|
Kalkınma Bankası'ndan 'Vekile para' konusu tartışılır ve gündeme yerleşirken, Başbakan Ferdi Sabit Soyer'in açıklaması gayet netti. Soyer, Kalkınma Bankası kullanılarak, milletvekili transfer edildiği yönündeki 'spekülasyon haberlerin' doğru olmadığını söyledi.
Başbakan Soyer ayrıca devlete çalışan olarak ilk girişin asgari ücretle olması ve asgari ücretle devlet dairelerinde
göreve başlanması gerektiğini belirterek, bu konuyu yeni dönemde ele alacaklarını söyledi.
Yeni dönemi bir yana bırakmak gerekirse, bizim üzerinde durmak istediğimiz şimdiki dönemdir.
Böyle olmasına rağmen Başbakan Soyer, Kalkınma Bankası'ndan kredi alınabilmesi için Devlet Planlama Örgütü'nden (DPÖ) ve YAGA'dan onay gerektiğini dile getirdi, "kimse orada havaya para dağıtmaz. Kalkınma Bankası kaynakları milletvekili transferinde kullanıldığı yönündeki spekülasyon haberler doğru değildir" dedi.
Vallahi bunların doğru olup olmadığını bilmiyoruz, ancak Sn. Soyer söylediyse elbette doğrudur ve buna inanmak gerek!..
Burada bizim üzerinde durmak istediğimiz esas mesele, çevre olayıdır. Sanırız Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Mustafa Gökmen de bu konudaki görüşlere katılmaktadır. KKTC çevre konusunda tarihsel sınavlarla karşı karşıyadır. O kadar ki, 'ya bu deveyi güdeceğiz, ya bu diyardan gideceğiz' misali, çevre sorunu her zaman için karşımızda bulunan sorunlar listesinin üst sıralarında yer almaktadır.
İster kamuya, isterse özele ait olsun, çevreye olan hassasiyet her zaman ve her ne şekilde olursa olsun gösterilmeli, dile getirilmeli ve çözüm yolları bulunmalıdır.
Bu durum, dünyanın her yerinde böyledir. Çünkü çevre, kimseye ait değil, sonuçta devlete ve ülkeye aittir. Çevresi temiz ve güzel olmayan devlete, dıştan gelen insanlar ve de turistler olumlu gözlerle bakmaz, notunu hemen verir. Ancak pırıl pırıl, tertemiz ve insanı cezbeden çevre, her zaman için kıvanç kaynağı oluşturur.
Eğer sahillerde kirlilik varsa, KKTC'ye gelen turist, poşetler arasında denize girme durumunda kalıyorsa, bir sonraki sezon onu buralarda beklemek abestir. Oteller, turistik tesisler, lokantalar, eğlence yerleri ne kadar güzel ve mükemmel olursa olsun, sahillerde veya denizde tanık olduğu kirlilik onu etkiler ve de elini ayağını buralardan çekmesine neden olur. Güneş, deniz ve kum ne kadar güzel olursa olsun, onu bir kere daha buralara getiremezsiniz.
O nedenlerle diyoruz ki, özellikle de turizm mevsiminde Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı'na büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir. Gerekirse, ilgili bakanlığın kadrosunu genişletmek ve onlara yetkiler vermek lazım. Hem yerli halkı, hem de turistleri çirkin görüntülerden uzak tutmak, olumsuzlukları olumluya dönüştürmek esas görev olmalıdır!..
Her vesile ile Fuar Alanı'nda düzenlenen etkinlikleri izleyebilmek için çoğu zaman çeşitli ülkelerden konuklar ve ziyaretçiler gelmektedir. Zaman zaman onları Fuar Alanı'nda ağırlama ihtiyacı duyulmaktadır. Orada bulunan havuzda görülen çirkinlikler, kötü tablolar hiç de hoş değildir. Atılan bira şişeleri, pet şişeler ve diğer cisimler Atatürk Kültür Merkezi ve Fuar Alanı'na olumsuz puanlar kaydetmektedir.
Arada bir oranın suyunun değiştirilmesi, atık maddelerden arındırılması gerekmektedir. Ancak bunları yaparken, elbette ki orada, suda yaşam sürdüren ördeklerin durumunu da dikkate almak lazım. Dün Kıbrıs gazetesinde yer alan haberde havuz suyunun bakım nedeniyle boşaltılmasından dolayı çok sayıda ördeğin ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğu yazılmıştır.
Doğrudur. Ancak birçok etkinliğin ve düğünlerin yapıldığı Lefkoşa'daki Atatürk Kültür Parkı ve Fuar Alanı'ndaki havuzu kirleten herhalde oradaki işletmeci değildir. Öncelikle bilinçli ve çevre olayına duyarlı vatandaşların, gençlerimizin içtikleri kola kutusunu, su ve bira şişesini oraya attıkları düşünülemez. Bunları yapan sorumsuz ve de duyarsız insanlardır. Çevre olayına sıcak bakmayan, benimsemeyenlerdir.
Bu durumda onları devamlı surette eğitmek, bilinçlendirmek de herhalde bizlere, ilgili bakanlığa, hükümete düşmektedir. Nihayet çevre, bu ülkede hepimizindir ve onu gözümüz gibi korumak zorunluluğu ile karşı karşıyayız.
İster kamu, isterse özel sektörde olsun, Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı'nın bu konularda etkisini göstermesi, artırması, devreye girmesi ve gerektiğinde yaptırım uygulaması kaçınılmazdır. Ama öncelikle çevreye duyarlı olanların yardımına koşması, onlara yardımcı olması, katkıda bulunması esastır.
Nihayet bu gibi hallerde Kalkınma Bankası'ndan kredi almaya da ihtiyaç yoktur. Ve nihayet bu bir milletvekili transferi de değildir. Milletvekili olaylarında Kalkınma Bankası kullanılır veya kullanılmaz, ama KKTC'de kamu ve özel ayırımı yapmaksızın çevre konularında belki de onlardan yararlanabilir. İlla ki şu veya bu projeyi gerçekleştirme pahasına değil, fakat çevre temizliği ve güzelliği açısından da konuya bakmak gerek.
Politikayı bırakalım ve biraz da kendi evimizin içini, kapımızın önünü temizlemeye bakalım. Zaten esas sorun da buradan başlamaktadır. Onu yaptıktan sonra sıra ötekilere gelebilir.
İster Kalkınma Bankası olsun, isterse bilmem ne bankası!..
Neticede insanlar yararlanır da, ördekler yararlanamaz mı?..
|