Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Dostluğumuz kaç para?

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   14 Temmuz 2007, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

9 Temmuz'da KIBRIS gazetesine haber oldu, ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matthew Bryza, Kıbrıslı Rum gazetesi Politis'in sorularını cevapladı. Kendisi, Talat ve Papadopulos'un Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili prosedürde ileriye gidebilecek güce sahip olduklarını söylemiş. Diplomatik temennidir, bir şey diyemem. Yine de "Kıbrıs sorunu nedir?" diye sorulsa, ne derdi merak ediyorum. Çözümün ne olduğunu papağanlar sürekli hatırlatıyor zaten: "İki toplumlu, iki kesimli federasyon çatısı altında birleşme" (çatı altında, tamam da, hangi pozisyonda birleşeceğiniz hayal gücünüze kalmış). Sorun ne, sorun?

Yüzeysel laf cambazlığına karnım tok olduğundan, bu gibi meselenin köküne inen sorgulamalar daha fazla ilgimi çeker. Kıbrıs sorunu nedir? Bana soracak olursanız, gönül rahatlığıyla "Kıbrıs sorunu yoktur" der, "Kuzey sorunu vardır" diye de eklerim (başka bir yazı konusu). Ama Bryza'ya sorulsa, "Hemşerim, how do you define the Cyprus problem?" diye, neleri sıralardı acaba?

Türk askerinin işgali mi? Hani şu Türkiye'yi kızıştırma yöntemi, "fanatik Türk ulusalcılarını kızdırma" düğmesi mi? Basıldığı anda, "Kıbrıs'ı aldın, şimdi ver bakalım" sözlerinin daracık beyinlerde yankılanmasına, Osmanlı'dan kalma kompleksle büyük Turan imparatorluğuna toprak kattığını sanan yarım akıllıların kızarıp bozarmasına sebep olan düğme... Bizi gerçekten kurtaranların bir kısmı kendi siyasi fantezilerini de kurtarıyordu, biliyorsunuz. Mamafih, Annan Planı'nın bizi kurtaracağını zanneden vatan evlatlarının siyasi fantezilerinde, Kıbrıs Kıbrıslılara mı veriliyordu sanki? "Kimi kimden alıyor, kimi kime veriyorsunuz kardeşim? Hele bir durun bakalım, küçülün de cebime girin... Mikroçip misali, YTL misali..." dersem, bir taşta hem anti-Amerikan hem (ana)vatan haini olur muyum?

Amerika karşıtlığını Amerikalılardan daha iyi beceren olmadığını bildiğimden, o iş benim gibi bir Hollywood tutkununu bozar. "Amerika'nın çuvaldızı kendine batırma" örnekleri için George Clooney'e Oscar'ı kazandıran "Syriana", yine Clooney'in yönetip oynadığı "Good Night, and Good Luck", ve yine Clooney'in oynadığı (henüz izleyemediğim için vicdan azabı çekiyorum) "The Good German" adlı filmleri izleyebilirsiniz. Fazla zahmet etmeden, oturma odası rahatlığında özeleştirel Amerikan kültürüne, en aklıselim Amerikan rüyasına dair bir fikir edinmek için...

Peki (ana)vatan hainliği, Türkiye karşıtlığı? Türkiye'nin Kuzey'e yaptığı maddi yardımlara ve insanımın gaddarca katledilmesine şu veya bu sebeple dur deyen orduya "kış" deme niyetinde olanı, önce ben yakasından tutup silkelerim. Tarihe sırtını döndüğü için... Fakat şükran duymak başkadır, kul köle olmak bambaşka. Sözüm, yavru vatanın ağzına biberonu dayayıp, altını değiştirmekten aciz olanlara... Tarihi dondurmaya çalışanlara...

Yoksa "Kıbrıs sorunu nedir?" sorusunu, mal, mülk, serbest ticaret sorunlarıyla mı yanıtlardı Bryza? Özel mülkiyet hakkının özgür yaşamın özünü tanımladığı kutsal ülke ABD'yi temsilen Bryza, "özel mülkiyet hakkını lağvetme" ilkesiyle yola çıkan Marxizm'in Kıbrıslı tüketicilerine (Sayın Talat da onlardan değil miydi?) sorunu küresel sermaye yönüyle anlatabilir mi? Belki de haklıdır Bryza, "ekonomik bir düzlüğe" çıkmamız, "tek yol olan ticaret"e koyulmamız gerekir. Böylece kapitalizm yeşerir, iç çelişkileri anadan üryan ortaya çıkar, ve kendiliğinden çöker. Böylece KKTC devrim beşiği olur, Akdeniz yeni bir Küba doğurur, Soğuk Savaş'ı kendi yağımızla yeniden kavururuz... Bu mu sol iktidarın planı? (Pardon, yoksa siz Lenin'in "sosyal liberal" dediklerinden misiniz? Aramıza hoşgeldiniz.)

Sahi Annan Planı neyi çözecekti yahu? Kıbrıslı Türk solu, kapitalizmin özel mülkiyetten daha fazlasıyla ayakta durduğunu, böylece özel mülkiyete önem vermenin ayıp olmadığını anlayarak mı "Yes Be Annem" dedi olası çözüme? Yeni Sol eşcinsel haklarıyla da uğraşıyor arkadaşlar, hazır mısınız Avrupa'ya açılmaya?

Belli ki vaktinde kimse evlerinden olanlara, topraklarını kaybedenlere, "bakınız, kan dökülecek, başınızdaki çatıdan, altınızdaki araziden olacaksınız, kabul mü?" diye sormamıştı. Tabii ki sormayacaklardı. Biz savaş toplumuyuz, savaş! Ne malından, hangi topraktan, hangi ticaretten bahsediyorsunuz? Uluslararası barışa ve küresel piyasaya katkı koymadan önce, kafalardaki psikozdan, ruhlardaki travmadan konuşsak daha iyi olmaz mı... Ne o, birilerine ganimet mi yetişmedi yoksa?

Şu Akdeniz'in suyundan, güneşin kızgınlığından mıdır nedir, vaktinde kimse kendi duygularını sömürebilme işgüzarlığına sahip Kıbrıslı cemaatlere silahlanmanın, savaşmanın, şantaj ve cinayetlerle kendi insanına dostunu düşmanını ezberlettirmenin bedelini anlatacak yüreğe, ağırlığa ve sorumluluğa sahip olamadı. Haşa, yüreği olan korkutuldu, ağırlığı olan kovuldu, sorumluluk alan beyaz köyün yolunu tuttu. Yıllar sonra, yüreksiz ve sorumsuz olmanın hafifliğiyle ekranlarda gözyaşı döken bir devlet başkanı da (Tasos Bey) AB'nin yolunu...

Mr. Bryza'ya ve kendisiyle yapılan röportajın en ilginç kısmına dönelim. Soru: "İki tarafın yan yana gelmeleri için baskı unsurları neler olabilir?" Cevap: "Ne dostlarımızı tehdit edebiliriz ne de kendilerini satın alacak yeterli paramız var. İnancını değiştirmen için sana ne kadar fazla ödersem fikirlerine o kadar çok inanırsın. Üzerine dayanabileceğimiz tek şey; liderlerin sorunun çözümünü taahhüt etmiş olmalarıdır."

Hey gidi hey! Ne dostlarını tehdit edebilirlermiş, ne de onları satın alabilecek yeterli paraları varmış. Herifçioğlu tarihini de biliyor, günü de kurtarıyor. Temsil ettiği küresel ABD egemenliği, yakın geçmişte eğittiği eski dostu Osama'yı ölümüne tehdit ediyor, bir zamanlar beslediği eski dostu Saddam'ı ise "insanlık uğruna" asıyor. Dün satın aldığı dostunu, bugün tehdit etmekten öte, asıp kesebiliyor. Eğitilmeden, beslenmeden, ödenmeden inancı sağlam olan kalmadı mı bu dünyada?

Hal böyleyken, hakikaten soruyorum, Kıbrıslı Türkün dostluğu kaç para? Türkiye için pahalı, BM için gönülden ne koparsa, AB için iskontolu, ABD için haybeden mi? Aman haybeden olsun. Irak'a attıkları bombalara uranyum artıkları da koydular. Düşman kesilmeyelim, dost bilelim, yoksa elektrikten korumaya çalıştığımız Karpaz eşeği radyasyondan nalları dikecek. Dikmeyip, mutasyona uğrayıp, bülbül gibi şakırdayarak toplum lideri olmaya kalkışırsa vay halimize. Yok, devlet başkanı olamaz, tanınmıyoruz ya. Yahu, hazır lafı açılmışken, tanınma kaç para hemşerim? Fani dünya, hemen bağlayıverelim şu işi... Toplum verip, devlet alalım... Çok değil, üç yıl önce, kurnaz tüccar Tasos Amca tersini yapmaktan korktuğuna göre ("devlet verip, toplum alamam" dememiş miydi?) doğru piyasaya girmişiz. Bir eşek inadı tutturursak pazarlık şansımız kuvvetli, değil mi ama?

   1644 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
30 Ağustos 2008, Cumartesi   Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'den Mamas'a
23 Ağustos 2008, Cumartesi   Bir cinayetin yıldönümü
16 Ağustos 2008, Cumartesi   Sol'un "hasımsızlığı"
09 Ağustos 2008, Cumartesi   Ölüm, sorumluluk, sır
02 Ağustos 2008, Cumartesi   Kara Şövalye ve siyasetin trajedisi
26 Temmuz 2008, Cumartesi   Sendikal lakayıtlık: Ya kapitalizm gidecek, ya da biz...
19 Temmuz 2008, Cumartesi   Olağanüstü hallerimiz
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Kılavuzu Kissinger olanın...
05 Temmuz 2008, Cumartesi   Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası" eksik bir adam
28 Haziran 2008, Cumartesi   Carlin vs. Ölüm



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital