Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Alev aldı çakıldı: 153 ölü
Provokasyon
Oğuz Veli Beidoğlu vefat etti
"Bonfile şebekesine" polis operasyonu
Kaçak apartmanlar mühürlendi
Paraya tamahımız yok
Bağdat'tan Suriye'ye Suriye'den KKTC'ye
Güney Kıbrıs'taki fanatik Rum örgütleri cesaretlendiriliyor
Millilere Danimarka piyangosu
Bağcıl'dan görkemli açılış
Lefke'de şenlik başladı
Türkiye'den güzel prova: 1-0
Altın adam Ramazan
Gönyeli bugün resmi açılışı yapıyor
Adal: Hata yapma lüksümüz yoktur
Spor ve sanat bir arada

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Malum çirkeflik üzerine

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   6 Ekim 2007, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kitap elimin altında değil, detaylardan emin değilim, ama Hikmet Afif Mapolar'ın "Kıbrıs Efsaneleri"nde geçen bir mesel vardı. Sanırım, kıyıya vuran köpüklü Akdeniz dalgaları çirkin kızı bir afete dönüştürüyordu.

Aynı mucizevi dalgalar artık güzellik ve tutku getirmiyor. "Fica" getiriyor. Ve o "fica", doğdukları yere, geldikleri yöne, ağızlarından çıkan şiveye göre belirlediğimiz bir gruba biz Kıbrıslı Türkler tarafından layık görülmüş bir kimlik olarak yapışıyor, kalıyor.

Bir diğer çirkef kelime olan "gaco" ise yalnızca göçmen işçiler özelinde kullanılmıyor, bütün Türkiyelileri isimlendiren bir basmakalıp kategori, bir şirret sıfat olarak kabul görüyor.

"Garasakal"ın günümüzdeki belli başlı alternatifleri bu çirkef kelimeler. Bu yazının amacı, bu tip çirkefe taş atmaktır. Çirkefin herkesin üzerine sıçraması kuvvetle muhtemeldir.

Efsanede insanı çirkinlikten, pislikten arındıran, o şifalı, büyülü Akdeniz sularına ne oldu? Adamızı kucaklayan deryanın sembolik önemi, kültürel manası artık geçersiz mi? Yoksa Kıbrıslı Türkler, Avrupai olmayı naif olmamakla, acımasız olmakla bir tutup kendi efsanelerine, kültürel birikimlerine bile yüz vermemeye mi karar verdiler?

Şüphesiz her toplumda bu tür sığ nitelendirmeler hüküm sürer. Yine de bu genelgeçer hal, hiçbir toplumun kendinden farklı olan grupları aşağılaması, hor görmesi, başkalaştırması için haklı veya yeterli bir mazeret değildir.

Kıbrıslı Türkler olarak Türkiye'yi, birtakım Türkiyelileri eleştirmemizi gerektiren birçok önemli sebep olsa da, bu eleştiri, banal, sığ, kalitesiz ve çirkin kelimeler üzerinden olmamalıdır. Hele "öz eleştirel" bir Kıbrıslı Türk kültüründen git gide uzaklaştığımız şu zamanlarda bu tarz bir eleştiride taraf olmamız başlı başına trajikomiktir. Çağımızın "küçük zamanlar küçük insanlar doğurur" kuralını bir de bizlerin doğrulamasına hiç hacet yok.

"Gaco", "fica" gibi sıfatlardan daha ağır hakaretleri hakeden mahlukatın varlığı yadsınamaz bir gerçektir. Herkesin bu mahlukatla bir şekilde muhatap olmuşluğu da vardır. Fakat bu mahlukat, herhangi bir coğrafyanın "havasından suyundan" oluşmamaktadır.

Ekonomik eşitsizliğe, küresel hiyerarşiye, faşizan/komünal yerel baskıya dayalı karmaşık toplumsal yapıların doğurduğu bir canavardır kültürel yobazlık; memleketi yoktur, modern dünyada biçare oluşumuzun kanıtıdır, ve her ulus-devletin merkezini zaptetmeye çalışan bir kara deliktir.

Katiller, hırsızlar, cahiller, modernitenin kaçınılmaz yan ürünleridir. Modernleşmeye hevesli Kıbrıslı Türkler olarak kabusumuz olan canavarları dünyamıza getiren, istilaya zorlayan gelişmelerde lanetli bir paya sahip olduğumuzu görmezden gelmekle meşgulüz maalesef.

Metin Münir, geçtiğimiz Haziran ayında, şöyle demişti: "Göçmenlerin çoğu Kıbrıslı Türkler gibi olmak, onlar gibi yaşamak istiyorlar. Hoşgörülü olmanın fanatik olmaktan, esprili olmanın asık suratlı olmaktan, serbest olmanın zapturapt altında olmaktan keyifli olduğunu öğrendiler."

Peki ya biz Kıbrıslı Türkler neler öğrendik? Hep yüzümüze vurulan tembelliğimizin kelime hazinemize kilit vurduğunu mu? Kişilere özel, kurumlara yönelik, durumlara özgü eleştirilerin bir iki çirkef unvan altında barınamayacağını mı? Yoksa diplomalı cahillerimizin, parselledikleri inşaat alanlarında, tek bir çivi çakmamak, türküler çığırmamak ve beton karmamak uğruna her türlü çirkefliğe bulaşabileceklerini mi?

Evlerimizi soyan, canımıza kasteden, ara sokaklarımıza hükmeden, hiç bir kültüre sığmayan mahlukatla savaşmadan önce, kendi körüklediğimiz yangına su taşımaya başlasak nasıl olur?

   1165 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
16 Ağustos 2008, Cumartesi   Sol'un "hasımsızlığı"
09 Ağustos 2008, Cumartesi   Ölüm, sorumluluk, sır
02 Ağustos 2008, Cumartesi   Kara Şövalye ve siyasetin trajedisi
26 Temmuz 2008, Cumartesi   Sendikal lakayıtlık: Ya kapitalizm gidecek, ya da biz...
19 Temmuz 2008, Cumartesi   Olağanüstü hallerimiz
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Kılavuzu Kissinger olanın...
05 Temmuz 2008, Cumartesi   Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası" eksik bir adam
28 Haziran 2008, Cumartesi   Carlin vs. Ölüm
21 Haziran 2008, Cumartesi   Auctoritas, non veritas...
14 Haziran 2008, Cumartesi   Egemenlik ve dalalet/küfür


Yorum Sayısı:   1
  Nagme Yazgin         - UK 13 Ekim 2007, Cumartesi 02:57 
Güzel dediniz.

Barış, barış diye naralar atan insanların İngilizleri (- ki hatırlatayım Kıbrıs bir zamanlar İngiliz sömürgesiydi), Almanları, Yunanlıları vb, kısaca diğer toplumları kabul ederken bazı beğenmedikleri toplumları dışlamaları, onlara isimler takmaları bana enteresan geliyor.

Tabii ki her toplumda böyle şeyler oldu ve olacaktır da, bunun önüne geçilemez, ama en azından biraz daha tutarlı davranırsak daha güzel olacak gibi.

Saygılar,


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1836 1.1919
1 STERLİN 2.1995 2.2158
1 EURO 1.7438 1.7560



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KAPIDAKİ TEHLİKE

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Toprağımız sınırlı olduğuna göre...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (34)

Akay Cemal

Peşin taleplerle masaya dinamit mi konuluy...

Ahmet Tolgay

LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ'NİN KURULUŞ ÖY...

Bilbay Eminoğlu

Yiyin efendiler yiyin!

Necdet Ergün

YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYAC...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI

Türem Delikurt

Doğa'nın gizemi...

Dr. İsmail KEMAL

Batı'nın Afganistan çıkmazı

Emin AKKOR

Elektrik çarptı

Oğuz Metiner

Berat geceniz mübarek olsun

Ali Özçil

Denizlerin siyah incisi havyar

Bedia BALSES

Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Krist...

Beste SAKALLI

AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...

Psikolog Ayla Kahraman

"DİYABETİK ÇOCUKLAR"

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OL...

Osman Ertuğ

"Ayrılıkçı Devlet" kimdir

Bener HAKERİ

Yozlaşmağa karşı manifesto (bildiri)

Ata ATUN

OSETYA- RUSYA, KKTC-TÜRKİYE BENZEŞMESİ

Mehmet RATİP

Sol'un "hasımsızlığı"

Dr. Orhan Aydeniz

Tarımsal Üretim Planlaması

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital