Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
UFO'lar yine geldi!
Ya eşel mobil ya da 13. maaş
6 haftalık bebek, kürtajla alındı
Eşel-mobil gerdi
10 bin YTL ile serbest kaldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

TECAVÜZCÜYE 500 YIL HAPİS

Ata ATUN

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   14 Mayıs 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Pazartesi günü Mağusa'da gerçekleştirilen tecavüz olayı beni derinden yaraladı ve çok olumsuz etkiledi.

Hiçbir kimsenin diğer bir insana zor ve şiddet kullanarak tecavüz etmeye hakkı yoktur.

Son yıllarda Kıbrıs'ta bu güne kadar yaşanmamış, görülmemiş suçlar işlenmeye başlandı. Özellikle erkek çocuklara tecavüz edilmesini, üniversite yıllarım hariç son 50 yıldır yaşadığım Kıbrıs'ta, bu dünyalar güzeli ülkemde, hiç duymamıştım.

Ne gencecik kızlarımıza, ne de kadınlarımıza tecavüz edilmesini, hele döverek ve zor kullanılarak tecavüz edilmesini kabul etmek mümkün değildir.

Bunları yapan yaratıkları lanetliyorum.

Yaratık diyorum çünkü insan demeye dilim varmıyor.

Bu yaratıklar, kendi cinsel arzularını tatmin etmek uğruna gencecik insanların hayatlarının yaşam boyu kararmasına neden olmaktadırlar.

Tecavüze uğramış kişilerin aldıkları fiziksel yaralar zaman içinde iyileşip geçerken, manevi yaraların iyileşmesi yaşam boyu mümkün olmamaktadır.

Tecavüze uğramış kişilere çevresindeki insanların uyguladıkları sosyal davranışlar, her zaman bu kişilerin bu lanetli olayı hatırlamalarına ve tekrar tekrar yaşamalarına neden olmaktadır. Hayatları istemleri dışında bir kere karartılmıştır artık.

Tüm bu insani olumsuzluklara ilaveten, bu menfur olay KKTC'mizin üniversite yaşamını da olumsuz etkileyecektir.

Ekonomimizin en büyük lokomotifi olan üniversite sektörünün bu insanlık dışı olaydan etkilenmemesi söz konusu değildir. Yurt dışındaki anne ve babalar üniversite eğitimi almaları için KKTC'ye çocuklarını gönderirken bundan böyle iki kez düşüneceklerdir.

Artık bu tür suçları önlemek için "akıl uçuklatacak" cezaların verilmesinin zamanı gelmiştir.

19. yüzyıla kadar Avrupa'da, hırsızların ve tecavüzcülerin alınları, kızgın demirle, işledikleri suçun cinsine göre suçu tanımlayan bir harf ile dağlanmaktaydı. Örneğin tecavüzcülerin alınları "T" harfi ile dağlanmaktaydı ve tecavüzcü böylece bu suçunun ceremesini hayat boyu alnında taşımaktaydı. Her Allahın günü etrafındakiler tarafından bu harf nedeni ile lanetlenmekteydi ve toplumdan da dışlanmaktaydı.

Benim önerim, pazartesi günü Mağusa'daki tecavüz olayını acımasızca gerçekleştiren bu yaratıktan başlamak üzere, tüm tecavüzcüler önce hadım edilmeli sonra da 500 yıl hapse gönderilmelidir.

Ceza infaz yasası, suç işleyen kişilerin, mahkemelerimizce verilen cezaların büyük oranda azaltılarak, kısa bir süre hapiste yattıktan sonra dışarı çıkmalarına olanak tanımaktadır.

Tecavüzcülere verilecek ceza 500 yıl hapislik olmalıdır ki, ne ceza infaz yasasının öngördüğü indirimlerden yararlanıp kısa bir müddet hapis yattıktan sonra dışarı çıkabilsinler, ne de bir daha güneş yüzü görebilsinler.

Kendi hayatları da, tecavüz ederek acımasızca kararttıkları kişilerin hayatı gibi kararsın.

İlgili yasaların değiştirilmesi ve cezaların arttırılması için milletvekili arkadaşlarımla görüştüm. Topu yargıya attılar. Onların yetkisindedir, biz ceza verilmesinin kapısını açtık, cezaları istedikleri gibi arttırabilirler yanıtını verdiler.

Yargıdaki arkadaşlarımla görüştüm, "Yasaları meclis yapar biz de uygularız. Cezaların alt sınırı yoktur ama üst sınır vardır. Biz istediğimiz ağırlıkta ceza veremeyiz" diyerek topu geldiği yere iade ettiler.

Anlaşılan böylesi bir uygulamanın yürürlüğe konması için üst kattan birilerinin bu işe bulaşması ve düğmeye basması lazım.

Sıra şimdi Başbakanda ve Cumhurbaşkanında. Her ikisinin de eşleri çok saygın, sosyal ve duyarlı kişiler. Bu konuya ağırlık koymaları gerekli.

Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımız, birlikte veya ayrı ayrı, Meclisteki siyasi partiler ile "Ceza Yasası"nda yapılacak tadilatlar ile ilgili olarak hemen görüşmeliler.

Tüm siyasi partiler ve tüm Milletvekilleri siyaseti ve politik çekişmeleri bir kenara bırakarak, bu konuda bir konsensüs oluşturmalılar. Yasa değişikliği için özel bir komite kurarak yasadaki tadilatı görüşmeliler ve hemen "ivedilik" kararı alarak ilgili yasada tadilat yapıp tecavüzcülere ve gerekirse de diğer suçların faillerine hak ettikleri "akıl uçurtan" cezaların verilmesini sağlamalıdırlar.

Sivil Toplum Örgütlerimizi de bu konuda göreve davet ediyorum. Siyasiler üzerinde lütfen baskı kurun.

Tecavüz gibi çirkin ve insanlık dışı olayların önlenmesinin başka bir yolu yoktur.

Duyarlı bir vatandaş olarak hükümetimden, mecliste bizleri temsilen görev yapan milletvekillerinden talebim aynen budur.

   966 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Temmuz 2008, Pazartesi   TEK HALK GERÇEĞİ
06 Temmuz 2008, Pazar   KALİTELİ İNSAN AYRICALIĞI
03 Temmuz 2008, Perşembe   TEK EGEMENLİK, TEK VATANDAŞLIK
30 Haziran 2008, Pazartesi   TIKANAN KELİMELERİN DİLİ
29 Haziran 2008, Pazar   TRAFİK CEZA YÖNTEMİNDE HATA VAR
26 Haziran 2008, Perşembe   NİKO'YA KULAK VERİN
23 Haziran 2008, Pazartesi   ÇÖZÜM ÇERÇEVESİ BELLİ
22 Haziran 2008, Pazar   CEZAYİR SOYKIRIMI ANITI YAPILMALI
19 Haziran 2008, Perşembe   TALAT'IN SİYASİ ÇALIMI
16 Haziran 2008, Pazartesi   RUMLARI DAVA ETMEK ZOR MU?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

SUÇ KİMDEDİR...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Talat, boşuna nefes tüketiyor...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALDUN DORMEN, KARPAZ'DA TİYATRO OKULU...

Bilbay Eminoğlu

Sendikaların gözü hükümette

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FA...

Sevilay SADIKOĞLU

Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital