Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Sigara artık yasak
Annesini dövdü, tutuklandı
Mecbure Esen kurtarılamadı
Banka soygunu soruşturması sürüyor
Cinayette son 4 gün
Şimdi de Avrupa sallanıyor
Büyük Av açılmadan, kaçak av başladı
Greeny sarmaşıkları Girne'de tanıtıldı
"Cezaeviyle ilgili iki önemli hususta anlaşma sağlandı"
Futbolda transfer dönemi sona erdi

YORUMLANANLAR
Arasta'ya 6 milyon [1]
Piknik alanı değil çöplük [2]
Özmen Yılancılar baba oldu [2]
Türkiye'de saldırı, 15 asker şehit [1]
Güney zengin Kuzey pahalı [2]
Rum muhalefet kanadından gençlerin tutuklanmasına sert tepki [2]
BİR YASTIKTA 50 YIL [1]
Çağlar ve Özgürgün, AKPM'nin Kıbrıs kararını değerlendirdi: [2]
Kıbrıs Türk tarafına tuhaf çağrılar yapılıyor [2]
Lefkoşa'ya cami yapacakmış [19]
Tadı bozuk, yenecek pilav değil [1]
Cezaevini yaktılar [2]
Rumlar AKPM kararına tepki gösterdi [1]
Rapor tek taraflı [3]
Kermiya'da bayram izdihamı [4]



"AYHAN HİKMET" AİLESİ'NDEN İTİRAZ:"ADINI KULLANMAYIN!.."

Ahmet Tolgay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   14 Haziran 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Çeşitli kişi ve kurumdan, çeşitli konuda yığınla mail yağıyor...

   Günümün büyük bölümü bunlarla ilgilenmeye, gereklerini yerine getirme uğraşlarına gidiyor...

   Geçen perşembe günü mail kutuma düşen mektuplardan biri, benim için çok ilginç, hatta şok edici idi...

   Müzisyen Aydın Hikmet'in imzasını taşıyordu o mektup.

   Sevgili Aydın Hikmet, değerli ve üretken bir sanatçı... Kendini Ankara'ya "zorunlu sürgün" ettiği dönem dahil, yıllardan bu yana tanıdığım ve konuştuğum birisi. Bir Lefkoşalı ve hatta "Hikmetağalar Ailesi"nin yakın komşusu olarak, ailesel trajedilerini de çok iyi bilenlerdenim...

   Bu tanışıklıktan gelen ilgiyle mektubunu özel bir dikkatle okuyorum sevgili Aydın Hikmet'in... Ve onun, ağabeyi merhum-maktul avukat Ayhan Hikmet konusunda ilk kez bu denli kırgın, isyankar ve sitemkar bir dil kullandığına tanık oluyorum. Oysa, ağabeyi ile ilgili trajedide genellikle sessizliği yeğlemekteydi kaç yıldır...

   Aydın Hikmet'in kırgınlığı ve sitemleri Başbakan Ferdi Sabit Soyer'e... Bu tavrın nedenlerini onun aşağıdaki satırlarında bulacaksınız.

   Ama asıl önemli olan, sitemlerin sunulmasından sonra gelen o istek... Aydın Hikmet, merhum ağabeyi "Ayhan Hikmet"in adının artık dillere dolanmasından vazgeçilmesini istiyor net ve kesin ifadesiyle...

   Mektupta, "Ayhan Hikmet'in istediği anlamda bir demokrasinin henüz ülkemizde gerçekleşemediği"ne de vurgu yapılmakta.

   Müzisyen Aydın Hikmet kim?..

   50'li yılların sonunda, diğer avukat ve gazeteci arkadaşı Ahmet Gürkan'la birlikte aynı gece, toplumda ve dışarıda büyük yankı yaratan o ünlü siyasi cinayete kurban giden, maktul Ayhan Hikmet'in hayatta kalan son ve en küçük kardeşi. Hikmetağalar Ailesi'nin de yaşça en büyük bireyi...

   Dolayısıyla Başbakan Soyer'e seslenen bu satırlar, Hikmetağalar Ailesi adına kaleme alınmış tarihi bir belge niteliğinde...

   Aydın Hikmet, yazısının köşemde "KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer'e Açık Mektup" şeklinde yayımlanmasını rica etti. Noktasına ve virgülüne dokunmadan aynen sunuyorum:

   "Sayın Ferdi Sabit Soyer

   KKTC Başbakanı.     

   İlki 26 Şubat 2008 Salı günü, sonuncusu ise 2 Haziran 2008 Pazartesi günü olmak üzere dört kez Başbakanlık mekanına gittim. Takıldığım polis bariyerinde, içeriye girmeme izin verilemeyeceği bildirildi ve geliş nedenim soruldu. Sayın Başbakanla görüşmek istediğimi söyledim. İsteğim telefonla yukarıya aktarıldı. Gelen yanıt olumluydu. Telefon numaralarım alındı ve arayacaklarına dair söz verildi. Beklemeye koyuldum. Zaman geçti. Ses çıkmadı. Unutulmuş olabilir düşüncesiyle başvurumu üç kez tekrarladım.

   Son gidişimde, telefonla da olsa kendisiyle görüşmeme fırsat tanıyan sekreter hanımdan, randevu temin edemeyecekse bunu bana açıkça bildirmesini rica ettim. Sekreter hanım olumsuz düşünmememi, biraz daha beklememi salık verdiler. 'Biraz daha' dedikleri sürenin kısa tutulmasına yararı olabilir düşüncesiyle, ziyaretimin merhum Ayhan Hikmet ile ilgili olduğunu belirttim. Yine beklemeye koyuldum. Yine zaman geçti. Yine ses çıkmadı.

'Demek ki bugünün görgü kuralları benimsenmeyen istekleri susarak geçiştirmeyi öngörür' diye düşündüm ve ekselanslarıyla görüşme şansım olmayacağını anlayıp ümidi kestim.

Zat-ı alilerine, gazeteci-yazar Sn. Ahmet Tolgay'ın köşesi aracılığı ile ulaşmak zorunda bırakıldığım için doğrusu üzgünüm.

Sayın Başbakan;

   Ayhan Hikmet'i dilinizden düşürmüyor, devamlı surette gündemde tutuyorsunuz.

Her yılın şubat ayında mezarı başında toplanıp övgü dolu sözler söylüyorsunuz. Konuşmalarınızda, aralıksız olarak 'Demokrasi Şehidi' tanımını kullanıyorsunuz.

Bunlardan dolayı size müteşekkirim. Lakin önemli bir hususa değinmeye de mecburum.

Bu çok önemli husus, bazı gerçeklerden sanki haberdar değilmişsiniz izlenimi uyandıran tutumunuzdur. Bu gerçeklerden bir kaçını örnek vermeme müsaade eder misiniz?

   1- Ayhan Hikmet'in savunduğu anlamda bir demokrasi bu ülkede henüz gerçekleşmemiştir. Bunun en açık kanıtı, maktul Ayhan Hikmet'in oğlu Mehmet Emin Hikmet'in, babasının kabrini ziyaret etme imkanına dahi sahip olamayışıdır.

   2- Ayhan Hikmet adından hâlâ rahatsızlık duyanlar vardır. Siz durmadan ondan söz ettikçe, onlar da durmadan galeyana geliyorlar ve yıllardır tükenmeyen kin ve öfkelerini akıtmaya başlıyorlar. Bu belki sizi rahatsız etmiyor ama, ailesi olarak bizleri çok üzüyor.

   Gerçekten bunları hiç mi düşünmediniz Sayın Başbakan?

Derhal belirteyim ki sizden bir beklentimiz yoktur. Zaten sizin de bizimle alakalı bir niyetiniz yoktur. Biliyorum. Bilemediğim meramınızın ne olduğudur. İhtiram mıdır? İstismar mıdır? Onu ancak siz bilebilirsiniz. Benim meramım ise sadece sizden istirhamımdır. Ayhan Hikmet'i dilinize dolamaktan lütfen artık vazgeçin. Bunu sizden bütün samimiyetimle rica ediyorum. Üstelik, çok sevip saydığım merhum babanız Sabit ağabeyin hatırı için.

 

   Saygılarımla

   Aydın Hikmet."

 

   547 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ekim 2008, Salı   Ülkemizdeki yabancıların sorunları...
06 Ekim 2008, Pazartesi   DEVEKUŞU KÜLTÜRÜ...
05 Ekim 2008, Pazar   Güncel bir sohbet...
04 Ekim 2008, Cumartesi   LAFORİZMALAR
03 Ekim 2008, Cuma   SİLGİSİZ RESSAMLAR... (*)
02 Ekim 2008, Perşembe   AVVVVVVVVVV!..
01 Ekim 2008, Çarşamba   TAŞKINKÖY'DEKİ ÇEVRE SORUNU...
30 Eylül 2008, Salı   ELEKTRİĞİNİZ BOL OLSUN...
29 Eylül 2008, Pazartesi   İYİ EĞİTİLMİŞ CANAVARLAR...
28 Eylül 2008, Pazar   EFSANELER ADASI KIBRIS...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3326 1.3419
1 STERLİN 2.3424 2.3598
1 EURO 1.8113 1.8240



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ...

Ali Baturay

CEZAEVİNDEKİ SORUNLAR

Hasan Hastürer

"Beş YTL'lik dana eti kuyruk yağı ...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Ya; Talat, KKTC'den söz etseydi?...

Ahmet Tolgay

Ülkemizdeki yabancıların sorunları...

Bilbay Eminoğlu

Görünen köy kılavuz istemez

Omaç BAŞAT

Sabır taşı çatlamaz...

Hüseyin EKMEKÇİ

Cezaevi mi?

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİ...

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

ABD hegemonyası zayıflıyor

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital