Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Son sözü yıldızlar söyler
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi…
Rallide son viraj
Aramızdan Biri
Haydi hayırlısı!
Doğan "arayı" açmak istiyor
Bağcıl seri yakalamak istiyor

YORUMLANANLAR
Dansçılar öğrenciydi [3]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [1]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [35]
Tolga'dan bateri şov [2]
Avcılardan ağaç katliamı [8]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]
AİHM'de kayıplar davası görüşüldü [1]
Gece kulübünden kadınları baba yollamış [35]
Gazimağusa'da uyuşturucu operasyonu: 6'sı öğrenci 7 tutuklu [4]
Rusya Rum'a teslim [1]
Yusuf Erol, bugün toprağa verilecek [7]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]



Akıllı okura akıllı yazı: Öküzler ve eşekler

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   11 Ağustos 2007, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bu hafta, köşe yazarlığı mesleğimin birtakım cilvelerine dair görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Şahsen, gazete sayfalarında yazdığımız ve yaşadığımız lisanın zenginleşmesine ve çeşitlenmesine katkı koymayı öncelik olarak benimsemeye çalışıyorum. Çoğumuzun Kıbrıs'a ve birkaç Kıbrıs dışı konuya dair sınırlı, klişe, ama yine de kendinden emin tavırları, otomatik tepkileri vardır. Ben de bu toplumsal otomatizmden doğal olarak payıma düşeni alıyorum, aynı lisanı yaşıyoruz ne de olsa.

Fakat, kendim ve toplumum hakkındaki fikirlerimi bu köşede temsil ederken, okurken zahmet gerektiren ve kolay anlam ifade etmeyen (dolayısıyla kolayca yanlış anlaşılabilen), bazı radikal düşünürlerin siyasi felsefelerinden ilham alan, farklı bir üslup kullanarak yazmaya çalışıyorum. Amacım, havada kalan görüşler, askıya alınan manalar, imalı cümle yapıları sayesinde yazıda oluşan boşlukları okuyucunun kendi zihinsel emeğiyle doldurmasına olanak sağlamak ve böylece otomatik tepki çemberimizi kırmaya yarayacak yeni bir dili ve o dile tekabül eden toplumsal perspektifleri oluşturma imkanımızı elimden geldiğince değerlendirmek... Bu niyetim doğrultusunda henüz başarılı ve tatminkar bir yolda ilerlediğimi söyleyemem. Ama yol uzun.

"Kıbrıs sorunu" denilen gudubet terime dair olsun, son zamanlarda popülarite kazanan Karpaz meselesi olsun, toplumsal konular karşısında "hiç tedirgin olmadan bazı görüşleri savunma" güdümüzün olumsuz yönlerini irdelememiz lazım. Toplumsal meseleleri tartışanlar için, tedirginlik ve kendinden emin olamama duygularının beslediği, benmerkezcilikten uzak, "kendinden başka olan"ı, "öteki"yi temel alan bir anlayış, kalıcı etkisi olan sorumlu ve duyarlı kararlar alabilmenin en değerli ön koşuludur bence.

Akıllı yazı, meseleleri kamusal alanda tartışılan seçeneklerin dışına çekip askıya alabilen ve havada kalan bir yazıdır. Çünkü böyle bir yazı, akıllı okuyucuya 1- O yazıdaki düşüncelerin havada asılı kalmaması gerekliliğini hissettirir, 2- Okuyucuya kendi aklı ve hayat çizgisi ışığında değerlendirme yapabilme şansını verir, ve 3- İnce gazete kağıdına basılmış soyut bir fikri somut bir zemine oturtma sorumluluğunu her okur-yazara sunar.

Bu yüzden, bir önceki yazımda, Karpaz'ın kalkınması meselesinin "bölgeye elektrik gitsin, gitmesin mi?" sorusunun ötesinde, yok edilemeyecek bir tarafına değinmeye çalıştım. Bu yok edilemeyecek taraf, bu karanlık yön, herhangi bir toplumsal meselenin çözümünde muhakkak memnuniyetsizlik ve umutsuzluk yaşayacak insanların olacağı gerçeğiydi; mükemmel çözümler aramamamız gerektiğine dair bir çağrıydı.

Bu yüzden "Karpaz'ın kalkınmasına hemen karşı çıkmayınız" demeye çalıştım. Karpaz'da yaşayanların terk edilmişlik ve acizlik duygularını bildiğimi belirtip, kalkınmadan kaçma gayretinin karmaşıklığından dem vurarak, Karpaz meselesinde ulaşılması hedeflenen toplumsal barış, yani Pax Karpasia karşısında "sanmıyorum, bilmiyorum" diyerek yazımı askıya aldım. Tedirginlik, bilinmezlik, güvensizlik, ve başkalarına bağımlı olarak yaşamanın kaçınılmazlığı; bir önceki yazının hisleri ve sonuçları da, ait olma duygumuzu risk altına almamızı gerektiren hayat gerçekleri de bunlardır.

Akıllı yazı, meseleleri kamusal alanda tartışılan seçeneklerin dışına çekip askıya alabilen ve havada kalan bir yazıdır, dedim. Buna ek olarak, akıllı yazının en önemli ve vazgeçilmez unsuru da akıllı okurdur. Akıllı derken, herkesin asgari bir bilgi birikimine veya eğitim seviyesine sahip olması gerektiğini söylemeye çalışmıyorum. Basit bir şekilde, okuduğunu anlayan, anlayamadığında da kendisini rahatsız eden yazı tarzında veya görüşlerde kendisine dair bir eksiklik ve yetersizlik (kaba tabiriyle ve en bağnaz haliyle; sersemlik, budalalık, yani öküzlük) arama çabasını sarfeden okurdur, akıllı okur. Böyle bir okuru çağırabildiği müddetçe, anlamlı ve akıllıdır yazı. Bu sebepten, bendeki bilgi eksikliğini ve lisan yetersizliğini açığa çıkaran yazarları çok severim. Daha fazla öğrenme, okuma, bir cümleyi defalarca anlamaya çalışma ve yorumlama gayretini bana aşıladıkları için... Bendeki öküzlüğü bana anlattıkları için...

Dolayısıyla, yazılarımı okuyup öfkelenebilecek okurlara, kulağa pişkin gelebilecek, tamamen iyi niyetli bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Bu tavsiyem, kişiler üstü bir "kendini ispatlama" mantalitesine karşı dile getirilmiş olup, akıllı okur-yazarların kendilerini muhatap görmekten kolayca muaf tutabilecekleri içten bir temennidir.

Siz öfkesine ve tatminsizliğine yenik düşebilecek okurlar... Okuduklarınızı anladığınızdan emin olduktan sonra, yorumlama kabiliyetlerinizi sergilemeye çalışın. Emin olamıyorsanız, benim de her zaman yaptığım, hiç de ayıp olmayan, kendi öküzlüğünüzü keşfetme işine girişin. Yazmak da okumak da kolay işler değildir, fakat aklın yoluna çıkan çeşitli tali yollar vardır, onları bulmayı deneyin.

İlkokulda okutulan Türkçe dersi kitaplarında kısa bir okuma parçasının ardından parçaya dair soruların yer aldığı "Okuduğumuzu Anladık Mı? Cevap Verelim" kısmı vardı ya... Onu hatırlayın ve aynı öğrenci ruhuyla, çocuksu şaşkınlıkla benim yazımda sorduğum soruların "sorular" (? işaretiyle biten cümleler) olduğunu anlamaya çalışın. Olmuyorsa zorlamayın. Ne bana ne sorularıma, kendinizi ispatlamak uğruna, cevap vermek zorunda değilsiniz. Ne de olsa bazı insanlar, benim de bu son satırları yazarken yaptığım gibi, anlamsız görüşleri olanları bile anlamlandırma eşekliğini edebiliyorlar. Umudunuzu yitirmeyin, ben ve benim gibilerin eşekliğiyle anlamlanıp huzur bulun. İnanın bana, bilgiye aç eşeklik, insana mahsus cahil öküzlükten daha iyidir. Haydi bana müsaade.

   1484 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
22 Kasım 2008, Cumartesi   Paul Virilio: Savaşın şehir plancısı ve kaza müzecisi
15 Kasım 2008, Cumartesi   Hannah Arendt’le düşünmek: Rüzgar gelecek delikleri açmak
08 Kasım 2008, Cumartesi   Jean-Luc Nancy: Savaşa ve ekotekniğe karşı ‘tekil-çoğul-olmak’
01 Kasım 2008, Cumartesi   Machiavelli’nin icadı: Kafir egemenlik
25 Ekim 2008, Cumartesi   Özür kabahatten büyük olamaz: ‘Muhtaç’ bir insanlık savunusu
18 Ekim 2008, Cumartesi   Enternasyonalizm öldü mü?
11 Ekim 2008, Cumartesi   Biyo-politika, sosyo-biyoloji: Bizi maymun eden öğretiler...
04 Ekim 2008, Cumartesi   Orwell’den savaş dersleri: 2 + 2 = 5
27 Eylül 2008, Cumartesi   “İyi Alman” var mı? Af mümkün mü?
20 Eylül 2008, Cumartesi   Başbakan'a tenis tadında din dersi



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

2 GÖRÜŞ BİR KÜFÜR

Ali Baturay

İLLA Kİ YAPANIN YANINA KALSIN

Hasan Hastürer

Gençlerin duyarlılığı...

Mustafa Doğrusöz

KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR 49

Akay Cemal

İki dost, Gündüz Aktan ve Aydın Olgun'...

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

SUÇLU KİM?

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Yine Mustafa

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital