Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Üvey baba zulmü
Cinayet zanlısı intihara teşebbüs etti
Soyer: Umutluyuz / Ertuğruloğlu: Çözüm olmaz
Gönyeli'nin feryadı
Pars ve Miroğlu anılıyor
Hande Yener plakçısı Erol Köse ile yollarını ayırdı
Rum öğretmenler genelgeden memnun
Romeo ve Anna Kiss çifteleyecek
Yanlış Maraş raporu gönderildi iddiası
Bolt şans tanımadı
"Mete Adanır Stadı, Girne takımlarını kurtaracak"
" Sivas 93" sahnelendi
Tenis'te yarı finalistler belli oldu
Yenikent basketbol ile coştu
Play-offlarda haftanın programı
Maçlar farklı geçiyor

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

ACI GERÇEK!..

Ahmet Tolgay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   3 Mayıs 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Toplumsal palavraların en şatafatlılarından biri... Hani şu "Ne yapıyorsak çocuklarımız için yapıyoruz, her özveri çocuklarımıza daha iyi bir gelecek bırakmak adına" palavrası...

Çocuklarımızın geleceğini kurtarmak, onların tabağından atıştırmakla olmuyor... İşin doğrusu, kendi boğazımızdan kestiğimizi onların tabağına aktarmakla olabilir o iş ancak...

Özelden çıkıp evrensele baktığımızda daha net ve daha görkemli görünür aslında bu palavranın arkasındaki acı gerçekler...

Gezegenimizdeki ekolojik dengeleri altüst edip geleceği kabusa dönüştürebilmesi için insanlığa sadece yüz yılcık yetti!...

Milyonlarca yıllık bir geçmişi olan beşeri tarihin içinde nedir ki bu yüz yılcık?!...

Gelgelelim şu son yüzyıl milyonlarca yıllık beşeri tarihin altını üstüne getiren felaket tetikleyicilerinin uğursuz zamanı oldu...

* * *

Yeni keşifler ve endüstrileşme adına girişilen doyumsuz serüvenler, gezegenimizin asude ve romantik dönemlerini çok gerilere itip, toptan mahvolma sürecinin kapılarını açtı...

Cehennemin kapılarının açılmasıyla eş anlamlı bir durum bu...

Atmosferde, karada ve denizlerde oluşturulan tahribat ve kirlilik ekolojik dengelerin berhava olmasına yol açtı...

Ozon tabakası kalbura çevrildi...

Küresel ısınma afetinin kaçınılmaz ahkamları olağan olaylar arasına girdi...

Geride bıraktığımız yüzyılın başlarında insanlık bütün bu felaketlerin yabancısıydı... Şimdi ise tanığı ve yaşayıcısı...

Ama şimdikiler daha nedir ki?.. Felaketleri esas yaşama talihsizliği asıl bizden sonra gelecek nesillere düşecek...

Olağanüstü doğa olayları, kuraklıklar, kıtlıklar, hastalıklar, salgınlar...

Son yüzyıl boyunca ne yapılmışsa hep çocuklar adına yapıldı ama, gelin görün ki yapılanlar hiç de o çocukların hayrına olmadı...

Geleceğe içinde yaşanılması çok zor bir dünya bırakılmaktadır...

* * *

Şimdi dilerseniz evrensellikten tekrar kendi özelimize dönelim...

Çok değil; 45-50 yıl önceki temiz, asude ve dürüst yaşamın yerinde yeller esmekte şimdi... Bu minicik ülkede toprakları, havası, suyu ve insan ilişkileri alabildiğine kirletilen bir ortamda "Ne yapıyorsak çocuklarımız için yapıyoruz" palavralarının ortasında, kapkara bir komediyi yaşamaktayız...

Çocuklarımıza miras bırakacaklarımız nelerdir?.

Yeşili ve verimi yok edilerek betonlaştırılan topraklar mı?..

Denetimsiz tarım ilaçlarıyla zehirlenip yıllar ve yıllar boyu sağlıklı ürün verme özelliğinden yoksun bırakılan ve daraltılan tarım alanları mı?...

Yakılıp kül edilen ormanlar mı?

Bir yandan kirletilen, diğer yandan da yoksullaştırılan su kaynakları mı?...

Beton setler yüzünden insanların denizle yüzleşmesinin gittikçe zorlaştığı sahiller mi?..

Nesli tüketilen canlılar ve bitkiler mi?...

Anarşiye dönüştürülen ve her gün kanla baş baş yıkanan trafik mi?...

Kanserin ve diğer fiziki ve psikolojik hastalıkların envai mi?..

Plansız - programsız ekonomilerin girdabında körüklenen sosyal bunalımlar mı?..

İşsizliğe, karamsarlığa ve ülkeden kaçış psikozuna çanak tutan kemikleşmiş popülizm mi?..

Çarpık çurpuk kentleşmeler mi?..

Çocuklarımız için oluşturduğumuzu öne sürdüğümüz kentsel yeşil alanları elektriksizliğe ve susuzluğa mahkum ederek yaratmaya başladığımız kentsel çöller mi?...

* * *

Palavra sıkmayı bir yana bırakalım ve dürüstçe gerçek yüzümüzü görelim...

Çocuklarımız adına yaptığımızı öne sürdüğümüz her yatırımda inanılmaz bencilliklerimiz, falsolarımız, ihanetlerimiz ve ikiyüzlülüklerimiz var...

Egoizm ve basiretsizlikler belki bu acı gerçeği görebilmemizi şimdi engellemektedir...

Ama gelecekte yüz yüze bırakıldıkları sorunların, yoklukların ve bunalımların biteviye şaklayan kırbaçları altında çocuklarımız bizim görmek istemediğimiz gerçekleri çok iyi görecekler... Ve hakkımızda ne iyi şeyler söyleyebilecekler, ne de düşünebilecekler...

Çocuklarımıza karşı gerçekçi, akıllı ve vizyonlu bir sevgi içinde değiliz maalesef...

* * *

ÇEVRE SKANDALI : Bugün Lefkoşa parklarının elektriksizliğe ve susuzluğa mahkum edilişinin 111'inci günü... Başkent parkları bir daha yeşillenmemecine çölleşiyor... Çölleşen bu çevre çocuklarımızın emanetidir... Emanete hıyanet edenleri ve buna kayıtsız duran herkesi buradan protesto ederim... (A. TOLGAY)

   447 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Eylül 2008, Cumartesi   LAFORİZMALAR
05 Eylül 2008, Cuma   Trodos: Dünü ve bugünü...
04 Eylül 2008, Perşembe   Cumhurbaşkanımıza açık mektup...
03 Eylül 2008, Çarşamba   Dinamit gibi bir mektup...
02 Eylül 2008, Salı   Gizemli olayların çekiciliği...
01 Eylül 2008, Pazartesi   ÇOK AYIP!..
31 Ağustos 2008, Pazar   Arasta'dan geçmeyen, Lefkoşa'dan geçmiş sayılmaz...
30 Ağustos 2008, Cumartesi   LAFORİZMALAR
29 Ağustos 2008, Cuma   OKUYUCUDAN: PİLE VE ACI GERÇEKLER...
28 Ağustos 2008, Perşembe   Konuşmayan şarkılar...(*)



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KIBRIS TV VE YENİ DÖNEM

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Narenciyenin kıymetini bilmedik, bilemedik...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

"Bir plastik sandalyeyi bile çok gördü...

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Hükümete bir anımsatma: Petrol fiyatları t...

Hüseyin EKMEKÇİ

Doktorun değeri...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

DİN DERSLERİ

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Robert Walser'i okumamanın ızdırabı

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital