|
Ülke yönetiminde yeni bir başarıya (!) daha imza atıldı ve halkımız arasında "kızağa çekilenler" diye bilinen müşavirler göreve çağrıldı! Kamuoyunun gündemini epeydir meşgul eden bu "tarihi" gelişme karşısında, konusu diplomasi olan bu köşe dahi kayıtsız kalamazdı!.. Bu nedenle alışılmışın dışına çıkarak bir "köşe atışı" yapalım dedik... Öyle ya, kişi başına düşen (Allah düşürmesin!) memur sayısında dünyanın en üst sıralarında yer almasına karşın, bürokrasisi personel darlığından "inim inim inleyen" ülkemizin "makus talihi" bu gelişmeyle artık değişecek, bir türlü dönmeyen bürokrasi çarkları "tıkır tıkır" işlemeye başlayacaktı!.. Vatandaşın bu konudaki haklı şikayetleri bir çırpıda dinecek, ayağa kalkan sendikalar yerlerine oturtulacak, siyasiler parlak nutuklarla bu olayı kutlayacaktı!
Sayıları 80'in üzerinde olduğu söylenen müşavirlere basınımız çoğu kez "müşavirler ordusu" diye atıfta bulunur. Bu bir yakıştırma mı, yoksa gerçekten bir ordu muyuz? Ordu isek komutanlarımız nerede? Gazetede bir süre önce çıkan bir habere bakılırsa, görev yerinde aktif görevdeki en yüksek yetkili (herkesin makamına saygımız var ama) bir Odacı arkadaş imiş. Yoksa komutan biz miyiz de haberimiz mi yok? Öyle ise subay kadrolarımız nerede? Erler nerede? Ayrıca, personel yanında, her ordunun silah ve mühimmatı, haberleşme sistemleri, donanımı vardır. Halbuki, "toplu görevlendirme" mahallindeki (bazıları "toplama kampı" diyor ama tahriklere kapılmayalım!) yeterli telefon bile yok, bilgisayarlar eksik, kırtasiyeden eser yok, teçhizatın yerinde yeller esiyor! En önemlisi, görevlendirme yok, hedef belli değil! Ama bunlar bizi yıldırmamalı! Görev bizi bekliyor. Büyük vatan şairi Namık Kemal'den esinlenerek hazırladığımız şu "nazire"de olduğu gibi:
Terfi nişandır tenine memurun,
Kızak'sa son rütbesidir çoğunun!
Assı, üssü de birdir şu kamu'nun,
Arş müşavirler vatan imdadına!
Bu çağrıdan, kendilerine her türlü imkanın sağlandığı, hatta makam aracının bile tahsis edildiği söylenen "ayrıcalıklı" müşavirleri kastetmiyoruz! Onlar anlaşılan "eşitler arasında daha eşit" olanlardır ve eminiz görevlerini "özveriyle" yapıyorlardır! Ancak, bakarsınız yarın başka bir iktidar gelir, onları da görevden alır ve yerlerine "kendi adamlarını" getirir... Bu çark da böyle döner ama olan memlekete olur! Zamanında "üçlü kararname" sistemine karşı çıkmış bir Bakanlığın sendika temsilcisi olmanın rahatlığıyla söylüyorum bunları! Acaba geleceğimi mi görüyordum?..
Meclis'e bu sistemin kapsamını daraltacak bir yasa tasarısı sevk edilmekte olduğu haberleri var. Bunun bir işe yaramayacağını şimdiden görebilirim. Çünkü böyle bir yasal düzenleme, başta bulunanların "kendi adamlarını" işgal ettikleri makamlarda kökleştirme çabası olarak algılanacak ve bir iktidar değişikliği durumunda yasa tekrar değiştirilerek bu kişiler görevden alınabileceklerdir! Sonuçta yasalar insanları yemek, pardon, insanlar için yapılmaz mı?
Kamu görevinde başarının ana unsurlarından biri de moral ve motivasyondur. Eskiden beri müziğin insan ruhu ve morali üzerinde yaptığı olumlu etkiler ışığında yazımızı Türk sanat müziğinden esinlenerek hazırladığımız başka bir "nazire"yle tamamlayalım:
Kızaktan nağmeler ruhumu sardı,
Bir rüya ki içinde yetkiler vardı.
Müfreşatlı odalar, kırmızı renk panolar,
Yönettikçe şakıyan kadrolar vardı!
Ama bu tatlı rüyadan uyanalım! Müşavirler, haydi ileri! Görev sizi bekliyor!
|