|
Sinema sever misiniz, bilmiyorum. Ben çok severim. Özellikle Amerikan olanını. Bir hastalıktan mustaribim, diyebiliriz. Adı, Hollywood...
Çok severim derken, "detaylı" severim. Beğendiğim filmleri defalarca izleyebilirim. Bazı yeni filmlerin sinemada gösterime girmeleri için haftalar, filmine göre aylar öncesinden heyecanlanabilir, filmlerin yapım süreci hakkındaki haberleri düzenli bir şekilde takip edebilirim. Bu da beni mutlu eder. Düzenli ve tatminkar bir maaşım olduğunda, paramın kitaplar dışında nereye gideceğini çok iyi bilirim o yüzden. DVD.
Dahası, film müzikleri satın alıp dinlemeyi de çok severim. Şimdiden küçük bir "soundtrack" koleksiyonum var hatta. Düzenli ve tatminkar bir maaşım olur da bir gün o maaşa zam yapılırsa, o zammın da nereye gideceği bellidir o yüzden. Soundtrack CD. Sevdiğim filmlerin müziklerini dinlerken, o melodilere eşlik eden sahneleri kafamda canlandırır, bu endüstride çalışan insanların ne kadar büyülü bir gösteri sunduklarını ve bundan ne kadar keyif aldıklarını hayal eder, yaratıcılıklarına imrenirim.
Moral motivasyon sağlayan, gofa veya gaza getiren müzikler benim için genellikle çizgi romandan beyaz perdeye uyarlanan filmlere ait müzikler oluyor. Çizgi roman sever misiniz, onu da bilmiyorum. Ama çocuklara okumayı sevdirmek istiyorsanız, çizgi romandan daha iyi bir başlangıç olamaz bence. Düzenli, tatminkar, ve sürekli zam gören bir maaşım olursa bir gün, sürekli zammın hangi yayınlara sürekli abonelik için harcanacağı da bellidir şimdiden. Çizgi roman. Müstakbel çoluk çocuk için değil tabii ki, öncelikle kendi muhterem keyfim için.
Çizgi romanıyla, filmiyle, müziğiyle "Batman" favorilerimdendir. "V for Vendetta" ile birincilik için yarışırlar. "V for Vendetta"yı izleyin, dinleyin, okuyun. İçinizdeki anarşisti keşfedeceğinizi garanti edebilirim.
Batman'e gelince... Jack Nicholson'un Joker'i, Michael Keaton'un Batman'i canlandırdığı, Tim Burton'un yönettiği 1989 yapımı "Batman" adlı film, 2004 yılında George Clooney (Batman) ve Arnold Schwarzenegger'in (Mr. Freeze) karizmalarını acımasızca çizen "Batman and Robin" adlı filme kadar uzanan başarısız bir serinin muhteşem, destansı başlangıcıydı. Danny Elfman'ın bu film için bestelediği müzik gerçekten efsane olmuştur.
2005 yılında Batman'e tekrar hayat veren, karakterin hikayesini yeni baştan anlatan, Christopher Nolan'ın yönettiği, Christian Bale'in Batman ve Michael Caine'in Alfred rollerine cuk oturduğu "Batman Begins" adlı film ise, günümüzün en başarılı çizgi roman uyarlamasıdır bence. Gerçekçi senaryosuyla, yeni "Spiderman" ve "Superman" serilerinin niye özel efektlere bağımlı bir başarıya muhtaç olduklarını ders verir gibi gösterir bu film.
"Batman Begins"in devamı, "The Dark Knight" Temmuz 2008'de gösterime girecek. Hem de yeni bir Joker karakteriyle. Heath Ledger bu rolün üstesinden gelebilecek mi, çok merak ediyorum. Şimdiden heyecanla takibini yapmaya başladım. Evet, hastalık derken ciddiydim.
Fakat Hollywood hastalığımın bir türevi olduğunu düşündüğüm yeni bir hastalık daha keşfettim. Fragman hastalığım... Mesele heyecanla beklediğim filmlerin fragmanlarını defalarca izlemekten keyif almamla ilgili değil sadece.
Herşey, "V for Vendetta" ve "King Kong" fragmanlarında niye "Batman Begins" filminin müziklerinin çaldığını sorgulamamla başladı. Sonra Internet ansiklopedisi Wikipedia sayesinde durum açıklığa kavuştu.
Genellikle, film müzikleri, filmin tüm sahneleri çekildikten sonra sahnelerin içeriğine ve sekansına göre besteleniyorlar. Fakat filmin fragmanlar aracılığıyla tanıtılmaya başlayacağı dönemde film çekim aşamasında olduğundan, film müzikleri de çoğu kez bestelenmemiş oluyor. Müziksiz fragman da züğürt kalacağından, bazı filmler fragmanları için diğer başarılı filmlerin müziklerini kullanıyorlar.
Sadece pratiklik olsun diye değil... En önemli amaç, reklamı yapılan filmle, müziği kullanılan başarılı film arasında seyircinin bilinçaltında bir bağlantı oluşturmak... Bir fragmanın iki buçuk dakika içerisinde sizi cezbetmesi gerektiğini düşünürseniz, fragman ustalarının gösterime girecek filmi izlemenizi sağlamak adına bu tür psikolojik oyunlara başvurması bence mubah... Bu tür oyunları keşfetmekten keyif almak ise benim gibi Hollywood'dan mustariplere müstahak... Naparsınız? Hastalık işte...
Herkese tavsiye ederim.
|