ve kalbi kuvvetlendirmeye yardımcı olduğu da belirtiliyor.
****************
Fast - Food gıdalar bağımlılık yapıyor mu?
Fast-food tipi hızlı hazırlanmış gıdaların yağ ve çabuk sindirilen karbonhidratlar bakımından zengin olması (şeker, beyaz un, nişasta) beynin mutluluk hormonları salgılamasına neden olur diyen uzmanlar uyarıyor: ' fast- food tipi gıdalar bağımlılık yapabilir..' Bu iddia henüz bilimsel olarak kanıtlanamamış olsa da kan şekerinde ani bir yükselmeye neden olan karbonhidrat zengini fast-food gıdaların; yarattığı mutluluk hissi yanında, özel bir damak tadıyla birleştirilerek sunuş şekliyle de tüketicide bağlımlılık dugusunu tetiklediği düşünülüyor.
|