|
Bu işin sorumluluğundan ve vebalinden hiçbir yetkili kendini arındıramaz...
Ne Cumhurbaşkanı ve ne de Başbakan...
Ne Cumhuriyet Meclisi Başkanı ve ne de Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı...
Ve hele elektrikten sorumlu Maliye Bakanı... Lefkoşa'nın çok konuşan ama konuştuğu kadar iş yapamayan belediye başkanı hiç ama hiç arındıramaz...
Ülkenin çevre ve doğal zenginlikleri için seferber durumda olduğu havalarını basan Doğan Sahir'in Yeşil Barış'ı, hakeza... Artık adı "Yeşil Palavra"ya çıkan bu hareket de, büyük vebal altındadır... Son günlerde lale ve ipekböceği festivalleri için seferber olan bu hareket, yılın en büyük çevre ayıbına karşı iki satırlık bir bildiri bile yayımlamadı... Mevsimlik lalelere ve ipekböceklerine gösterdiği ilgiyi, tüm mevsimlerin zenginliği olan yeşil alanların kıyımında gösteremedi...
Küresel kuraklığın dayattığı anormal iklim koşulları nedeniyle bir daha benzerlerini yaratamayacağımız yeşil güzelliklerimiz, vurdumduymazlık yüzünden haritalarımızdan siliniyor...
* * *
Gerçekten inanılacak gibi, övündüğümüz uygarlığımızla bağdaştırılabilecek gibi değil.
Lefkoşa Türk Belediyesi ile Elektrik Kurumu arasındaki bir elektrik uyuşmazlığı yüzünden başkent Lefkoşa'nın parkları tam 117 gündür geceleri zifiri karanlıkta ve tek damla suya hasret bırakılırken, çevremiz ve doğamız söz konusu olduğunda en yüksek perdede ahkam kesenler sus pus oldular ve kıllarını kıpırdatmadılar...
Başkentteki çevre skandalı dal budak salmaya başladığında yazdığım ilk yazıda devletin tüm değerlerinden sorumlu olan Cumhurbaşkanı'nın, Cumhuriyet Meclisi'ndeki Çevre Komitesi'nin değişmez başkanı Cumhuriyet Meclisi Başkanı'nın ve icraatın baş sorumlusu Başbakan'ın devlet bünyesindeki bu uyuşmazlığa müdahale etmeleri gerektiğini vurgulamıştım...
Çevre ve doğa konuları açıldığında çok parlak söylevler geçen bu sayın yetkililerimiz 116 gün boyunca duruma müdahale etme gereğini duymadılar. Felaketi oluruna bıraktılar... Ve ortaya çıkan hazin manzara şimdi şu:
Elektrik enerjisi olmadığından motorları ve hidroforları çalıştırılamayan, sulama sistemleri devreye konulamayan Lefkoşa parklarının büyük bölümünde tam bir mahviyet gözlenmeye başlandı... Çimlerin tümden kuruduğu yetmezmiş gibi, güzelim fidanlar ve öteki bitkiler de şömine ve fırın malzemesine dönüştü!.. Güneş battıktan sonra zifiri karanlığa bürünen başkent parkları, karanlık amaçlı işlerin mekânı oldu... Fuhuş, uyuşturucu ve alkol bağımlılarından başkasına kucak açmıyor şimdi karanlık parklar... Kendilerine en fazla ihtiyaç duyulan dönemde, belediyenin zabıtaları da gece nöbetlerine gelmez oldu...
Parkların bu durumunu başkentimizin belediye başkanına anlatabilmek için Belediye Sarayı'na giden vatandaşlardan aldığım şikayettir: "Onu görebilmemiz ne mümkün... Ya toplantıdadır, ya da makam odasının dışındadır..."
Bir okuyucu mektubunda da aynen şu satırlar var:
"İlk Cumhurbaşkanı Sayın Denktaş, ciddi iç sorunlar yaşandığında duruma müdahale eder ve çözüm için ağırlığını koyardı. Şimdiki Cumhurbaşkanımız Sayın Talat ise sadece Kıbrıs sorunu ve dış siyasetle ilgilenen bir tavır sergilemektedir. Devletin iç sorunlarını Cumhurbaşkanlığı nasıl gündeminin dışında tutar? Çevreyle ve bahçe işleriyle çok yakından ilgili olduğunu bildiğimiz Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın başkent parklarının elektriksizlik ve susuzluk yüzünden yok olmasına ilgisiz durmasını ben ve benim gibi birçok kişi içine sindiremiyor."
* * *
Başkent parklarının ölüme mahkum edilmesine benim yanım sıra tepki koyan meslektaşlarımın ve çevre sevdalılarının uyarıları da umursanmadı...
Örneğin, YENİDÜZEN gazetesi, yazılarımdan da alıntı yaparak park skandalını fotoğraflı olarak manşetine taşıdı... Çeşitli TV programlarında konu irdelendi... "Vatan"da sevgili Ali Tekman, "Kıbrıs"ta sevgili Dr. Orhan Aydeniz uyarıcı yazılar yazdı... Erozyonla Mücadele Derneği bildiri yayımladı... "Afrika" yazdıklarımı sayfalarına aktardı... Parklara yolu düşen ve fecaati gören yüzlerce vatandaş bu skandalı konuşur oldu... Ama skandalı sona erdirmesi gereken yetkililerden "tık" gelmedi...
Nerede o Lefkoşa'yı umursayanlar?... Çağlayan'daki parkın adına "Ankara" sözcüğü eklendi diye kıyameti koparanlar, başkentimizin diğer parkları yok olma sürecine girerken neden köşelerine çekildiler?..
Eski Belediye Başkanı Kutlay Erk, Kumsal Parkı'nın beşte birini otoparka dönüştürme düşüncesini açıkladığında yeri yerinden oynatmış ve o girişimi durdurmuştuk... Şimdi ise parklarımızın tümü çöle dönüştürülürken, çevreye duyarlı bildiklerimiz üzerlerindeki ölü toprağının altına siniyorlar... Neden?...
Özel sermayenin trilyonluk elektrik borçları bir çırpıda bağışlanırken, belediyenin elektrik borcu bahane edilerek halkın nefes borularının elektriği kesiliyor...
Başkentimizde bir daha yeşillenmemecesine çölleştirilen parklar, birer çevre değeri olarak çocuklarımızın bize emanetidir. Emanete hıyanet edenleri ve inatla buna kayıtsız duran herkesi, büyük ayıbın 117'nci gününde buradan protesto ederim...
|