|
Arada bir Lefkoşa'da Ledra Palace'ta bir araya gelen Kıbrıslı Türk ve Rum siyasi parti başkan ve yetkililerinin son toplantısından iki lidere de bir çağrı çıktı: "Olumsuz açıklamalardan uzak durun."
Yerinde bir karar. Yeter ki buna uyulsun.
Başlangıçta demiştik ki, bu sorun, çözüm istememenin arkasına saklanarak, uzlaşma, çözüm istermiş gibi görünmekle, yani yeni bir vizyonla, izlenim yaratmakla mümkün değildir. Kıbrıs gerçeklerini dikkate alarak, koyacaksın iradeni ortaya ve adım atacaksın. Hep alan taraf olmayacaksın, biraz da veren taraf konumunda olacaksın.
Tabii ki, böyle bir kararın alınmasında, toplantıya katılan Avrupa Parlamentosu (AP) Kıbrıslı Türklerle Yüksek Temas Grubu üyelerinin rolü vardır.
Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik olumlu havanın kaybedilmemesi için olumsuz açıklamalardan uzak durulması esastır. Karşılıklı suçlamalarla bir yere varılması mümkün değildir. Ancak burada iki tarafa da eşit mesafe uygulamak, siyasi eşitliğe özen göstermek, eşit davranmak gerek!..
Örneğin DP adına bir yılı aşkın bir süre toplantıları protesto edip katılmayan parti Dışilişkiler Komisyon Üyesi Ata Atun, toplantıların birinde deklerasyona 'politik eşitliğin' de dahil edilmesini talep ettiklerini, ancak buna karşı çıkılması üzerine protesto amacıyla toplantılara katılmama kararı aldıklarını söyledi.
Atun, Rum liderliğine Dimitris Hristofyas'ın seçilmesi, Slovakya Büyükelçisi Anna Turenicova'nın ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın talebi üzerine toplantılara yeniden katılma kararı aldıklarını ifade etti. Atun, 'politik eşitlik' taleplerine karşı çıkılması halinde toplantıları yeniden protesto edeceklerini de kaydetti.
Bu konuda Ata Atun'a hak vermemezlik olur mu?.. Dedik ya; 'politik eşitlik' esastır!..
Evet; Avrupa Parlamentosu Yüksek Seviyede Temas Grubu üyelerinin de bu konuda duyarlı olması ve gerekli hallerde tarafları uyarması görev addedilmelidir.
Grup üyeleri Lokmacı Kapısı'nın keyfini çıkarır ve Ledra Caddesi'nde incelemelerde bulunurken, Rum Belediye Başkanı Eleni Mavru, kendilerini kapının Rum tarafındaki kısmında karşılar. Üyelerden Cem Özdemir ise Annan Planı'ndan sonra üçüncü bir fırsatın gelmeyeceği görüşünü dile getirirken, bu fırsatı iyi değerlendirmenin önemine işaret eder.
Özdemir, gelecek defa adaya geldiklerinde Türk tarafında Rum tarafının çektiği acıların, Rum tarafında da Türklerin çektiği acıların fotoğraflarını görmek istediğini ifade ederek, "Her taraf sırf kendisine yapılan haksızlıklardan söz ederse barış sağlanamaz" dedi.
Bu, acaba Rum tarafı açısından mümkün mü?..
Çünkü Türk tarafı, yıllar öncesinden Ledra Palace Kapısı'nda cam vitrinler içinde bulunan ve Rumların Türklere yaptığı katliamları yansıtan fotoğrafları Mustafa Akıncı'nın girişimleri üzerine kaldırmış, yerlerine KKTC'nin güzelliklerini yansıtan turistik afişler koymuştu. Ama Rum tarafı aynı uygulamayı yapmaktan kaçındı.
Gelelim Bulutoğluları'nın Lokmacı Kapısı'ndaki eksikliğine. Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Eleni Mavru oradaydı da, Lefkoşa Türk Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları niye yoktu?.. Niye ve neyi protesto etmişti?..
Avrupa Parlamentosu (AP) Kıbrıslı Türklerle Yüksek Temas Grubu üyelerinin Lokmacı Kapısı'ndan Güney'e geçişlerindeki etkinlikte Bulutoğluları'nın olmamasının önemli bir nedeni vardı.
Bulutoğluları, Belediye'nin UNDP'nin Yunanistan'da 6'ncısı düzenlenen 'Dünya Şehirlerarası Yoksulluğa Karşı Birleşme Forumu'na davet edilmesine ve belediyenin dışilişkiler sorumlusunun oraya gönderilmiş olmasına rağmen içeriye alınmamasına tepki gösterdiğini belirtti. Bulutoğluları ayrıca LTB'nin bir parçası olmasına rağmen Ljujana'da 8-9 Mayıs'ta düzenlenen Avrupa Forumu'na çağrılmamasının Rum Belediyesi tarafından yaratılan sorundan kaynaklandığını vurguladı.
Bulutoğluları, dış temaslar konusunda engeller devam ettiği sürece kendisi ve kurumunun tavrının değişmeyeceğini kaydetti.
Bir gerçek vardır ki, o da Kıbrıs Türk kurum ve kuruluşlarının, hele de Kıbrıs dışındaki toplantılarda eşit temsiliyet hakkı elde etmesini istemezler, hazmedemezler ve engellemek için de her türlü yönteme başvururlar. Ama bu, sadece Eleni Mavru açısından böyle değildir. Bir arada bulunulduğunda 'can ciğer', ama iş temsiliyete geldi mi, Türk'e 'dur şunda' politikası hemen devreye girer.
Çok gördük ve yaşadık bunları. Hala da hep birlikte yaşıyoruz.
Siyasi eşitlik ve temsiliyet dedin mi, sanki de nasırlara basıyorsun. Sanki de çıbanı eşeliyorsun. Olamaz böyle şey!..
Beni adam yerine koymazsan, ben seni niye adam yerine koyayım?.. Niye sana koltuk değneği olayım veya önünde 'el pençe divan' durayım?..
Kıbrıs sorununun esası da bu değil midir?.. Hala daha bizi Maronit, Ermeni, Latin ve diğer azınlıklar gibi görme alışkanlığından acaba ne zaman vazgeçilecek?.. Zaten bundan vazgeçildiği an fazla bir sorun kalmaz ki!..
Yazının sonunda başlığı tekrar ediyoruz. "Siyasi eşitlik, temsiliyet ve iyi ettin de katılmadın Cemal Başkan!"
|