Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
UFO'lar yine geldi!
Ya eşel mobil ya da 13. maaş
6 haftalık bebek, kürtajla alındı
Eşel-mobil gerdi
10 bin YTL ile serbest kaldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

TANER ERGİNEL'LE KIZILAY SOHBETİ...

Ahmet Tolgay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   8 Mayıs 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kuzey Kıbrıs Türk Kızılay Derneği'nin son genel kurulunda genel başkanlığı Işılay Arkan'a devreden onursal başkan Taner Erginel'le Kızılay ruhuna ve bu ruhtan kaynaklanan etkinliklere dair bir söyleşide bulundum... Bugün sevgili okurlarımla ilginç açıklamaları içeren bu söyleşiyi paylaşıyorum:

SORU: Kızılay ruhunu nasıl tarif edersiniz Taner Bey?

YANIT: Kızılay veya Hıristiyan ülkelerdeki ismiyle Kızılhaç, büyük felaketlerde devletlere yardımcı olmak amacıyla kurulmuştur. 1864 yılında İsviçre'nin Cenevre kentinde bir araya gelen bir avuç idealist insan Kızılhaç Kızılay Federasyonu'nu kurmayı ve dünya devletlerinin üye olmasını sağlamayı başardılar. Osmanlı İmparatorluğu daha ilk günlerden kuruluş çalışmalarına katıldı ve en etkin derneklerden birini kurdu .

Dünyada felakete uğrayan insanların çoğu kez yalnız kaldıklarını görüyoruz. Bu nedenle "ateş düştüğü yeri yakar" atasözü ortaya çıkmıştır. İşte Kızılay bu anlayışı tersine çevirmek amacını taşımaktadır. Yani bizim ilkemiz "ateş sadece düştüğü yeri yakmaz hepimizi birlikte yakar. Ateşi birlikte söndürmemiz gerekir" ilkesidir. Felakete uğrayan muhtaç insanlara yardım etme heyecanı taşıyan Kızılay, bir ideal işidir... Yardım konusundaki en önemli husus, yardımın gerçekten muhtaç olanlara yapılmasıdır...

SORU: Türkiye Kızılay Derneği'nin dünyada saygın bir yeri var...

YANIT: Kesinlikle doğru... Türkiye Kızılay Derneği "kara gün dostu" olma açısından dünyada önemli bir yere sahiptir. Kızılhaç Kızılay dernekleri arasında en başarılı olanlardan biridir. Yaptığı yardımları din, dil, ırk ayırımı yapmadan gerçekleştirmiştir. Asya'da, Afrika'da, Orta Doğu'da, Uzak Doğu'da, Avrupa'da, Amerika'da dünyanın hemen her yerinde felakete uğrayan insanlara yardım elini uzatmıştır. Dünyada felakete uğrayıp da Türk Kızılayı'nın yardım etmediği halk yok gibidir.

En etkili yardımlardan birini de Yunan halkına yapmıştır. 1941- 42 yıllarında Yunanistan İkinci Dünya Savaşı'ndaydı. Naziler ülkeyi işgale yiyecek depolarını yağmalayarak başlamıştı. Yunan halkı "büyük açlık" dedikleri bir felaketle karşı karşıya idi. Atina halkı evlerine götürecek ekmeği dahi bulamıyordu. Türkiye de savaşın getirdiği sıkıntılar içinde idi. İşte bu koşullarda Türk Kızılayı "Kurtuluş" isimli özel bir gemiyi kiralayarak halktan topladığı yiyecek maddelerini Pire limanına götürdü. Üç kez giden gemi 8000 tondan fazla yiyecek taşıdı. Yapılan yardımı Atina halkı "yaşasın Türkiye" sloganlarıyla paylaştı.

SORU : Türk Kızılayı'nın en zor günlerinde Kıbrıs Türk halkının da yardımına koştuğu bilinmektedir...

YANIT: 1953 Baf depreminde felakete uğrayan Baf Türkleri yardım için gelenler arasında Türk Kızılay çadırlarını görerek mutlu oldular.

21 Aralık 1963 de Lefkoşa Türk halkı, Rum saldırılarına karşı direnmek zorunda kaldı. Savaş devam ederken kurşun yağmuru altında Kızılay'ın doktor ve hemşireleri Lefkoşa'nın Türk kesimine ulaşmayı başardı ve yaralıları tedavi etmeye başladı. Daha sonra 1974'e kadar halkımızın kuşatma altında olduğu karanlık günler devam etti. Bugün bir insanın evine götürecek ekmeği dahi bulamamasını tasavvur edemiyoruz. Fakat bunun gerçek olduğunu benim neslim hatırlıyor. O günleri hatırlayanlar bu en zor günlerde Türk Kızılayı'ndan başka kimsenin halkımızın yardımına gelmediğini, Kızılay kamyonlarının ise her Türk köyüne her Türk mahallesine yiyecek taşıdığını genç kuşaklara anlatabilirler. Kızılay'ın yardım eli uzatması halkımıza ümit ve direnme gücü vermiş bugünlere gelmemizi sağlamıştır.

SORU : Bu tablo karşısında sormamız gereken soru şudur: Acaba Kıbrıs Türk halkı olarak biz ne yaptık? Bir zamanlar bizim içine düştüğümüz duruma düşen başka halkların yardımına koşabildik mi?..

YANIT: Derneğimiz 2005 yılında yeniden yapılanma içine girmiştir. Aynı yıl Pakistan depremi gerçekleşti. Yani ilk sınav olarak derneğimiz karşısında Pakistan depremini buldu. Deprem felaketzedelerine gönderilmek üzere halkımızdan para topladı. Bir çırpıda 105 bin dolar karşılığı olan para toplanarak Pakistan'a gönderildi. Nüfusumuzun 265 bin civarında olduğu dikkate alındığında bu paranın çok yüksek bir rakam tuttuğu anlaşılır. Kişi başına yardım olarak bu miktar bir dünya rekoru oluşturmaktadır. Yapılan yardımın büyüklüğü tüm dünyanın dikkatini çekmiştir. Böylece Kıbrıs Türk halkının iyilikseverlik ve yardımseverlikte dünyanın en önde gelen halklarından biri olduğu anlaşılmıştır. Bir süre sonra Cumhurbaşkanımız devlet başkanı sıfatıyla Pakistan'a davet edildi. Bu davette derneğimizin yaptığı yardımın etkisi olduğu söylenmektedir. Uluslararası ilişkilerde bu tür insancıl çalışmaların etkisi büyüktür.

SORU: Sizin yönetim kurulunuz döneminde yapılanlardan söz edebilir misiniz?

YANIT : 2006'da Yönetim Kurulumuz iş başına geldi ve hemen arkasından Lübnan savaşı oldu. İki kişilik sağlık ekibimiz Dr. Pınar Özgüven ile Deniz Özgüven savaşın ilk günlerinde bombalar düşerken Lübnan'a vardılar ve Türkiye Kızılay'ı ile birlikte yaralılara yardım elini uzattılar. Daha sonra Başbakanlığın denetiminde Sivil Savunma Teşkilatı, Din İşleri Dairesi ve derneğimizin katılımıyla Lübnan Savaşı için yardım toplandı. Toplanan yardımlar ilaç ve diğer zorunlu ihtiyaç maddelerine dönüştürüldü. 50 tonluk bu yardım malzemesini Lübnan'a ulaştırmak kolay değildi. Çünkü Beyrut kuşatma altında idi ve İsrail uçakları zaman zaman bu kenti bombalıyordu. Bu zor koşullarda arkadaşımız Tarkan Tombak gemi ile yardım malzemelerini Beyrut'a ulaştırarak teslim etmeyi başardı.

Lübnan'la ilgili diğer bir etkinliğimiz savaştan kaçan ve gemi yoluyla Mersin'e giden Avustralya vatandaşlarına Gazimağusa limanında yardım etmek oldu. Gazimağusa şubemiz limanda rahatsız olanlarla ilgilendi. Yapılan yardımlar nedeniyle Avustralya hükümeti tekrar tekrar derneğimize teşekkür etti. Bize yardım çalışmalarında kullanmamız için 4000 dolar hibe etti. Bu parayı ilk yardım kutuları almak için kullandık.

2007 yılında Anavatanımız Türkiye'de Batman sel felaketi gerçekleşti. Oraya sembolik yardımda bulunduk ve daha fazla ne yapabileceğimizi saptamak için iki arkadaşımızı Batman'a gönderdik. Güçlü Türkiye Kızılay'ı oradaki ihtiyacı karşıladığı için ileri adım atmadık.

2007 yılında çok kötü durumda olduğunu öğrendiğimiz Filistin halkına yardım çalışmaları yaptık. Ancak orası İsrail'in kontrolündeydi ve İsrail'den izin almak çok zordu. Düşüncelerimizi uygulamaya fırsat bulamadık.

SORU: Yurt içindeki çalışmalarınızı nasıl özetleyebilirsiniz?

YANIT: Her dernek gibi bizim de bina sorunumuz vardı. Yoğun çalışma sonucu merkez binamıza kavuştuk. Bunun yanı sıra Yeni İskele, Esentepe ve Dipkarpaz şubelerimiz de dernek binalarına kavuştular. Belirttiğim gibi Kızılay büyük felaketlerde devletlerin yardımına koşmak amacıyla kurulmuş bir dernektir. Ancak diğer zamanlarda da boş durmaz ve topluma yararlı faaliyetlerinde bulunur. Bunun için önemli olan o ülkede nasıl bir çalışmaya ihtiyaç duyulduğudur. Örneğin Kızılay kan toplama işiyle uğraşabilir. Bunun gibi kanserlilere yardım veya uyuşturucu sorunlarını ele alabilir. Fakat ihtiyaç yoksa, bu işi yapan devlet organları veya başka dernekler varsa, bu konulara girmemeyi tercih eder. Yaptığımız araştırmalarda, birçok yardım işini KKTC'de başka dernek ve kuruluşların çok iyi bir şekilde yürüttüklerini gördük. Bu durum bizi mutlu etti ve onların yaptığı işe girmemeyi tercih ettik.

Ramazanlarda parasız iftar yemeği verme konusunun ülkemizde bir ihtiyaç olduğunu saptadık. Ramazan aylarında halktan topladığımız yardımlarla her gece 7 ayrı yerde 3000 den fazla kişiye iftar yemeği verdik.

İlk yardım konusunda da ülkemizde ihtiyaç olduğunu gördük. Şöyle ki, bir hastalık veya kaza durumunda hastaneye varıncaya kadar en eğitimli insanlarımız dahi ne yapacağını bilmiyordu. Alınan hatalı önlemlerle durumu daha da kötüleştiriyorlardı. Bu nedenle ilk yardım konusunda halkımızı eğitme çalışmaları yapmaya karar verdik. Türkiye Kızılayı'nın yardımı ile bu konunun öğretmenlerini yetiştirdik. Tüm okullara ilk yardım kutuları dağıttık ve kurslar organize ettik.

Türk Kızılayı'nın yaptığı önemli etkinliklerden biri de gençlik kampları oluşturmaktır. Eskiden beri gençlerimiz Türkiye'de bu kamplara katılmaktadırlar. Yıllar geçse de orada edindikleri olumlu etkiyi unutamıyorlar. Bize gelerek "yardım işlerinde gönüllü olarak çalışmak istiyoruz. Halka yardım etmek istiyoruz. Çünkü Kızılay kamplarına katıldık ve Kızılaycılık ruhu içimizdedir" diyorlar.

Kızılay'a ait Girne de Karakum'da 16 dönüm alanında bir kamp yeri mevcuttu. Sağlık Bakanlığı 2002 yılında zihinsel özürlülere rehabilitasyon merkezi kurma amacıyla bu yere ihtiyaç duydu ve karşılığında Türkiye Kızılayı'na Lapta'da Huzurevi yakınında 9 dönüm alanında bir yer verdi. Türkiye Kızılayı'nın yapacağı kampı birlikte çalıştırma konusunda anlaştık. Ancak kamp yerini oluşturmak için oraya gittiğimizde, Türkiye Kızılayı'na yapılan tahsisin iptal edildiğini ve bu yerin huzur evi yapma amacıyla Çalışma Bakanlığı'na verildiğini öğrendik. Orada modern bir huzur evi yapılacak olması bizi çok sevindirdi. Fakat huzur evinin kendi arazisi yeterince büyüktü. Bu nedenle yapılacak modern huzur evinin yanında bir Kızılay gençlik kampı olmasının yararını Çalışma Bakanlığı görevlileri ile tartıştık. Sağ olsunlar bize yerimizi iade etmeye razı oldular. Ayrıca modern huzur evi ile Kızılay gençlik kampı arasında müşterek faaliyetler yapılması konusunda ilke anlaşmasına vardık.

SORU: Yaşlıların yaşamdan kopmaları ve gittikçe daha mutsuz bir psikolojiye girmeleri dünyamızın karşı karşıya olduğu en ciddi sosyal sorunlardan biri. Bu konuda bizde de herhangi bir rehabilitasyon projesi geliştirildi mi?..

YANIT: Huzurevleri ne kadar modern olurlarsa olsunlar yaşlı insanlara mutlu bir hayat yaşatamıyor. Çünkü temel sorun yaşlıların gençlerden ve yaşamdan kopmalarıdır. Gençlerin yaşlıları ziyaret etmesi onlarla ilgilenmesi, sağlık olanakları götürmesi güzel bir şey olmakla birlikte onları mutlu etmek için yeterli değildir. Yaşlıları mutlu edecek olan gençlerle birlikte müşterek faaliyetlerde bulunmaktır. Yaşlıların durumlarına göre gençlerle birlikte birçok faaliyette bulunmaları mümkündür. Örneğin kağıt oynayabilirler, tavla veya buna benzer oyunlar oynayabilirler. Karşılıklı maçlar düzenleyebilirler. Bunun gibi, birlikte çiçek sebze vs. yetiştirebilirler. Gençlerle birlikte yapacakları çalışmalar yaşlıların psikolojisini değiştirecektir. Dünyada hiçbir yerde denenmemiş bu müşterek faaliyet projesini biz Türkiye Kızılayı'nın desteği ile gerçekleştirebiliriz. Kanımızca bu proje tüm dünya yaşlılarını rahatlatacak bir uygulamanın başlangıcı olabilir. Tüm dünya yaşlılarının psikolojisini etkileyecek ve onlara mutluluk verecek bir projeyi başlatmak Nobel ödülüne aday olmak demektir. Bizce Kuzey Kıbrıs Türk Kızılayı ve Türkiye Kızılayı böyle ödüllere layıktır.

Yardım toplamada önemli olan halkın güvenini sağlayabilmektir. Bu da ancak şeffaf olmakla mümkündür. Bu nedenle hesaplarımızı halka açtık ve her isteyenin kontrol edebileceğini duyurduk.

SORU: Kıbrıs'ın özel durumu nedeniyle karşılaşılan siyasi sorunlar var mı?

YANIT: Yaptığımız faaliyetler yurt dışında Kızılhaç-Kızılay Federasyonu'nun dikkatini çekmiştir. Federasyonun tüzüğüne göre her devlette bir Kızılhaç veya Kızılay Derneği bulunabilir. Ancak bu derneğin ülkenin tüm halkına açık olması gerekir. Rum Kızılhaç'ı tek başına Federasyona üye olmaya çalışmaktadır. Buna karşılık bizim faaliyetlerimizi gören Federasyon, Rum Kızılhaç'ını üye yapmayı reddediyor ve "üye olacaksa iki dernek iki ayrı ülke adına üye olmalı" görüşünü benimsiyor. Bu nedenle ikimiz de eşit statüde Federasyon dışında bekliyoruz.

1960 Cumhuriyeti iki halkın eşit statüde kurdukları bir devlet idi. 1960 Anayasasında iki halkın temsilcilerinin yani Dr. Küçük ile Makarios'un imzaları vardı. İki halkın temsilcileri anlaşmadan devlet yapısını değiştirmek ve karar almak mümkün değildi. Bu durum iki halkın eşit olduğunu ve eşitliğin tek taraflı olarak bozulmasının hukuka aykırı olduğunu göstermektedir. Buna rağmen 21 Aralık 1963den sonra dış dünya ve uluslararası kuruluşlar çifte standart uygulayarak eşitliği Rum yönetimi lehine bozdular. Birçok uluslararası örgüte Rum kuruluşlar üye olurken bizim örgütlerimiz dışarıda kaldı. Kıbrıs Rum Kızılhaç Derneği aynı eşitsizliği Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Federasyonunda da gerçekleştirmeye, yani tek başına üye olmaya çalışmaktadır. Ancak tüm çabalarına rağmen bunu başaramadılar. Federasyon derneğimizi Mart 2007'de Atina da gerçekleşen 10. Akdeniz Ülkeleri Kızılay Kızılhaç Dernekleri Konferansı dahil tüm uluslararası konferanslara Rum Kızılhaç'ı ile eşit statüde davet etti. Bu durumu da derneğimizin bir başarısı olarak niteliyorum.

   369 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
09 Temmuz 2008, Çarşamba   HALDUN DORMEN, KARPAZ'DA TİYATRO OKULU AÇIYOR...
08 Temmuz 2008, Salı   "KÖPEKLER GELDİ!.." (*)
07 Temmuz 2008, Pazartesi   AYRILAN YOLLAR... GEREKÇELER... MEDENİ CESARET...
06 Temmuz 2008, Pazar   Laforizmalar
05 Temmuz 2008, Cumartesi   HALKTA İPSARO DUYARLILIĞI...
04 Temmuz 2008, Cuma   44 yıllık ömrünün 28 yılı hapiste geçti!..
03 Temmuz 2008, Perşembe   Doğa yağmacılığının yeni hedefi : İpsaro!..
02 Temmuz 2008, Çarşamba   Kuzey Kıbrıs'ta bir rüyayı yaşamak... (*)
01 Temmuz 2008, Salı   İngiltere tarihinden trajik bir sayfa...
30 Haziran 2008, Pazartesi   EKONOMİNİN DENGE UNSURU: EŞEL MOBİL...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

SUÇ KİMDEDİR...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Talat, boşuna nefes tüketiyor...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALDUN DORMEN, KARPAZ'DA TİYATRO OKULU...

Bilbay Eminoğlu

Sendikaların gözü hükümette

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FA...

Sevilay SADIKOĞLU

Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital