Normal bir metabolizma için gerekli olan mineraller vücudun kendi kendine oluşturamadığı inorganik maddelerdir. Kan basıncını, kalp ritmini, kas gelişimini de kontrol ederler.
Mineral nedir?
Bir gıdayı pişirme sıcaklığının üzerinde yaktığınız zaman, arda kalan kül halindeki kalıntı mine-raldir. Vücuttaki hayati fonksi-yonların sağlıklı bir biçimde sürmesi için gerekli olan mineraller, doğal olarak oluşmuş ve çok az değişebilen belli özelliklere sahip, kristal, inorganik bileşiklerdir. Bugün doğada keşfedilmiş 2000'i aşkın mineral çeşidi olmasına rağmen vücudumuz yaklaşık 20 çeşit minerale küçük miktarlarda ihtiyaç duyuyor. Demir gibi eser elementlere olan ihtiyaç ise çok az miktarlardadır.
Minerallerin temel özellikleri
Tükettiğimiz gıdalarda bulunan ve bedenimiz için yaşamsal önem taşıyan protein, karbonhidrat ve yağlar ‘besin’lerimizi oluştururken, yine gıdalarda bulunan vitamin ve mineraller de bedenimizin düzgün çalışmasını sağlayan ‘yardımcı besinler’ olarak tanımlanabilir. Minerallerin, vitaminlerden en temel farkı inorganik olmasıdır. Yani, haşlama, kızartma gibi işlemler sırasında kayba uğramazlar. Minerallerin vücut için az veya fazla gereksinmesi olabilir ancak vücutta sentezlenmediği için mutlaka diyetle alınması gerektiği vurgulanmakta uzmanlar tarafından. Bununla beraber, minerallerin vücutta depolanabilme yeteneklerinden dolayı aşırı alımlarının zararlı et-kilere neden olabileceği uyarısı da yapılıyor.
Makro ve mikro
Mineraller 'makro' ve 'eser' olmak üzere ikiye ayrılırlar:
Makro mineraller; sodyum, potasyum, klor, kalsiyum, magnezyum ve fosfordur.
Mikro (eser) mineraller ise, krom, bakır, flor, iyot, demir, manganez, molibden, selenyum ve çinkodur.
Bütün mineraller ince bağırsaktan emilir, farklı yollarla taşınır ve depolanır. Bazıları gerekli hücrede kullanılır, fazlası idrarla atılır.
Doğanın güzellik kaynağı
Mineraller doğanın güzellik kaynağı olarak tanımla-nabilir rahatlıkla. Neden mi? Çünkü SPA, sağlık veya güzellik merkezlerinde çamur, taşlar veya şifalı sularla yapılan bakımlarda kullanılan malzemelerin ortak özelliği, mineral bakımından zengin içerikte olmalarıdır. Hücre yenilenmesine yardımcı olan, cildi besleyici ve yatıştırıcı özellikler sergileyen mineraller güzellik sektöründe gün geçtikçe daha da çok kullanılacağa benziyor.
Okullar açılırken
Kaliteli ve sağlıklı bir yaşam için dengeli beslenme çok önemli. Ancak bu konu, çocukluk döneminde daha bir önem kazanmakta.
Çünkü çocukluk döneminde sağlıklı gelişmenin en önemli şartının yeterli ve dengeli beslenme olduğunu vurguluyor uzmanlar. Bu nedenle de yeni bir okul dönemine heyecanla başlayan çocuklarımızın beslenmesi konusunda uzmanların uyarılarına kulak vermek gerekiyor.
Çocukların beslenmesinde öncelikle vurgulanan konu, sabah kahvaltısı. Sağlıklı beslenmenin sağlanabilmesi için çocuklara küçük yaşlarda kahvaltı alışkanlığının kazandırılması gerekiyor.
Sabah kahvaltısı yapmaksızın okula giden çocuklarda dikkat eksikliği gözlemlendiği, gelişimlerinin ve okuldaki başarılarının da olumsuz etkilendiği
vurgulanıyor.
Hastalıklara karşı vücut direncinin sağlanabilmesi açısından da önem taşıyan kahvaltıyı, çocukların asla ihmal etmemesi gerektiğine dikkat çekiliyor.
Okulda ise çocukların gazlı içecekler, şekerli ve bo-yalı yemişler yerine süt, ayran, meyve suları, meyveli yoğurt, taze meyve, sandviç ve kraker türü az katkılı gıdalar tüketmeleri öneriliyor.
Çin’deki
süt krizinin etkileri
Geçtiğimiz haftalarda dünya basınında geniş yer bulan ancak ülkemiz basınında özet dış haber olarak verilen Çin’deki zehirli süt skandanlının yankıları bugün halen sürüyor.
Çin’deki durum
Dış haber servislerinin yaptığı yayınlar; bugüne dek 4 bebeğin ölümü ve 53 bin bebeğin hastalanmasıyla gelişen skandalın büyümeye devam ettiğini belirtiyor. Çindeki Gıda Kontrol Müdürünün istifa ettiği, şu ana kadar birkaç tüccarın tutuklandığı ve bir belediye başkanının görevden alındığı da duyuruluyor haberlerde. Ve Çin’de yapılan soruşturma; bazı firmaların sütteki protein miktarını arttırmak için plastik yapımında kullanılan ‘melamin’ adlı kimyasal maddeyi süte kattığını ortaya koyuyor.
Oysa Çin’deki bu krizin benzeri 2007 Şubatında Amerika’da yaşanmıştı. Kedi ve köpek gibi hayvanların yaygın bir şekilde ölmeleri sonucu yapılan araştırmada, Çin’den ithal edilen kedi-köpek mamalarında ‘melamin’ maddesi tesbit edilmişti.
Önlemler
Sütle ilgili haber ortaya çıkar çıkmaz Avrupa Birliğinde, Çin orijinli bebek maması ve süt ürünlerinin ithaline derhal yasaklama getirilirken Avrupa Komisyonu, gıdalarla ilgili bilimsel destek sağlayan kurumu EFSA’yı Çin’den gelen bu tür ürünlerin yaratabileceği riskleri araştırması için görevlendirdi. Rum kesimi de aynı şekilde Çin orijinli ürünlerle ilgili bir dizi araştırma ve önlemlerini açıkladı.
Ülkemizdeki durum
Gıda konularında vatandaşının, devlet yönetimine karşı en az güveni olan ülkelerden olan bizim ülkemizde ise konunun teferruatını yansıtabilecek tatmin edici resmi bir açıklama henüz yapılmadı. Güncel bir ‘Gıda Yasası’nı bile hayata geçirmekte sıkınıtlar yaşayan devlet yöneti-mimizin, globalleşen dünya ile ilerleyen zamanlarda nasıl bütünleşebileceği, büyük bir merak konusu olmaya devam ediyor.
Gıdaların denetim ve kontrolleriyle ilgili konularında yalnızca temel unsurları belireyen ‘Gıda Yasası’nın geçirilmesi, gıda güvenliği sorunlarının çözümü olmaktan çok çözümü yönünde atılacak ilk adım demek aslında. Bu da; alınması gereken yolun ne denli uzun olduğunu gösteri-yor. Bugün artan kanser vakalarının tükettiğimiz ve neler içerdiğini (!) bilmediğimiz gıdalardan kaynaklandığını ispatlayan bir belge olmasa da aynı şekilde sebze ve meyveler dahil satışa sunulan gıdaların tümünün yasal zorunlulukları karşıladığını ve kanserojen etkileri yıllar sonra ortaya çıkan hormon ya da zirai ilaç gibi kalıntıları içermediğini ispatlayan bir belge de yok. İnsan yaşamı; tüm değerlerin ve konuların üzerinde olmalı. İnsanlar olmazsa ne toplumlar ne de hükümetlerden sözedilebilir. Duyarlılık noktasını bulup da dokunacak ve harekete geçilmesini sağlayacak yiğide aşk olsun. Yoksa duyarlılık kalmadı mı acaba?
|